Bugünlerde Dünya

 Sevgili okuyucu, 

bu satırların sana hangi nedenle yazıldığı henüz belli değilse de bir müddet sonra klavyenin harflerine hangi sebeplerle basıldığı ortaya çıkar diye ümit ediyorum. Çünkü bu günlerde hiç yazasım yok. Bu savaş hallerini dinlemek mi beni böyle yaptı bilmiyorum. Oysa dünya öyle garip bir yer oldu ki üzülmek istersen seni üzüyor, sevinmek istersen sevindiriyor. Hatta heyecan duyacağın pek çok şey oluyor. Önüne konulmuş çeşitli seçenekler var. Hangisini istersen. 

Ama sevgili okuyucu, bu günlerde üzücü şeyler baskın. İnsanın insana yaptığı zulümler bitmiyor. Filler tepişir, çimenler ezilir derler. Lakin fil de çimen de insan olunca daha da iç acıtıyor. 

Güncel haberlere bakmamaya çalışıyorum. Galatasaray'ı izliyorum, oğlum F1 izlerken ona takılıyorum. Mutfakta sağlıklı şeyler pişirmeye dikkat ediyorum. Mesela dün zeugma'nın tarifiyle mercimek ekmeği pişirdim. Kırmızı mercimekten. Güzel oldu. Yürüyüş yapmaya çalışıyorum ,üşenmezsem. Havalar tam yürüyüş havası, pırıl pırıl güneş, mavi gökyüzü, esinti yok, hafif serin, terletmiyor. Şahane sevgili okuyucu şahane. Belki leylekleri bile görme ihtimali var.

Dün babamı doktora götürdük. Sevgili okuyucu pek iyi bir doktormuş, neye dikkat etti ve tavsiyede bulundu bilsen. Çok hoşuma gitti. İçeri girerken hafif sendeleyen babamın kolundan tuttum.

 ''Oo dedi, mevcutlu gelmişsiniz'' 

''Bakın yanlış anlamayın , nacizane tavsiyem bir baston kullansanız çok iyi olur. Hem sizin ,hem de etrafınızdaki insanlar için büyük kolaylık ve rahatlık sağlarsınız'' 

Aslında doktora başka bir derdimiz için gelmiştik ama doktor hanım güzel bir noktaya değinip konuyu derinleştirdi. Kendi annesinden örneklerle güzel güzel açıkladı, belli yaştan sonra baston kullanmanın gerekliliğini. Bu konu babamın dikkatini çekmiş olacak ki dönüşte ,herşey satan mağazalar var ya oraya uğramışlar. Oradan bir  baston edinmiş. Annem telefonda anlattı. Tabi daha uygun ve kullanışlı bir baston almak lazım. 

Sevgili okuyucu ,yaşlanmak zor. Kabullenmek daha zor. Hepimizde nedense genç kalma arzusu var. Bu yaşlılık evresi ne zaman yaşanacak, yaşanmadan mı bu dünyadan ayrılacağız, belli değil. 

 İyi ki bebeklik halimize özenmiyoruz . Gerçi yeniden emeklemeye çalıştığımız günlere dönmeyi düşünmek bile yorucu

Bugünlük bu kadar, sevgili okuyucu. Şimdilik aklımdan geçenler bunlar. Birazdan sanal market siparişim gelecek. Dünyayı kurtaramasak da kahvaltıyı hazırlayıp, yeni bir gün başlayabiliriz. 

İyi bir gün dileklerimle..


Düne ait..

Güneşli havalara kavuştuk. Dallar tomurcuklanmaya,hafiften yeşillenmeye başladı. Renkli papatyalar saksılarda yerini aldı. Güzel havalar geldi. 
Sahil gelen geçen ,yürüyüş yapan, bebeğini ,yaşlısını, evcilini gezdirenle doldu. Aslınsa bu kalabalık her mevsim var. Çok soğuk ve yağmurlar hariç. İstanbul'da sahil kenarları iyi ki halka açılmış. 
Yoksa nerede nefes alırdık.

Dün sağlık raporlarını uzatmaya gittik. Pandemi sonrası süresiz gibi olmuştu. Artık yıllık veriliyor. Pek kimse yoktu ama doktor acil anjiyo ameliyatına girdiğinden biraz bekledik. Geç çıkacağı belli olunca diğer doktora girdik. Sonuçta yapacakları muayene belli. Raporu alıp çıktık. Bugün de annemle göz doktoruna gideceğiz. Geçen yıl vikrektomi  yapılmıştı. Görmesinde pek bir fayda sağlamadı ama işte kanamalı bölge temizlenmiş, hasar ortaya çıkmış oldu. Sebebi de belli olmadı sarı nokta mı, pıhtı mı? Yine de iyi , idare ediyor. Çok şükür.

Hayatta şükür sebebi çok şeyimiz var. İsyan ettiğimiz, çaresizlik duyduğumuz zamanlarda yok değil elbette. Hepsi geçip gidiyor. Tıpkı suyun bir yerlere akışı gibi. Yüzme bilmeden içine girmeye kalkarsak boğulmak olası ama su sana yüzmeyi bir şekilde öğretir. Çırpına çıpına yüzeyde kalır, akışa kapılır gidersin. Yok  kenardan seyredersen zaten sorun olmuyor. Ne güzel akıyor, bak hüznümü de aldı götürdü der, kalırsın.