#diziönerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#diziönerisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Birkaç Günlük..


Sevgili Nazik Okuyucu; pazar günümü tümüyle Bridgerton dizisinin   4.sozonu ilk kısmına ayırdım. Şimdi dizilerde moda bu, bir sezonu ikiye bölüp kısa aralıkla yayınlıyorlar. Dört bölüm şimdi yayında, şubat sonunda diğer dört bölüm. Dördüncü sezon evin kızlarına değil,  yakışıklı  oğul Benedict üzerine kurgulanmış. Üstelik bir Külkedisi masalı üzerinden. Masalsı dekor ve kostümlere ,masalsı bir konu gelmiş. 

*****

Covid döneminden beri her yıl bir şekilde süresi uzatılan ilaç raporları dönemi sona erdi. Yeniden ilaç raporu çıkarmak için pazartesiye randevu aldım. Çantamı almak üzere sandalyeye hafif eğildiğimde öksürüğümün tutmasıyla belimin tutulması bir oldu. Neredeyse öyle yere paralel kalacaktım. Biraz açıldı oturunca lakin bugün üçüncü gün hala tutuk haldeyim. Yine de canım acıya acıya gidip muayene ve rapor işimi hallettim. 

***** 

İstanbul günlerdir yağıyor, bugün biraz güneş yüzünü gösterdi sanki. Ruhumuz depresif hale geldi gri havadan. Alışkın değil bünye. Bugün pazarımız var, bakalım fiyat artışları ne durumda. Malum aralık ayında 0 olan enflasyon ocak ayında birdenbire neredeyse 5 lere çıkmış. Vah bu indi çıktı oyunları vah!

****


 

pazar


Beni Kandıramazsın isimli diziyi  izledim bu hafta sonu, yapacak başka bir şey yoktu, yine bir ay arayla gribe yani yeni adıyla ''influenza''ya maaile yakalanınca ,n'apalım oturup dizi izledik. 
Karşımızdaki eczane nöbetçiydi bu hafta sonu, önünde kuyruk bitmedi, salgın var diyorlar yine:/ 
Hava da kapalı kış kendini gösterdi nihayet. 
Evde kalan bir muza kararmaya başlayınca kimse rağbet etmedi, muz kendini bir anda çikolatalı,fındıklı bir kekin malzemesi olarak buldu.  
Muzlu kek hem de pasta tadında kek, tatlı hasta iken de mutlu ediyor.

Arada haberlere de baktık ki İstanbul'un iktidar partisi adayı belli olmuş; Murat Kurum. Bakalım bol çekişmeli bir seçim süreci ve heyecanlı bir yerel seçim bizi bekliyor. 
Şuna da bir türlü alışamadım; Türkiye Cumhuriyeti'nin ,tüm Türk halkının, Cumhurbaşkanı olarak ülkeyi yöneten bir kişinin ''Taraf'' olması. Başta kim olursa olsun sanırım buna hiç alışamayacağım. Umarım ilerde değişir bu değişik sistem.
İyi haftalar...  

bir hafta biterken..

 Sağımız solumuz her yanımız yine pozitif çıkıp hasta olan kişilerle dolu. Bir de test yaptırmaktan korkup, öyle böyle hastalığı geçirenler var ki belki de gripler belki omicron, bilemiyoruz. Geçen yolda yürürken yanımdan geçen bir hanımkız, telefonda ısrar kıyamet birilerini davet ediyor; mutlaka gelin, bak bekliyoruz , falan diye. Yanımdan geçti gitti. Dedim şöyle illa gelin, mutlaka bekliyoruz diye tereddütsüz epeydir kimseleri çağıramadım ben :(  Zaten ufacık bir aileyiz, onlar dışında hep bir acabalı gezmeler ,ya kaparsaklı görüşmeler falan.  

Neyse bakalım bu sene bitecek gidecek pandemi ,diyorlar, muhtelif bilim adamları. Olumluya inanmaktan yanayım.

İşte yine evlere kapandık diye, kendimizi dizilere sarmış halde bulduk biz sevgili bey ile;

HELLBOUND (1 sezon)

                                                Bilinmeyen bir zamanda geçiyor.. Zebanilerle dolu, korkutucu)


EMİLY İN PARİS(2 sezon)

                                                  Paris'te geçiyor.. (Lüks ve Paris ve aşk)


THE SILENT SEA (1 sezon)

                                                Ay'da geçiyor... ( Ayda su varmış meğer ama içilmez su,maalesef)


Bir yandan oturup dizi  izlerken boş durmadım tabii ki. İki günde örülüp bitecek bir bere bu. Eldiveni de var,ona başladım şimdi. Dizi izlerken el işliyor, iyi oluyor. 



