#ayvalıktayaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#ayvalıktayaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şehir Susmayınca

 

Sıcaklar başlayınca açılan tüm pencerelerden içeriye, çevredeki dönüşümün yıkım sesleri  doluyor. Kimi binayı yıkıyorlar, yıktıklarının temelini kazıyorlar, koca kamyonlar daracık sokaklardan hafriyat çıkarıyor. Kimine beton mikserleri gelmiş beton döküyor. Bir hengame içinde.Kartal uzun yıllardır görmediğimiz, toptan bir dönüşüme girdi. Yıkılanların yerine yapılanlar, on beş -yirmi kattan aşağı değil. Nasıl yaşanacak, bilmiyorum. Bu arada yeni inşaatlardan birisinin okul olduğunu öğrenince çok  mutlu oldum. Hem de teşkilatı sağlam, ana okulu, ilk orta lise bir arada kampüs tarzı olacakmış.hadi bakalım. Çocuklarım büyüdü ama etraftaki bunca yapılaşma karşısında, hiç yeni okul yapılmamasına üzülüyordum doğrusu. Nihayet bu eksikliği görmüşler. Amaa , ama İstanbul bunaltıyor.

***

Sonra bizde hadi Ayvalık'a gidelim dedik.

Ayvalık
Ayvalık 

***

Geleli bugün tam bir hafta oldu. Deniz güzel, hava sıcak, etraf sessiz. Sadece kumruların hiç bıkmadan yorulmadan guguuk ,guguuk.. ötüşleri, ağustos böceklerinin çaldığı sazlar ve denizden gelen çocuk sesleri bu sessizliği bozuyor.

Ağustos böceklerine kim tembel diyebilir ki? Hiç durmadan cırıldıyorlar. 

Toparlama.

Bayram tatilinde Ayvalık yine aşırı bir kalabalıkla karşılaştı. Dar sokaklar, küçük caddeler trafikle cebelleşti. Biz yazlıkçılar tabii ki mecbur değilsek Ayvalık'a inmedik. Sabah yürüyüşte akşamdan plajda eğlenen kalabalığın çöpleri etrafa saçılmıştı ,yine. Boş içecek şişeleri /hatta bazıların kırıp atmışlar çok tehlikeli/ yiyecek artıkları ,her türde çer çöp etrafa saçılıp bırakılmış. 
Etrafta çöp kutusu az evet ama olmak mecburiyetinde değil. Çöpünü alırsın yanına çöp kutusu bulduğun yere atarsın. Bu gibi kutular  ufak tefek çöplerin atılması için konulmuş, kutuların yanına torba torba bırakmışlar ama gelip alan yok. Çöpün yanında, epey önce yapılan beton bankları da geçen sene yine böyle kalabalık bir zamanda kırıp hallettiler. Onu da gelip tamir eden yok. 
Paslı demirleri çıkmış, kırık dökük duruyor.
Oysa bu sahil hem sakinliği hem manzarasıyla o kadar güzel ki. Ve etrafındaki evler o kadar bakımlı ki. Herkes evinin bahçesine şahane bakıyor, çimini, çiçeğini ihmal etmiyor ama bahçe duvarının ötesi ummurunda değil. 

Burası da instagram hesabı açıp ''en iyi tostu ben yaparım'' diye reklamını yapmaya başladıktan sonra dışardan epey müşteri edinen; sahilimizin salaş mekanı, biricik tostçusu. Bu civarın tüm çocukları ve gençleri buradan tost yiyerek büyüdük ve kesin hepimizin midesi bu tostlar yüzünden bir kez bozuldu:)) Bu bir gerçek ama yine de tostu çok lezzetliydi.Sadece tost değil, dondurma ,gazoz, ayran ye iç sen sonra babandan alır bizim tostçu nasılsa . Sonuçta babanda akşamları burada müzik eşliğinde takılacak,bir arpa suyu içecek belki. Taş oynayacak, muhabbet edecek. O da bu yazlıkta büyümüş ve tabii ki buradan çok tostlar yemiş. Ben uzun süredir yemedim, ağır geliyor artık öyle sosisli ketçaplı falan. Ama gençken ne lezzetli geliyordu. Şimdi artık tabii ki daha temiz çalışıyor, malum devir iletişim devri hele biri beğenmesin tostunu ,tüm şöhreti biter.. İnstagramdan görüp gelen çok oluyor. Biz bundan memnun muyuz? Değiliz pek. Sahilimiz çok kalabalıklaşıyor . Küçük bir plaj çünkü burası kendi halinde. Gelen de sükutu hayal oluyordur. Herşeyin reklam olduğu dönemleri yaşadığımız için azıcık bile adı çıkınca bir yerin ,hemen toplaşıveriyoruz. Neyse, bizim tostçumuz kazansın isteriz belki ilerde zincir kurar o da:)
🌞
Evet sevgili okuyucu ,bugün yine kendiliğinden yazılıveren tostçu hikayemden sonra artık şehrime döndüğümü de bildireyim. Ayvalık maceramıza ara verdik. Anayı babayı bıraktık orada, biz döndük. Artık iyice yaş aldılar/her ne kadar kabullenmeselerde/ tek başlarına nasıl idare edecekler, bilemiyorum. Aklım orada kaldı aslında. Tam iki arada bir derede durumundayım bugünlerde.

