edirnekapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
edirnekapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kariye Müzesi (yeni Kariye Camii)

Kariye Müzesi ile ilgil eski yazımı güncellemek istedim. Kariye Müzesi artık Kariye Camii olarak ibadete açıldı.

15.03.2018
Dedim ya İstanbul sizi teselli edecek güzelliklerini her an karşınıza çıkartabilir.Sokak aralarında söylenerek dolaşırken ,kendinizi binlerce yıl öteden gelmiş bir yapının önünde bakakalmış bulabilirsiniz.Çünkü İstanbul çok eski zamanlardan beri pek çok medeniyetin ,yaşamın, insan topluluğunun ev sahipliğini yapmış,türlü inanışların eserlerine sahip devasa bir şehir.Eskisi yenisi ile kiliseler, camiler,sinagoglar bunun gibi pek çok ibadethane,mabet aynı semtlerin, farklı sokaklarında boy gösteriyor.
Edirnekapı semtide bunlardan biri. Edirnekapı 7 tepeli İstanbul'un tepelerinden altıncısı. Semtin sokaklarından dolaşarak aşağılara inildiğinde, geçmişi Bizans dönemine kadar uzanan Kariye Müzesi sizi bekliyor olacaktır. Doğu Roma İmparatorluğu zamanında ,Konstantinos'un surları dışında kaldığından Khora yani 'kırsal alan' deniliyormuş.4.yüzyıl başlarında kutsal mezarlık alanı olarak kullanılırken sonraları manastıra ,kiliseye dönüşmüş, ilave pek çok yapısı zaman içinde yapılıp ,yıkılmış, yenileri yapılmış yıkılmış.Fatih İstanbul'u fethettiğinde bu manastır kilisesine dokunmamış.1511'de Sadrazam Atik Ali Paşa tarafından camiye çevrilmiş.Uzun süreler cami olarak ibadete açık kalan yapıyı devletimiz,1945 yılında bir Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüştürmüş. İçindeki mozaik ve freskler alçılarla kaplandığından onlar yeniden restorasyonlarla gün yüzüne çıkartılmış .
Meryem'in hayatı bu mozaik ve fresklerle kronolojik olarak resmedilmiş.İsa'nın hayatı, mucizeleri ,gelmiş geçmiş peygamberler, melekler hepsi mozaiklerde ve fresklerde.Güzel görüntüler. O zamanlar insanlara bir takım olayları anlatmanın yolu olarak, resim  seçilmiş ve  günümüze kadar uzanmış bu mozaikler, freskolar bu tarihi anıt yapıyı daha çekici hale getirmiş.
Biz ziyarete gittiğimizde maalesef tadilat vardı. Büyük bir kısmı brandalarla kapatılmıştı.Çok eskilerden günümüze kadar  dayanmış böyle bir yapıyı korumak lazım tabii ki diyerek bloguma da bir kaç resim paylaşımı yapmak istedim,
Buyrun;







Haftanın her günü açık olan bir müze.
65 yaş üstü ücretsiz.
Bilet fiyatı;30 TL.
..                                                           

Fener, Balat gezisi

Evet son iki paylaşımımda anlaşıldığı üzere eski İstanbul tarafına bir gezi yaptım.Kartal'da yaşayanlar İstanbul'da yaşamalarına rağmen 'İstanbul'a gidicez, İstanbul'dan geldik '' diye konuşurlar.Mesafe uzun olmasa da ,eski zamanlarda ulaşım zorluğundan dolayı gidilmesi epey zaman alırmış.
Değişen bir şey yok , şimdi de trafik sorunu yüzünden gidilip gelinmesi epey zaman alıyor. Neyse İstanbul'a gittik gezmeye anlayacağınız. İlk durak Edirnekapı idi.
İstanbul un yedi tepesinden biri .Tam üzerinde Mihrimah Sultan Camii var.
 Rivayete göre Mimar Sinan gizliden gizliye sevdiği Mihrimah Sultan için önce Üsküdar'da sonra Edirnekapı'da olmak üzere iki cami yapmış. Edirnekapıdaki caminin yerini Mihrimah Sultan ,Mimar Sinan'a bırakmış,'sen seç', demiş.
O da gelip İstanbul'un tepelerinden birine,güzel sade bir cami inşaa etmiş ki buralardan Üsküdar görülürmüş zamanında.Şimdilerde sadece karşıda çirkin yapılaşma görünüyor.
Ne yazık.


Edirnekapıdan sonra Fener ve Balat taraflarını da dolaştık.Fener İstanbul'da en çok kilisenin bulunduğu bölge imiş. Burada da pek çok hayal kırıklığı yaşadık maalesef. Bir kere eski çağlara ait yapılara karşı bir ilgisizlik, bir bakımsızlık hali hakim.Çoğu restore ediliyor diye yıllardır brandalarla çevrili kapalı.
(Tekfur Sarayı kalıntıları olduğu düşünülen yapı)
İstanbul'un kapılarından Eğri kapı efendim;
Fener Rum Patrikhanesinin binasını gördük, gayet sade bir bina idi.Yalnız içerisi için aynı kanaati paylaşamayacağım,çok büyük değil ama ihtişamlı bir şatafat mevcut .

Yıllarca Patrikhane olsa olsa burasıdır sanılan muhteşem görünümlü kırmızı
Fener Lisesi binasına çıkmak da ayrıca zahmetli oldu. O kadar dik bir yokuşun sonunda ki.İnanılmaz. Neyse yolu tırmandığınızda karşınıza çıkan yapı çok güzel.Sadece 50 kadar öğrencisi varmış. Yine dışarıdan gözlemlediğimiz bir bina oldu ,kapıları kapalıydı. İstanbul'un yakasında duran şık bir broş gibi güzel görünüyor.
İçerisine giremediğimiz için üzüldüm. Binanın resmini bile almak çok zahmetli ,o kadar tepede ve o denli dik bir yokuşun içindeki giriş kapısı, topluca resim çektirmek isterken , bina resimde görünecek mi bilemedik, neyse görkemli bina arkamızda kalmış halde topluca poz verebilmişiz.

Fener de bir çok kilise mevcut.Bir kaçını gezdik, camileri ziyaret etik.
İbadethanelerin kendine has bir özelliği sanırım, hepsi ayrı bir huzur hissettiriyor tarihden bu yana gelenler hikayeleri ile bambaşka etkiliyor.
Bunca yol yürüdükten sonra yorgun ayakları ,Pier Lotti tepesindeki çay bahçelerinde içtiğimiz birer bardak sıcacık, demli çayla birlikte dinlendirdik. Gözlerimiz manzara keyfi yaptı , yine de iyi ki gelmişiz, diye soluklandık. Teleferikle inerken ve çıkarken ,bu yaşının başını almış koca şehirin kabahati değil içinde yaşayan insanlar hoyrat kullanmış, kıymet bilip gerekli ihtimamı göstermemiş, diye düşündük.Nihayet gezi bitip otobüse döndüğümüzde tüm çirkinlikleri unutup güzelliklerin tadı damağımızda bir sonra nereyi gezsek diye düşünmeye başlamıştı otobüs ahalisi..
Ah güzel istanbul..

(bu 3 paylaşım gezi ile karışık duygu ve düşüncelerimin yazısıdır.)