SQUID GAME



İpucu içerir✔

İzlediğim dizilerden konusunu değişik bulduklarım arasında üst sıralarda yer alabilir; Squıd Game dizisi . Ve ilk kez bir Kore dizisi izliyorum. Şunu gördüm ki toplum olarak sorunlarımız pek bir ortakmış. Komedi, dram,bilimkurgu gerilim  ne isterseniz var bu dizide. Başlangıçta  daha insani duygularla başlayan dizi, sona doğru gelişen olaylarla pek bir kanlı-bıçaklı  hale geliyor.
Olayın kahramanı şeker hastası annesi ile yaşayan ,karısından ayrılmış, henüz 10 yaşındaki kızını ayda yılda bir gören ,annesinin banka kartını çalıp parayı at yarışına yatıran hayırsız bir  Koreli. 
Bir de balıkçı bir kadının  iyi bir üniversiteyi dereceyle bitiren oğlu var ki o da annesini yalanlarla avuturken çalıştığı şirketi milyonlarca dolandırıp kaçak durumda kalmış. Bunlar aynı mahalle çocuğu .
Derken bizim esas Koreli, paraları at yarışlarında kaybedince mafya peşine düşüyor ve bir güzel benzetip parayı bulmazsa yapacaklarına dair tehditler savurup ,süre veriyorlar. Buralara kadar yerli film tadında.
Tam bu sırada Korelinin karşısına, düzgün giyimli yakışıklı bir adam çıkıyor onunla oynadığı bir oyunu kazanmasına karşılık hem para veriyor, hem de başka oyunlar oynamak için ona  kartvizitini vererek kendisini aramasını istiyor. Parayı basit bir oyunla kazanan Korelinin paraya olan ihtiyacı tabii ki onu karttaki numarayı aramaya itiyor ve  akşamına bir araç gelip Koreliyi alarak bilinmeyene doğru götürüyor.
 (Oyuncuları tek tek uber türü taşımaları ''aa!! survıvor mı yoksa bu'' dedirtti.) Meğer gerçek bir hayatta kalma mücadelesi imiş. Uyutulmuş halde getirilen 456 oyuncu geniş bir hangarda tertemiz yataklarda tertemiz giysilerle, klasik müzik eşliğinde uyanırken başlarında maskeli pembe tulumlu eli silahlı gardiyanları ile ıssız bir adada başbaşa kaldıklarından bihaber ,oyunlara başlıyorlar . 
İlk oyun, 'Yeşil Işık Kırmızı Işık'. Oyun alanında  başlayan gerçeklerle şoka giren oyuncular, cehenneme düştüklerinin farkına varıyorlar ama çok geç.
 
Sözün ettiğim gibi ilk Kore dizi deneyimim ,ilginç geldi bana.
1. sezon 9 bölüm. Hafta sonu bir solukta izledik. Bu aralar dizi gündemini bir hayli meşgul eden dizi izlenebilir kalitede. Tavsiye olunur.  

50 M2 , Sisli günler..

 

Dün sis bastı aniden. Sabah saatleriydi, Büyükada'ya doğru ,batıdan duman gibi bir bulut gelip yayıldı, denizle birleşti ,adanın tepesi açıkta kaldı. Çok uzaklarda görülen ulu bir dağ tepesi gibi. Sonra o bulut tüm denizi, tüm adayı kapladı,yok etti, taa bizim evin önündeki caddeye kadar geldi ,kaldı orada. Bir sis bulutunun tam sınırında bulunmamıştım sanırım. Bir sisin yayılmasını da izlememiştim evdeki pencereden. Kısıtlama halleri işte, evden dışarıyı izleme aktivitesi olarak, bir sis anısı. Epey bir seyrettik camdan dışarısını, sonra açıldı sis, o tepede görünen aydınlık ,güneş halini aldı. 


Biz de sisten vazgeçip,'' 50M2 '''nin kalan son 1,5 bölümünü seyre daldık. 50M2 Netflix'deki yeni Türk dizisi. 8 bölüm. Engin Öztürk, Aybüke Pusat, Cengiz Bozkurt, Kürsat Alnıaçık ,Tolga Tekin oyuncuları arasında. Burak Aksak (''Leyla ile Mecnun ''dizisinin senaristi) senaryosunu yazmış, Selçuk Aydemir  (''Düğün Dernek'' filmlerinin yönetmeni:) yönetmiş. 

