İstanbul'a bina dikmekten , olan binaları iki katı yüksekliğe çıkarmaktan bıkmadılar(Bunu parti ayırt etmeksizin söylüyorum.) Artık şehrin içi tıka basa bina dolunca, hazır Başkan'da içerdeyken, Sazlıdere mevkiinde yirmi dört bin konutluk bir alan imara açılmış. Aynı zamanda Sazlıdere mevkiinde inşaa edilecek köprünün temelleride atılmış. Kanalın üzerinde yeni yollar planlanıyor, maliyetler çıkartılıyor, 2026 'da bitirilmesi planlanıyormuş. İBB'nin açtığı davalarla iptal edilen imar planlarının yerine ,Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından yeni imar planları onaylanmış.
Bu nasıl 'çevre' ,'şehir' ve 'iklim' bakanlığı. İsmindeki kelimeler ,insan yaşamı için önemli kelimeler, öyle değil mi. Bakalım mı Bakanlık isminin içerdiği kelimelere;
Çevre; Bakanlığın doğayı, eko sistemleri, hava-su-toprak kalitesini koruma görevini belirlemek için konulmuş.
Şehircilik; 99 depreminden sonra kentsel dönüşüm, yeni imar planları, yeni konut yapımları gibi konular öne çıkınca Bayındırlık ve İskan Bakanlığı gibi kurumlar kapatılıp, şehircilik işleri çevre bakanlığına eklenmiş. Böylece hem çevreyi hem şehirleri birlikte düşünüp ,planlarız demişler.
İklim Değişikliği; Türkiye Paris İklim Anlaşmasını onayladıktan sonra 2021 yılında bakanlığa bir de 'iklim değişikliği' ismi eklenmiş. Malum iklim değişikliği konuları dünya çapında gündemde olan konu ve bu da bizde varız demek için eklenmiş ,anlaşma gereği konmuş bir ek isim .
Evet umarım her şey bu kelimelerde hedeflendiği gibi düşünülüp yapılıyordur.. Başka ne diyelim ki.
Bizi İstanbul'da betona boğdular, şimdide çevreyi tarım alanlarını aynı şekilde şantiyeye çeviriyorlar, mı diyelim.
Bu arada oylarımızla seçilen Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu bir aydır hapiste tutuluyor.
Çok çabuk unutup, her şeyi normalleştiriyoruz.
Unutmayalım..