#sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#sonbahar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

bizim sahilin sonbaharı


Bugünlerde en hareketli halimiz ,sahilde yürüyüşe çıktığımız halimiz. İyi ki denizi doldurup ,ağaçlar, çiçekler, kediler ,kuşlar ve bizler için yer açmışlar. Yoksa güneş görmeyen sokak aralarında sıkışıp kalacaktık.

Ağaçların arasında rejisör sandalyelerimizi açıp, termosa koyduğumuz sıcak şekerli çaylarımızla yapacağımız keyiflerden, eksik kalacaktık. 

Hatta geçen gün, genç bir adam ve kadın ,işte bu tip yönetmen sandalyelerinden iki tanesini karşılıklı açmışlardı otlardan oluşan yeşil çimlerin üzerinde. Kocaman, altın sarısı yapraklı çınar ağacının altındaydılar. Ortalarında, yine bu sandalyelerle bir örnek masa vardı. Kadın, masanın üzerine kırmızı beyaz pötikareli ,uçları kısa püsküllü bir masa örtüsü yaymış, kahverengi kağıt bardaklarına da içeceklerini koymuştu. Ama en güzeli, masanın ortasına koyduğu çok da küçük sayılmayacak bir saksı içindeki, sıklemen çiçeğiydi. Fuşya rengi çiçek,genç çiftin hoş sohbetlerine ve etraftan görenlere aldırmadan ,küçük masanın üzerinde, kocaman endamıyla, denize doğru salınıp duruyordu. İlk başta bir gülümseme yaratsa da  çok romantik görünüyordu,kadın, erkek ve sıklemen çiçeğinin halleri.

Şu kenardan görülen kayaların üzerinde de yaz-kış farketmeden,mutlaka balık tutan birileri olur ve tabii ki birbirine sıkı sıkı sarılmış aşıklar:)Hatta soğuğa aldırmadan buz gibi sulara girmeye cesaret eden,yaşı haylice cengaver delikanlıları da görmeniz olasıdır. 
Kedileri hiç saymıyorum bile ,onlar daimi canlısı bu kayalıkların. Mutlaka kıyıya köşeye, bazen alenen ortalığa saçılmış kuru mamaları, ekmek kabuklarını, karga ve martılara kaptırmadıkları tek yer olan sahilde, keyifleri yerindedir sanırım. Farelerde varsa hele, oyunları da tamamdır artık.

Bisiklet yolları şimdilerde daha yoğun bir trafiğe sahip, hem spor yapanlar, hem belediyenin bisikletleri ile kısa mesafeler arası gidip gelenlerle dolu. Bisikletçiler,takım halinde, antreman için sahil yolunu oldukça sık kullanıyor,özellikle haftasonları  çok fazla rastlıyoruz. Bir de son yıllarda onlara eklenen, Martı yani elektrikli ''scooter'' var. Onlarda da en çok Titanic deki sahneyi hatırlatır şekilde iki kişi binenlere dikkat kesiliyorum. Sanırsın Leonardo DiCaprio kollarına Kate Wınslet'i  almış, son sürat gidiyor.
İşte bizim buralar böyle;
Sarı yapraklarla bezenmiş yollarda, son parlak halini yaşayıp, pek de ısıtamayan güneşin altında;
Banklarda oturanlar ,tek başına kulaklıkla müzik dinleyenler, birlikte yürüyen yaşlı çiftler, neşeli genç kızlar, delikanlılar, ellerini ardına bağlamış dertli dertli yürüyenler, hızlı hızlı telefonda konuşanlar, kulaklıkla konuşmayı adet haline getirenler/ki bana kendi kendine konuşuyormuş izlenimi verirler/ yaprakları toplamaktan, sahili temizlemekten yorulup molaya oturmuş çalışanlar , hepsi hepsi maskeli, mesafeli ve düşünceli...

özgürlükler ilham versin..

Hadi güzel ve özgür günler düşleyelim. Okaliptus ağaçlarının ardından ,denizde yüzenleri izleyelim.
Sahilde demir atmış teknelerden tekne beğenip , çook uzaklara açılalım.
Sırtımızı güneşe verip ,kış günleri hiç gelmeyecekmiş gibi davranalım.
Sabah, boz dağların kayalarını aydınlatmaya başlayan güneşe bir selam çakalım.
Işıl ışıl parlayan gerdanlığı ,siyah gecenin kadife kıyafetine takıp ,kafaları bulalım.
Sabah ise bizi bekleyen boş şezlongların üzerinde uyanalım.
Belki bugün kısmetimiz boldur, vira bismillah ,denize açılalım.
Müzik dolu, şen şakrak teknelerden sulara atlayıp, denizin koynundan çıkmayalım.
Çiçekli sokakların kenarlarında çayımızı yudumlayalım.
Madem yaz bitiyor, eylül de geldi geçti,
bugün özgürlüğü sonuna kadar yaşayalım.