Zor Bir Yılın Ardından..

 

Hoş geldin 2026

2025 yılının da son gününe geldik.

 İkibinli yılların ilk çeyrek yüzyılını geride bıraktık. Bugünden şöyle bakınca'' ne çabuk geçmiş'' diyorum. 

Kendi adıma bu yıl güzel geçti. İstediğim, olması için dualar ettiğim şey yeni yılın ilk haftasında gerçekleşti. Mutlu oldum, şükrettim. Sonrasında da küçük ailem içinde her şey yolunda gitti, seyahatlere çıktık, şehrimizde güzel vakitler geçirdik, keyfimiz ,sağlığımız yerindeydi. Artılarımız eksilerimizden çok daha fazla oldu, çok şükür. 

2026 nelerle gelecek belirsiz . Küçük ailemizde her şey yolunda olsa da yaşadığımız toplumda maalesef halimiz nicedir iyi değil. 2025 de daha da ağırlaştı bu tablo. 2026 ise şimdiden hiç iç açıcı görünmüyor. Epeydir unuttuğumuz bir korku tüneline girmiş gibiyiz. 

Hayat pahalılığı zaten almış başını gidiyor. Nereden, neyi kısacağız diye düşünür olduk. Yokuş aşağı gidiyor gibiyiz. Yılın özetini çıkarmaya kalksak, memlekette yaşayan çoğunluk için iyi bir şey bulmak zor. Eğlenceli ,mutlu eden, refaha erdirecek ne varsa eksik. Şöyle bir düşününce olumsuz bir çok olay aklıma gelirken olumlu bir şey gelmiyor. Olumlu olanlar da ''eşeğini kaybedip sonra bulanların sevinci '' kadar. 

Artık ülkemizde çoğu şeyi yazmak, yorumlamak, benzetme de bulunmak bile tehlikeli hale geldi. Terör olayları tekrar başlar mı? Yine kimi gözaltına almışlar? İha mı düştü, uçak mı düştü? İstanbul depremi ne kadar yaklaştı? Ocakta kim bilir hangi zamlar sırada? Var da var,sorular bitmiyor..

Ama velakin..

 Adet olduğu üzere; ''Havalar nasıl olursa olsun ,bizim havamız iyi olsun'', diyerek yeni yılın son yazısını yine de güzel dileklerle,umutla  bitirmek istiyorum.

Bunca karmaşanın içinde şunu biliyorum:
Biz hâlâ bir sofrada buluşabiliyor, bir çayı paylaşabiliyor, birbirimize “iyi ki varsın” diyebiliyoruz.

Yeni yıl; büyük laflar etmeden gelsin.
Sabahları biraz daha hafif uyanalım mesela.
Güldüğümüzde içimiz burkulmasın.
Çocuklar korkmadan hayal kurabilsin. Gençler yarınlarını umutla beklesin.

2026, kalbimizi koruyan bir yıl olsun.
Azla yetinmeyi değil,
çokça iyiliği hatırlatsın.

 

 Mutlu yıllar....


Kış Lezzeti; Salep

 


☕✨Soğuk bir kış günü, elleri ısıtan bir fincan salep… Daha ilk yudumda insanı eski zamanlara götüren, yoğun kıvamı, tarçın kokusuyla içi ısıtan o tanıdık lezzet. Havalar soğuyunca aklıma gelen ilk içecek. Salep sadece bir içecek değil; biraz nostalji, biraz şifa, biraz da gelenek aslında.Mahallemizin dondurmacısı kış aylarında salepte satıyor, gerçekten leziz.  

Salep, nedir derseniz; Anadolu’da yetişen bazı yabani orkide türlerinin yumrularından elde edilen doğal bir tozdur. Bu yumrular kurutulup öğütülerek salep haline getirilir. Asıl salep oldukça kıymetlidir çünkü orkide bitkisi yavaş büyür ve doğada sınırlı olarak bulunur. Bu yüzden günümüzde çoğu hazır salep karışımı nişasta ağırlıklıdır; gerçek salep oranı oldukça düşüktür. 

Salebin geçmişi Osmanlı dönemine kadar uzanır. Özellikle kış aylarında sokaklarda satılan sıcak salep, kahvehanelerin ve saray mutfağının da vazgeçilmezleri arasındaydı. O dönemlerde sadece içecek olarak değil, güç verici ve iyileştirici özellikleri nedeniyle de tüketilirdi. 

Gerçek salep, içerdiği doğal lifler sayesinde:

  • Boğazı yumuşatır, öksürüğe iyi gelir

  • Soğuk algınlığında rahatlatıcıdır

  • Tok tutucu özelliği vardır

  • Mideyi yatıştırır

Elbette bu faydalar gerçek salep için geçerlidir; hazır karışımlar aynı etkiyi göstermez. 

En klasik haliyle süt ve şekerle pişirilir, üzerine tarçın serpilerek servis edilir. Bunun dışında:

  • Dondurma yapımında (özellikle Maraş dondurması)

  • Muhallebi ve sütlü tatlılarda

  • Bazı yörelerde sıcak içeceklerin kıvamını artırmak için

kullanılır.  

Not; Yazım şekli olarak eskilerde daha çok Sahlep kullanılır, sözlüklerde öyle geçerken, zamanla halk arasında yaygın söylenişi Salep kelimesi de kullanım olarak resmi kaynaklarca doğru kabul edilmektedir.