Bugünlük Düşünceler..

 

İstanbul bu yıl aşırı yağışlı günler geçiriyor. Belki de şansımıza çünkü yağmasa kesif bir inşaat toz bulutu içinde nefes almaya çalışacağız. Bu yıkılan evlerden çıkan toz bulutları için çare olarak bir hortum aracılığıyla sıkılan fıskiye inceliğinde sulardan medet umuluyor. Maksat toza çözüm var mı? Evet buyurun  işte de kamyon, üzerinde  elinde hortumla bir adam, yıkılan blokların üzerine aralarda su sıkıyor. Böyle de yıkım sırasında çevre kirliliği ve halk sağlığı düşünülüyor , yani. 

Halk sağlığından konu açılmışken, evde oturmuş dizi izlerken kapı çaldı. Sevgili beyim açtı. 

''Merhabalar, biz aile sağlığı merkezinden geliyoruz.'' Bende hemen kalkıp kapıya gittim. Beni de görünce; ''Ne hoş hastalarımız varmış'' dedi. Genç, uzun boylu, karnı burnunda doktor kızımız. Yanında da hemşiresiydi sanırım başka bir genç kadın. Kimlik gösterme zahmetine katlanmadılar. Biz de sormadık. Güven duygusu ama bu devirde çok yanlış. Neyse. Sitede yatağa bağlı bir hasta için gelmişler, gelmişken de bize uğramışlar. Sadece bize mi yoksa tüm kapıları çaldılar mı bilemem. Devletin ücretsiz yaptığı bazı kanser taramalarından bahsettiler. Kalın bağırsak, meme kanseri, rahim ağzı kanseri vb. Bu konuda telefonlarımıza da mesajlar geliyor.Bu taramaları yaptırmamız konusunda tavsiyede bulundular. Hiç ilaç bile yazdırmaya gelmiyorsunuz, diye serzenişte bulundular. Biz de biraz şaşırmış halde dinledik. Sonra,memnun olduk bekleriz ,diyerek gittiler. E nabıza girdim baktım ,ev ziyareti yapılmıştır, görüşlerimiz nedir? diye düzenlenmiş bir anket var.Ne diyelim. Allah kolaylık versin onlara. Ne ihtiyaç olsun , ne de eksiklikleri olsun sağlık çalışanlarının.

Ülkemiz hiç iyi halde değil a dostlar ah ki ah.!

 Dün bir cani Afyon'da katliam yaptı. yayın yasağı konulana kadar internetten gördüğümüz dokuz can kaybı var. Neler oluyor böyle. İstanbul'da marmaray da hemen her hafta ''üzücü olay'' diye anons geçtikleri int*har vak'aları oluyor. Haber bile yapılmıyor. Ama marmarayı kullananlar görüp ,biliyor. Bir m*nyak çıkıp yolda bekleyen kadına şiddetli bir tokat atıyor, elim çarptı diyor. neyse ki gözaltına alınıyor. Yağmurlu havada suya bassan elektrik çarpıyor. Ya hu! Doğa güzeli peri bacaları çöküyor altında gencecik insanlar can veriyor. Daha da ne olsun. Bunlar en yakın zamanda ilk aklıma gelenler. Rast gele yaşıyor gibiyiz. Her an bir şey olabilir endişesi ile. Bunları halının altına süpürüp aman hayat ne güzel diye yaşamak ,kolay mı? Mutlu, huzurlu bir ülkede yaşamak arzumuz çok mu büyük bir hayal?

Bilmiyorum, bir ben miyim perişan? Gecenin karanlığında..

Doktorlar beden sağlığı ile ilgileniyor. Ancak bedenlerimizden önce ruh sağlığımızı düzeltmek lazım, sizce de öyle değil mi? 

zor görünüyor dostum zor..


Kırk Yılda Bir..

 

İstanbul Üniversitesi Bahçesi


Beyazıt Kulesi

Ekim ayının son haftasında heyecan ,duygu ,nostalji dolu bir etkinliğimiz vardı. Okuldan mezuniyetimizin 40.yılını kutladık. Dile kolay, söyleyince upuzun bir zaman tüneli hissi veren kırk yıl. Kırk yıl dilimizde çok güzel anlatılar için kullanılır.

 Mesela benim kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi okuldan mezun olduktan yıllar sonra yeni bir yıllık çıkaracağımız. Mezuniyetten beri görmediğim pek çok okul arkadaşımla kırk yılın başında bir araya geleceğimiz. Böyle güzel olaylar kırk yılda bir olur insan ömüründe. Nasipse. Aşağıda gördüğünüz insanlara kısmet oldu kırk yılda bir olabilecek güzel bir günü yaşamak.