Dizi bir mahalle dizisi. Konu hiç yabancı değil. Yerli filmlerdeki , herkesin birbirini tanıyıp sevdiği mahalleye gelip, eski evleri alarak apartman inşa etmek isteyen ''kötü'' müteahhit (filmdeki müteahhit değil, işadamı ) ve onu engellemeye çalışan ''iyi'' mahalleliler arası mücadeleyi anlatıyor. Konu, günümüz insan ve yaşam şartlarına uyarlanmış. Saçma komedilerden ,ama güldürdüğü yerler, güzel espriler var. Hiç eskimeyen bir memleket konusu. Her dönemde yaşanan şeyler. Araya mafyavari işlerde konulmuş elbet. İzlenebilir bir dizi . 

 Bugün kısıtlı günlerden, hava çok güzel. Uzun yıllardır ,bu aylarda balkonda oturduğumuzu hatırlamam. Bu gün, tam çay içmelikti balkon. Tabii ki içtik. Sonra maskelerimizi takıp, market bahanesiyle dışarı da çıktık. Market yakın, bizde yolu uzattık. Annemlere uğrayıp kahve içtik. Dolana dolana ,eve geldik. Arka parkta baharlar açmıştı. Sanmayın sadece biz. Herkes dışardaydı. Parkın banklarında muhabbete dalanlar, köpeğini gezdirenler, gelip geçenler yani birçok insan dışarı atmıştı kendini. Hatta caddede  araba trafiği de epeyceydi. Kısıtlamalar kısmi kısmi olunca ,işte durum böyle oluyor. Şu hastalık zamanları geçip gitse de rahata erse insanlar. Maddi, manevi tükenmek üzere çoğumuz. Havalar gibi ,sisliyiz pusluyuz.  


Ekim seyirlikleri..

 

Ekim ayında /eşimin tavsiyesi ile başladığım/  Brekıng Bad  sezonlarına devam ediyorum,5.sezona gelmek üzereyim.  Biraz iç karartıcı bir dizi,bir şekilde seyrettiriyor.



Good Girls 3. sezon son iki bölüm dublajı da yapılınca seyredebildik. Tüm sezonun dublajını yapıp son iki bölümü çevirmemişlerdi,anlamsız bir şekilde. O iki bölümde tamamlanınca bizim çılgın kadınların ,zavallı komik macerasını izledik. Breaking Bad ile aynı kafadalar, harcayamadıkları milyonlarla,ölüm korkusu ve aileleri arasında yaşadıkları git-geller biraz gülümseterek ,biraz gerilimle iyi mi kötü mü olacağı, belli olmayan bir sona doğru gidiyor.

Kırmızı Oda 3. bölümden başladık izlemeye.Ne hayatlar, ne dertler, ne sorunlar neler neler. Bir iki kitabını okuduğum Gülseren Budayıcıoğlu ve eserleri bu dönem çok popüler.



Yeni dizi Çocukluk 'da Erdal Beşikçioğlu ve Beren Gökyıldız' ı severek izlerim, dedim. İlk bölüm uzun ve sıkıcıydı, diğer bölümlerde konu biraz daha oturdu. Babil  baştan beri merakla izlediğim bir dizi ama konular arası bazen kopukluk oluyor sanki dizide. Hangi konuya tam ağırlık verecekleri karışmış gibi.. Halit Ergenç dizide olmasa sanırım izlemem.   



Sadakatsiz yeni favori dizim. Tekirdağ'da çekiliyor olması da iyi fikir olmuş. Koskoca memleketimizde dizilerin hep aynı şehir hatta aynı mekanlarda çekilmesi konunun çekiciliğini olumsuz yönde etkiliyebiliyor. İzliyorsun ,bakıyorsun aynı sokaklar, aynı manzaralar hatta ve hatta aynı evler. Başka şehirlerimiz mi yok, bak ne güzel gidip Tekirdağ'da çekmişler.

Konuşanlar Youtube videosu arada gülmek için izliyorum..Bu nasıl bir yeni nesil ya hu!şaka gibiler. Cüneyt Özdemir 'in Youtube kanalı nı artık haber takibinde kullanıyorum. Her gün canlı yayın yapıyor. Hem Türkiye'den hem dünyadan haberleri veriyor.


Ekim ayında tek izlediğim film; Enalo Holmes oldu.Kendisi Sharlek Holmes'un kız kardeşi oluyor,filmini yapmışlar. İdare eder.


