şehrimiz Konya zamanı .Özellikle Şeb-i Arus törenlerini izlemek için Aralık ayında bir çok tur şirketi bu güzel, sakin şehre geziler düzenliyor.
Biz gittiğimizde kasım ayıydı, mevsimin ilk sulu karlı yağışı ile karşılamıştı bizi Konya.
Hey gidi günler deyip, üzerinden çok geçmemişse de, bu kara günlerde biraz seyahat anısı paylaşmak istedim.
Görülecek tabii ki ilk yer Mevlana Türbesi, gündüzü gecesi ayrı güzel.
Babası Baheeddin Veled'in,Mevlana vefat edince saygıdan ayağa kalkmaya çalıştığı,kabir taşının o nedenle kalktığı rivayet edilir.
Bu gül bahçesini baharda görmek lazım.
Şemsi ziyaret etmeden dönmek olmazdı:Çarşının biraz fazla betona boğulmuş meydanından sonra ,çok güzel ,ağaçlı bir parkın içerisinde Şemsi Tebrizi türbesi.
Tabii ki karnınız acıkınca Konya'nın nefis yöresel lezzetlerinin tadına bakmadan olmaz. Fırın kebabını biz Ali Baba Fırın kebapda yedik, yemelere doyamadık;
Yanında sadece kuru soğan veriyorlar bir de ayran.Çatal bıçak isteyene var:)
Sonra bence Konyalılar Etli Ekmek yerine ki bildiğimiz uzun ince etli pide kendisi,Tirit üzerine çalışsalar daha iyi ederler.Mithat Tirit salonunda yediğimiz tirit ve arkasından gelen zerdesi çok leziz, hafif ve uygun fiyatlı idi. Zerde bizim bildiğimiz gibi öyle katı nişastalı değil sulu sulu bol tarçınlı hafif bir tatlıydı.Tirit adına türküde çığrılmış şahane bir yemekmiş , çok duydum ama ilk kez tattım.
Ayrılma vakti gelince umduğumdan çok daha düzenli, temiz ve yeşil bulduğumuz Konya'ya
bahar aylarında da ziyarete gelmeyi hayal edip hoşça kal dedik.