Gündüz okulda tören, akşam da Hiltonda gala yemeği vardı. Okuldaki törende değerli hocalarımız bizi yalnız bırakmamıştı. Prf.Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Prf.Dr. Burhan Şenatalar ve Prf.Dr. Cemil Oktay bizimle birlikteydi. Gurur duyduk. 40.Yıl Mezuniyet yıllıklarımızı bizlere onlar takdim etti. En güzeli de buydu sanırım. Emek veren arkadaşlarımız çok başarılı bir iş çıkardılar. Malumunuz okul yıllıklarında arkadaşlar birbirleri hakkında duygu, düşüncelerini yazarlar. Bu yıllıkta her birimiz kendimizi anlattık. Anılar, geçmiş, öğrencilik ya da şimdimiz. Ne istersek onu yazdık. Komitemize gönderdik. Onlarda çok güzel kotardılar bu işi. Çok değerli  öğretim üyelerimiz, hocalarımızla röportajlar yaptılar, yıllıkta onların yazıları da vardı. Tabi ki aramızdan ayrılan arkadaşlarımızda unutulmamış onlarla ilgili anılarda yıllıkta yer almıştı. Üstelik bu yıllık aynı zamanda bir *almanak niteliğindeydi. Gerçekten bu çalışmayı yapan arkadaşlarımız büyük emek sarf ettiler ve sonuçta unutulmaz bir anı olarak, hepimizin evinde en güzel köşede yer alacak birer hediye verdiler bizlere.

Bu okulun giriş salonu ve arkadaki rölyefte ''Gerçekleri Söylemekten Korkmayınız. M.Kemal Atatürk''
yazısı var. Böyle de güzel bir girişi vardır okulumuzun..

*Not: Almanak, geçmiş yıllara ait, takvimsel olayların tarih sırasına göre özetlendiği kitaplardır. Tarihi, siyasi, kültürel, sportif, popüler olayların bir nevi arşivlenmesidir.



Kasım


 Kıyıda köşede büyümüş duvar sarmaşıklarının en güzel renklere büründüğü ay geldi. Kasım ,aynı zamanda yaklaşan yılsonu demek. Ya da yeni yıl.. İstanbul yine yağmurdan, gri bulutlardan gözünü açamıyor. Etraf yeşil yosun bağladı. Rutubetli hava yüzünden, sokaklar daim ıslak, otlar hep yeşil, coşkulu. Adeta Karadeniz iklimi ciğerimize işliyor.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız ile ilgili ''coşkulu kutlamalar'' yapıldı. 28'i çarşamba yarım gün, perşembe tam gün resmi tatil nedeniyle cumayı da birleştirip izne çıkanlar dün itibari ile döndüler.Kızım havaalanın anormal kalabalık olduğundan yakındı. Gittikleri yeri beğenmişler ama iki günden fazlası sıkar ,diye öngörüş bildirdi akşam telefonda. Oğlum evden çalıştı ,onlar cumayı izin bağlamamışlar. Ayvalık'taki pansiyonlarını kış dönemi kapatıp dönen kardeşim ve eşi ziyarete geldiler. Sadece bir kahve içimi. Kendi yaşadıklarım dolayısı ile bazen kardeş kavramının fazla anlamlandırıldığını düşünüyorum.
Hatta akrabalık ilişkilerine fazlaca mana veriliyor. 
Etrafta yine fazlaca dönüşüm yıkımı var. Bu kez caddemizin karşı tarafı, tren yolunun hemen kenarındaki bitişik nizam, dörder katlı apartmanlar yıkılıyor. Yerine kaç kat çıkılacak kim bilir? Azıcık kalan deniz manzaramız yok olmak üzere. Beton manzaramız artıyor. Neyse yağmurlu havaya denk geldi de toz kalkmıyor. Sarı damperli kamyonlar sıra sıra dizili bekliyor. 

Evdeyiz çünkü yine sevgili beyim kas spazmı oldu. Evden çıkamayınca  dizilere verdik kendimizi.  Behzat Ç.Çekiç ve Gül'ün  yeni sezon bölümleri vardı. İzledik. Karışık olmuş biraz. Olsun, Behzat Ç.en sevdiğim dizlerdendir. Erdal Beşikçioğlu hala tutuklu. Dizinin sonundan gerçek hayata devam etmiş gibi olmuş. Valla yazık! Ne yazabiliyoruz duygularımızı ne konuşabiliyoruz artık. Bu yavaş olduğu için kanıksadık, normal geliyor. 
Ama değil aslında.
 Akşam Fenerbahçe yenilince eşimin moral yine yerlerdeydi. Neyse ki kas gevşetici içiyor da fazla sinir ve üzüntü yapmadı. Malum bu ilaçlar rahatlatıyor. GS lı olarak ben bile üzülüyorum artık bu FB nin haline. Çünkü tüm çekirdek ailem FB'li.