Gün içerisinde arada sırada; Zuhal Topalla Sofrada tam bir şamata gırgır. Bazen aşırı sinir bozucu, hayretlere düşürücü ,komik ,gözatmaktan vazgeçemiyorum. Akşamları arada sırada dizi durumuna göre:) Mastercheff .Gerçi çok fazla eksantrik yemekler yapıyorlar ,bizim mutfaklarda kullanmadığımız ürünler kullanıyorlar ,alışık olmadığımız tariflerle yemekler pişiriyorlar Mesela bıldırcın ve ördek etini bu kadar sık kullanmaları ,karideslerle her çeşit yemeği pişirmeleri insanı imrendirmiyor değil sonuçta. Kurgu olduğu ve elenecekler de çok kolay tahmin edilebiliyor. Neyse.Velhasıl mutfak ,yemek programı izlemek hoşuma gidiyor. 






pes bana..

Bu kadar ara verilir mi? 2020 yılı başladı ,şunun şurasında 10 gün oldu. Ben evde oturup/mecburiyetten/ 3 diziyi birden seyredip bitirdim. Hatta dördüncü olarak Virgin River'e başladım.Onu da /pek sarmasa da/10. bölüme getirdim. İnternet dizileri böyle herbiri 40-50 dakikalık 8-10 bölümlük sezonlar halinde. Konular da güzelse çekirdek misali çıtlar gibi birakamiyor ,seyredip bitiriyoruz.Bunun sebebi , yerli dizilerimizin yılbaşı tatiline çıkmış, iki hafta kadar ara vermiş olması .Benimde okuyan modum değil ,seyreden modum açık kalmış gibi. Yazmayı da ihmal eder oldum.Ama blogları takip etmeye devam ediyorum.Yorum yazsam da yazmasam da izleniyorsunuz.

Bu üç diziden favorim, yıldızlı beğenim ;
''ANNE WITH AN E'' 1 ve 2.sezonlarını da beğenerek,kah duygulanıp, kah neşelenerek   izlediğim bir diziydi.3.sezonda sevgili Anne artık üniversiteli oldu.Umarım 4. sezonu da çekerler. Sıcacık bir film. Belki bana çocukluğumun Küçük Ev dizisi ve Laura'sını andırmış olabilir. Dolayısıyla sevmiş olabilirim.
Bu yumuşak dizinin içerisine kadın erkek eşitliği, ırklar arası eşitlik, tarikatların baskısı tabii ki aşk ve aile bağları gibi konular gayet güzel yerleştirilmiş.
Tavsiye ediyorum.Kesinlikle izleyin.
ATİYE için şu kadarını söyleyeyim; seyrettiriyor ama öyle pek heyecanı yok.
Yani mesela ;'yeni sezonu olsa da neler olmuş görsek?' ' A! kardeşi Cansu ölmemiş mi?' 'merak içerisinde kaldım,n'oldu acaba'... falan, dedirtmedi.
Devamı olsa da olur olmasa da. Göbeklitepe, Nemrut tanıtımları turizm açısından isabetli olmuş.Görmüş kadar olduk.
MESSİAH da iyi başladı ortalarda fena bunaltıcı oldu, sonda yine iyi bir atraksiyonla devamı gelsin, dedirtti. Dinciliğin,her toplumda,her dinde tarikatlar aracılığıyla nasıl kullanıldığına güzelce parmak basmış.


Bu arada Kitapyurdu'ndan PTTKargo aracılığı ile verdiğim şuncacık iki kitaplık kargo bir ay sonra elime geçti.Yılbaşı hediyesi almış gibi , unutmuştum artık, sevindim.
Yeniyılın gelmesi ile yirmili yılları yaşamaya başladık.  Bu yıl doğanlar, ömürleri varsa, 2080'leri  2090'ları vs. görecekler.
Ne uzak geliyor değil mi?
Ben küçükken, 2000 li yıllarda öyleydi. O kadar öte bir yerlerdeydi ki. Ama gördük bu günleri. 
Şimdi de çocukluk yılları çok çok gerilerde ,hayallerde kaldı işte. 
O zaman neymiş;
An bu anmış.
En güzel zaman, şimdiki zamanmış.
mutlu haftasonları...



