KKTC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KKTC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kıbrıs 4

 

Kapalı Maraş  bölgesi harekattan önce en lüks, en şaşalı ,en fiyakalı dönemini yaşıyormuş. Beyrut'un önemini yavaş yavaş yitirmesi ile yeni bir lüks yaşam muhiti olarak seçilen, eskiden varoş bir bölge olmaktan dolayı ismi de Varoşa olan bu bölge mülkiyet el değiştirdikçe zenginlerin gözbebeği olmuş. Ultra zengin bir hayatın sürdüğü  Magusa'ya bağlı ( Varoşa ) Maraş  mahallesinde  dünya ünlülerinin evleri varmış.7 yıldızlı İngiliz oteli varmış, her şey lüks,en ünlü markaların mağazaları, şahane evler hayat upuzun kumsal kenarında keyifli, insanların yaşamak için can attığı bir yer haline gelmiş Maraş bölgesi.  Lakin 1974 Barış Harekatı başlayınca bombalanacağı haberleri yayılmış bunun akabinde Kıbrıslı Rumlar burayı ve   her şeyi olduğu gibi bırakıp kaçmışlar. (Şu an kapalı olarak kalmasının asıl nedeni de tabii ki bu mülkiyet haklarından mütevvellit.)


 Daha sonra TSK nın eline geçen bölge askeri yasak alan ilan edilmiş. Bir ordu evi ve Birleşmiş Milletler e ait bir bina dışında tamamen giriş çıkışın yasak olduğu bölge 2020 yılından itibaren kısmen  ziyarete açılmış.



 Artık her yeri ot bürümüş sokaklar kapalı , üzeri yeni asfaltlanmış uzunca bir cadde boyu bölgeyi yaya ya da bisikletle dolaşabiliyorsunuz.


 Üç adette halk plajı var . Biri özel ,biri belediye diğeri de askeriye ait. Belediye ait bir de çay bahçesi var. Bölgeye ilgi ve alaka oldukça fazla, insan gezerken bir film platosundaymış hissine kapılıyor. Sahili şahane kumsalı kilometrelerce uzanıyor , nefis. Uzunca bir yürüyüş yaptık ve bölgeden ayrıldık.


Sonrasında yine Lüzinyanlar tarafından yapılıp, Venediklerin 1550 'li yıllarda yeniden Osmanlılara karşı onardığı ,geçilemez nitelikli ,Venedik surlarının içerisinde turizme yönelik düzenlenmiş Kale içi Mağusa sokakları ve çarşısında dolaştık. Bu surların ünlü İngiliz yazar Shakespeare'nin Othello isimli eserine ilham kaynağı olduğu rivayet edilmekteymiş. Mağusa'nın Osmanlılar tarafından fethinden sonra onarılıp bugünkü halini almış ve şehri çevrelemiş. 

 Vatan şairimiz Namık Kemal ,Nisan 1873 yılında İstanbul'da 'Vatan yahut Silistre' oyunun oynamasından sonra , akabinde Kıbrıs'a sürülmüş ve 1876 'da affedilene kadar 38 ay bu surların içerisinde ufak bir zindanda tutsak edilmiş. 


En etkileyici bir başka eser de günümüzde Lala Mustafa Paşa Cami olarak kullanılan St. Nicholas Katedralinin muhteşem yapısı. Akşam geç saate kaldığımızdan içerisini görme fırsatımız olmadı lakin muhteşem bir eser. Bahçesinde dikili Cübez ağacı da tamı tamına 700 yıllık geçmişi ile Kıbrıs'ın yaşayan en eski canlısı sayılıyormuş. Üzerindeki yemişleri dallarda değil gövde üzerinde çıkıyormuş , 7 dala ayrılmış ulu ağaç ,yılda yedi kez de meyve veriyormuş. Eski katedral yeni Lala Mustafa Paşa camisine çok yakışmış harika bir gölgelik olmuş yıllar yıllar boyu, kimbilir nelere tanıklık etmiş .

Kıbrıs'taki son durağımız ve ziyaret yerimiz Namık Kemal'in tutsak olarak tutulduğu ufacık zindan ve Lala Mustafa Paşa camii oldu. Dört günün sonunda turda edindiğimiz gezi arkadaşlarımızla resimler çekilip , kahveler çaylar içildi ve yine Ercan Havaalanına doğru dönüş yoluna çıkıldı...

Kıbrıs 2

Kıbrıs gezimizin ikinci günü yine pırıl pırıl günlük güneşlik yaz  sabahına uyandık. Kahvaltılar edilip bizleri bekleyen otobüslerimize bindik. İlk durağımız ;Türkiye'den gelen suyun adaya giriş yaptığı Geçitköy geçidi ve Atatürk barajı oldu.