 
Ama evime döndüğüme  mutluyum. Tabi laptopuma  kavuştuğum için de mutluyum:) Neden götürmediysem artık. 
 

Güzellik Arıyorum.

 Dün gece yağmur bardaktan boşanırcasına yağdı. Havada serin mi serin. Öğle sıcağında biraz sahil yürüyüşü yaptık.

İğde çiçeklerinin kokusu o kadar güzel ki baş döndürücü.

Şezlongların olmadığı bir plajda çok boynı bükük oluyormuş 😊 Oysa bu sahil yazın cıvıl cıvıl.
Geçen yaz iskelede söküldü,o iyi olmuş. Çok eskimişti. Vergisi yüksek geldi site sakinlerine. Benim çocuklar küçükken tadını gayet güzel çıkarmışlardı,
 Ne çok atlarlardı denize iskeleden. (Aşağıda eski hali)

Bende etrafta güzel şeylere odaklanmak istiyorum artık. Tam böyle düşünürken ülkede neler oldu neler yine. Muhalefet partisi yönetici kadrosu mahkeme kararı ile değişiverdi. Kuzenimin evladının da okuduğu bir üniversite pat diye,geceyarısı yayınlanan bir kararla kapatıldı.
Yani vatandaş olarak yine üzgünüm,kırgınım bu hale gelen ülkeme. 
Öyle uzaklara bakıyorum sahilde. Güzel bir şeyler düşünmeye çalışıyorum. 



Gastrofest




Her ne kadar AI beni keyifli çizse de böyle organizasyonlar bana göre değil . Yine de bir uğradık.  
Otobüslerle turları gelmiş, ortam şenlik yeri. Hemen hemen tüm  esnaf yer açmış,tanıtım yapıyor. Sahil tarafında workshoplar, söyleşilerin yapıldığı sahne kurulmuş, plastik sandalyelerde bir çok izleyici var. 
Festivalin yapıldığı yer Ayvalık girişte açılan bir avm de. Açık hava avm si. Güzel bir yer. Merkezde tost yediğimiz tostçu buraya da şube açmış. Tabii ki hemen birer Ayvalık tostu yedik. Malum Ayvalık'ın tostu ünlü😃 Merkezde küçücük bir büfeden buralara gelmesi orijinal tostu yapıyor olmasında saklı bence; izmir tulum peyniri, sucuk, domates biraz turşu. Nefis.

 Sonra yine minibüse atlayıp Ayvalık'a inip şöyle güzel bir sahil keyfi yaptık.
Akşam güneşi bulutların arkasında kavuştururken bira -patates ikilisi eşlikçimiz oldu. Sahilde çocuklar ucuna ekmek bağladıkları misinalarla suda bol bulunan kefalleri tutmaya çalışıyorlardı. Onları izledik.
Güzel bir gündü. 

Eve döndük ardımızdan bir yağmur boşandı ki sormayın gitsin. 
Bu yıl Ayvalık çok yağışlıymış.

Şimdilik Buralardan..


Bir zaman önce Ayvalık 'a geldik. Bir anda çiçekler içinde kaldık. Güller, hanımelleri, mavi çalı çiçekleri, daha neler neler .
Zeytin ve mandalinada çiçeğe durmuş. 
Yollar boştu gelirken.  Buralarda boş henüz. Yazlıkçılar yeni yeni geliyor. 
Komşular birbiri ile hoşgeldin ,ne zaman geldin muhabbeti yapıyor, yine buluştuk diye seviniyor. Bir de İnternet muhabbeti oluyor, bağlattın mı açıldı mı sizinki falan muhabbeti.  Neyse biz bağlattık hemen😊 Şimdi internet var ama dizüstü yok, telefonda ne yazabilirsem artık o kadar.

İlk kez mayısta geliyorum, zeytini hiç çiçekli görmemiştim, mandalinayı da. Güller her daim açıyor.  Diğer çoğu çiçekte.Ama zeytin ve mandalinayı ilk kez gördüm
Bu da malta eriğinin dibinde kendiliğinden çıkıp duvara saran hanımeli. Rahmetli anneannem çok severdi hanımeli çiçeğini. Brnde severim. Küçükken balını çıkartıp yerdik bir de. Yalan yok yine denedim . Tabii ki o zamanların tadı yok🤷‍♀️


 

Gül Reçeli

Bahçede Yediveren Isparta gülleri adeta coşmuş. Bugünlerde bol bol yağan yağmurlardan nasibini almış,mis gibi kokuyorlar. Yumuşacık taç yapraklarını topladık, dökülmeden. 
İyice yıkayıp kuruttuk. Şekerle birleştirdik, kaynattık. 
Mis gibi gül reçelimiz hazır.