Bozkır Dizisi


Olaylar bozkırın tüm ıssızlığını yansıtan bir İç Anadolu şehrinde geçmekte.
Sakin bir yaşam sürülen bu şehir ahalisi bir gün bir çocuk cinayeti ile sarsılıyor. Daha önce  şehirlerinde böyle bir şeyler yaşanmadığını düşünen halkın korkuları depreşince ,cinayetin suçlusu bir an önce bulunsun ,olay büyümesin diye çırpınan Eminiyet Amiri Kaya'nın da desteği ile ilk buldukları zanlıya suçu yüklüyorlar.Tabii ki bu bir Suriyeli göçmen oluyor.Ancak ,olaydaki işaretler  cinayet masası Amiri Başkomiser Seyfi ve yardımcısı  Nuri Pamir'in, olayın bu kadar basit olamayacağını düşünmesine neden oluyor. Zaten küçük çocuğun cinayetinin peşi sıra başka başka cinayetler de işlenince olay kapanıp,üzeri örtülecek halden çıkıyor. İşlenen bu cinayetler, şehrin en  zengini, en hayırseveri, en işvereni vs. olan Abbas beyi  işaret etmeye başlayınca işler sarpa sarmaya /en azından Emniyet Amiri açısından/ başlıyor. Bu olaylar esnasında özel yaşamı karışık olan, bu küçük şehirde kısılıp kaldığını düşünen Nuri Komiser'de , sırlarını yakaladığı Seyfi amirinin geçmişini kurcalamaya başlıyor..

BluTv'nin 10 bölümlük ''Bozkır'' isimli dizisi bir Anadolu polisiyesi:) Toplum yarası olan çocuk cinayetleri üzerinden başlayıp ,kültürel yozlaşma,berbatlaşan gelenekler,mafya,kirli siyaset,yalakalık, kürtler,göçmenler ,şiddet,aile sorunları vs. aklınıza gelen pek çok konuya parmak basılarak bir cinayet silsilesi çözülmeye çalışılıyor. Baştan yönlendirilen katil gerçekten o kişi mi?
Yoksa bambaşka biri mi? Epey bir süre anlaşılamıyor ki bu tip polisiyelerde beklentimiz bu yöndedir. Hemen olayın çözülmesi, gizemin kalkmasını beklemez ve istemeyiz.  Bunda da olaylar finalde ancak bağlanıyor.
Dizi sahnelerinin bozkır manzaralı görselleri çok güzel,çekimlerde çok güzel.
Bozkır dizinin konusu ilgi çekici, sahneler uzatılmadan çekilmiş.
Bozkır dizinin oyuncuları da çok iyi.
Diziyi hafta sonu oturup bir solukta izledik. Bozkır kışın girmiş yayına, biz ancak izleyebildik. İyi ki de izlemişiz.
Umarım o final sadece Bozkır dizisi sezon finalidir, gerçek final değildir.
Devamı olsa Komiser Seyfi ve yardımcısı Nuri yeni maceralarla devam etseler, ne iyi olur,diye düşündük

Oyuncular; Ekin Koç,Yiğit Özşener,Nur Fettahoğlu,Altan Erkekli
Yönetmen ;Bahadır İnce
Senaryo; Levent Cantek  ,Ali Demirel,Barış Erdoğan



Dizi önerisi;Good Girls

netflix
Her şey o kadar masum istekler için başlamıştı ki.İşin boylarını aşacağını
hiç tahmin etmediler.
Üç arkadaş farklı nedenlerle paraya ihtiyaç duyuyorlardı.Dört çocuk annesi ev kadını (Christina Hendricks) Beth'in kocası işleri berbat etmiş,kendisini aldatmış,evlerini ipotek ettirmiş,tam anlamıyla ailece ,dibe vurmuşlar.
Beth'in kızkardeşi (Mae Whıtman)Annie tek başına büyüttüğü kızının velayetini babasından almak istiyor.Ama korkunç avukat paraları karşısında çaresiz.
Beth'in en yakın arkadaşı(Retta) Ruby iki çocuk annesi bir garson.Kocası yeni polis olmuş.Kızları böbrek hastası ve nakil için çok büyük paralara ihtiyaçları var.
İşte böyle paraya ihtiyaç duyan üç kadın kafa kafaya verip ,birbirlerini dolduruşa getirerek, Annie'nin kasiyer olarak çalıştığı marketi soymaya karar veriyorlar. Amaçları sadece ihtiyaçları olan parayı almakken , işler çığrından çıkıyor,kara para aklayan bir çetenin binlerce dolar parasını da yanlışlıkla kasadan çalıyorlar ve belanın tam da içine düşüveriyorlar.
****
Geçen yaz 1. sezonu keyifle izlediğim dizinin, bu yaz 2. sezonu Netflix'de gösterime girdi.
Çok keyifli, aksiyon, komedi, heyecan dolu bir dizi.Üç kadının sorunlarla başa çıkma yöntemlerini, ilgi ile izleyeceksiniz eminim.
Bu da benden bir dizi önerisi olsun..