 Kıbrıs'ın suyunun karşılandığı bu bölge adeta bir cennet köşesi. Manzara harika. Zaten bu bölge yani Güzelyurt adı gibi güzel, yemyeşil, bereketli/tabi ki şu an fazla üretim yok malum siyasi sebeplerle/ bir yer. Trodos dağlarına yakın olan bu bölgede pek çok sebze ve meyve yetiştirilmeye uygun. Bir zamanlar bakır madenlerinin de burada olduğu biliniyor. İngiliz döneminde Lefkoşe ve Gazi Mağusa'ya demir yolu ile bağlı imiş şu an demir yolu atıl durumda. Manzara seyrede seyrede Güzelyurt'taki Manas Kilisesi ve Güzelyurt Arkeoloji Müzesine vardık. Burada önce tatlı bir Kıprıslı hanımın taze taze sıktığı nar sularından içip sonra da müze ve kiliseyi gezdik. Kıbrıs'ta gezdiğimiz tüm müze ücretleri 50 TL. Geçerli para birimi TL bu arada. Ama menülerde ya da diğer alışveriş yerlerinde Avrupa ve Amerikan para birimi de mutlaka yazıyor.  

Halen Kıbrıs'ta yaşayan Rumların ibadet ettiği üçüncü kilise Aziz Manas Kilisesi.

Manas kilisesi özellikle kulak ve göz ile ilgili rahatsızlığı olanların ziyaret edip dua ettiği bir kiliseymiş. Zaten dilek için asılan ilginç kulak ve göz figürleri bunu belli ediyor. Her inançta aynı şeyler var .

Kilisenin hemen yanındaki şimdi Arkeoloji Binası olarak kullanılan bina 1974 yılına kadar bölge piskoposunun sarayı imiş. Günümüze Ada'nın flora ve faunası ile arkeolojik bulgularının sergilendiği küçük ,etkileyici bir müze halinde ziyaretçilerini beklemekte.

 Sonrası Gemi konağı bölgesine doğru harekete geçip Cengiz Topel'e ait uçağın düştüğü yerde bulunan anıtı ziyaret ettik. 



Cengiz Topel'in 1964 yılında Rumlar tarafından kuşatılan Erenköy bölgesine yapılan bir hava saldırısında Gemi Konağı bölgesinde  uçağı düşürülüyor, kendisi paraşütle atlıyor ancak ne yazık ki Rumların eline esir olarak geçiyor. Pilotumuz ,Rumlar tarafından ağır işkenceler altında hayatını kaybediyor. Önce verilmek istenmeyen naaşı; Türkiye'nin uzun ısrarlı girişimleri sonucunda ,Lefkoşe Rum Hastanesinden alınarak Lefkoşe Genel hastanesine ve daha sonra da ülkemize getirilerek, yapılan törenlerin ardından Sakızağacı Hava Şehitliğine defnedilmiştir. Henüz 29 yaşında şehit olan  Cengiz Topel, ülkemizin ilk savaş kaybı Kıbrıs'taki de ilk hava harp şehididir. Ruhu şad olsun.

Daha sonra öğle yemeği molası verdiğimiz Aspava isimli restorana geçtik. Deniz kenarında aynı zamanda denize girilip su sporları da yapılan turistik bir mekandı. Bu bölge aldığı rüzgarların etkisi ile sörf yapmaya çok uygun bir bölge imiş ve bu amaçla gelen pek çok turist var......

Ekim ayı gezisi; Kıbrıs 1

 Kıbrıs ,uzun zamandır gezip görmek istediğim yerlerden biriydi. Geçen mayısa planlıyordum olmadı. Neyse ki sonbaharda da bir Kıbrıs Kültür Turu açıldı, hemen kaydolduk. Ekim Kıbrıs'ı gezmek için güzel aylardan biri. Gerçi gittiğimiz gün öğleden sonra Girne 'de bardaktan boşalırcasına yağmura yakalandık ama olsun yaz yağmuru gibi geldi geçti. Dört günlük Kıbrıs tatili de öyle yaz yağmuru gibi güzel anılar bırakarak geçti. Tabii duygusal da bir gezi oldu. Kıbrıs Barış harekatı ve öncesinde olan olaylar, şehitlikler can yakıcı, üzücü vakalar dinleyip yerinde görülünce daha da etkileyici oluyor. Unutulmaması gereken olaylar yaşanmış.


Uçağımız sabah 8 de havalandı.  Gayet sıkıntısız çabucak bir saat on dakika gibi bir sürede indik. Grubumuzu karşılayan yerel rehberler bizleri otobüslerimize aldı ve Kıbrıs gezimiz başladı. Kalabalık bir tur olmasına rağmen hiç bir aksi durum ve sıkışıklık yaşanmadı.  Hava şahane tatlı bir yaz günü gibi. Yeni Ercan Havalimanı henüz tam bitmemiş ama güzel bir havalimanı, karışık değil. Ercan Havalimanı ismini Hava Pilot Binbaşı Fehmi Ercan'dan almış. 20 Temmuz 1974 gecesi komuta yeri olarak seçilen bir evin kapısında atılan bir top mermisi ile şehit olmuş Binbaşı Pilot Fehmi Ercan. 

Halen Barış ve Özgürlük Müzesi olarak kullanılan eve de daha sonra götürdüler bizi. Tabelanın altındaki oyuk atılan top mermisinin izi. Havaalanı yakınlardaki yerleşim yeri de Pilot Fehmi Ercan'ın doğum yeri olan Balıkesir olarak isimlendirilmiş. Yerleşim yerlerinde böyle çok tanıdık şehir ismi var. Yerlerin üç ismi var; Rumca, Türkçe ve yeni isimleri. Bu arada Kıbrıs'ta kaç il vardır diye sordu rehberimiz. Farklı cevaplar alınca ;

-Kıbrıs'ta il yoktur sadece altı tane ilçe vardır ; Lefkoşe (Türk ve Rum kesimlerinin Başşehiri)  GaziMağusa, Girne, Güzelyurt, Lefke ve İskele ilçeleri.diye de açıkladı. 

Havalimanından çıkıp geniş Mesarya ovasının önünde uzanan Beşparmak Dağlarını aşıp Girne'ye ulaştık. Yemyeşil güzel bir sahil Girne sahili, özellikle son yıllarda gelişme göstermiş.Mesarya ovasının kuraklığından sonra yemyeşil her yer. Adanın bu kesimi çok yeşilmiş lakin meydana gelen yangınlar biraz çoraklaştırmış bazı kesimleri. Önce Barış ve Özgürlük Müzesini ziyaret ettik ne yazık ki kapalı idi. 


Sonrasında hemen yakınındaki Karaoğlanoğlu Şehitliğini ziyaret ettik. 50.Piyade Alay Komutanı olarak Kıbrıs Barış harekatına katılan Albay İbrahim Karaoğlanoğlu 20 temmuz 1974 gecesi burada bulunan evde atılan bir top mermisi ile Hava Pilot Binbaşı Fehmi Ercan ile birlikte şehit olmuş . Buraya yakın bir yerde Karaoğlanoğlu şehitliğini de ziyaret edip dualarımızı ettik. 


1974 yılındaki harekatta Rumların kullandığı askeri araçlar ve silahların sergilendiği Açık hava Müzesini dolaşıp buradaki ziyaretlerimizi sonlandırdık. Sonraki durağımız halen halk plajı olarak kullanılan ilk çıkartmanın yapıldığı Yavuz Çıkartma Plajı ve Özgürlük Anıtı oldu.İlk askeri çıkartma bu küçük plajdan yapılmış ki çıkartmanın buradan yapılacağı  hiç beklenmiyormuş.



Sonraki durağımız Girne'idi. Şansımıza aşırı yağan yağmura yakalandık, neyse ki çabuk geçti. Girne kalesini gezdik. Şansızlığımız Girne Yat Limanının /hani o hep Girne denilince aklımıza gelen yat limanı manzarasının,/ restorasyona girmesi nedeniyle kapalı olması ve bizim sadece uzaktan bakmamız oldu. 

Girne çok güzel , yeşil, düzgün bir şehir. Bizanslılar tarafından 7. yüzyılda inşasına başlanan, çeşitli dönemlerden geçip bugünkü halini Osmanlı zamanında alan  Girne Kalesini gezdik. İçerisi bildiğiniz küçük bir şehir gibi. 


Girne'deki dinlenme sonrası Beşparmak dağlarının eteklerindeki bugünkü adı Beylerbeyi olan BellaPais ve 12. Yüzyılda Roma döneminde inşa edilen ve Gotik mimarinin en güzel örneklerinden olan pek çok kısmı büyük depremlerle yıkılsa da hala ayakta kalan BellaPais manastırı oldu. Hem konum itibari ile tüm Girne sahilini tepeden görüyor hem de mimarisi ile gerçekten etkileyici bir görüntü sunuyordu tarihi manastır. Bahçesindeki dört adet selvi manastır inşaasında dikilmiş, devasa büyüklükte erkek selviler. Bu arada selvi ağaçlarının da dişi ve erkek selvi olduğunu öğrendim, dağınık büyüyenler dişi ağaçmış. Manastrırın etrafında küçük lokantalar ,cafeler var. Yemek yiyip, bir şeyler içebilirsiniz. Tabi  Kıbrıs'ın çayı güzeldir. Güzel bakımlı, tursitik bir kasaba Bella Pais /Beylerbeyi. Çok güzel bahçeli villalar yapılmış. Görülesi bir yer.


Üst kat Osmanlı'dan sonra kadınlar için ayrılmış, camilerdeki usulu getirmişler.


 Beylerbeyi gezimizden sonra otobüslerimize binip  otelimize doğru yola çıktık, ilk günün yorgunluğunu dinlenerek ve hatta denize girerek giderdik:) Ekim ayında deniz suyu o kadar ılık ve sakindi ki inanılmazdı. 

....devamı var..