quarantine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
quarantine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

papatya falı ..

 

Sanmayın ki günler ard arda, birbirinin aynı geçiyor. Asla değil. Bulutlar nasıl hergün başka şekile giriyorsa ,bizler de her gün başka bir haleti ruhiyeye bürünüyoruz. Bazen neşeli, umutlu, bazen kara bulutlu. Bazen çiçekli böcekli, bazen suyu çekilmiş bir çınar ağacı.

rahat, hazırol..

 

çiçek elması
çiçek elması ağaçları

Dünden aklımda kalanlar ne derseniz? 

İstanbul Belediye Başkanı ,bir türbe ziyaretinde ellerini arkadan bağlayıp yürüdüğü için ,Savcılık kendisine soruşturma başlatmış!! Fatih Sultan Mehmet'ın türbesi imiş. Bu şekilde eller arkada yürümek türbeye saygısızlıkmış. Belediye Başkanı, öncelikle buranın aslında Fatih Sultan Mehmet'in türbesi değil Gülbahar Hatun'un türbesi önü olduğunu belirterek,  kendisini savunan ifadesini  müfettişlere vermiş.

Ne kadar tuhaf değil mi? Şöyle bir süre caddeden gelip geçenleri izleseniz mutlaka elleri arkasına bağlı yürüyen birilerine rastlarsınız. Gençlerde değil ama özellikle belli yaşın üzerindeki insanlarda vardır böyle bir yürüme şekli. Böyle yürümenin saygısızlığı ifade ettiğini hangi aklı evvel düşündü, bilemiyorum, ben kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Hani bize küçükken 'büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atılmaz' falan diye söylenirlerdi de ellerini arkadan bağlı yürüme ,hele türbede hiç yürüme, türbeye saygısızlıktır, dememişlerdi. Enteresan bir suçlama. 

****

Bir ikinci olay daha var; artık mayıs ayının 17 sine kadar marketten öyle ihtiyacınız olan herşeyi alamayacaksınız. Bazı ihtiyaç maddelerinin, tıpkı alkolde olduğu gibi,zincir marketlerden alım satımı yasak. Sadece temel ihtiyaçlar alınabilecek, yasak yani. 17 sine kadar. Maksat ,marketler kalabalık olmasın.

****

Ben de zaten dün marketten sadece biraz sebze aldım. Nihayet taze patates gelmiş. Sağlam patatese hasret kaldık, hepsi neredeyse filizlenmek üzere, yamru yumru, çamur içinde patateslerdi haftalardır. Neyse taze patateslerde öyle bir sorun yok yalnız o çamurlu halleri devam. Hiç sevmediğim şey çamur içinde satılan patatesler. Köyde patates çıkartmışlığım vardır, toprak altından çıkar.Ama böyle çamurlu çamurlu satılması da nahoş doğrusu. Marketten çıktıktan sonra köşede el arabasında bir adam taze fasulye, domates, erik, bezelye satıyordu. Mevsimin ilk taze fasulyesini de ondan aldım. Kilosu 10 TL.  Taze fasulye için erken ama küçük esnafa destek olmak lazım. Erik 20.-TL idi ama daha ufacık, yenmez.

-''Hep burdayım abla '',dedi.''Güneş çok çıkarsa şu viyadüğün altına geçiyorum.''

Bol kazançlar , deyip eve döndük..

biraz eğlenelim dedik akşam..








Hazır gazino eğlencesi salonumuza gelmiş.Üstelik dinlemekten keyif aldığım Neşet Ertaş türküleri ile güzel zaman geçti. Ben de Handan(Bir) blog gibi şarkıları resimlere yerleştirebildim,umarım:)

Dört Duvar Arasında Kalanlarda dün..


 Bilemiyorum, aylar bana mı çabuk geçiyor. İnsandan insana farklı geçermiş zaman.Her yaşta dahi yaşadığımız zamanlar farklı imiş. Küçükken öğle uykusuna yatırırdı annem.Ne uzun gelirdi ,arkadaştan, oyundan, sokaklardan uzak geçirdiğimiz o bir iki saat. Geçmek bilmezdi. Oysa şimdi zaman su gibi akıp gidiyor, hem de akarsu gibi, hızlıca. Nisan derken, Bugün 1 mayıs. Kapanmanın ikinci günü. Yoksa tatilin mi demeli. Başımın üzerinde bir dam olsun, dört duvar bir evim olsun, hayalindeki insanlar şimdi o dört duvara bakamayız biz , açık hava lazım, dışarılarda olmak lazım, bahçe ile uğraşmak lazım falan diyerek kendilerini yollara attılar. Pazartesiden sonra perşembeye kadar olan pandemi göçü nihayete erdi.Sokaklar sakin, en azından bizim buralarda o telaşe geçti, olabildiğince sessizlik var, tabi ana cadde üzerindeki olabildiğince sessizlikten bahsediyorum.  Dört duvardan korkan herkes, şu an gökyüzünü seyrediyordur, umarım.  

**** 

Ben Fatma'yı seyrediyorum. Bu aralar Burcu Biricik pek popüler, şöhretinin zirvesinde, diziden diziye koşuyor. Fatma adlı dizide çocuğunu kaybetmiş, hapisten çıkan kocası kayıplara karışmış bir kadının, intikamı anlatılıyor. Hayattan ve erkeklerden alınan intikam. Bu intikam ,klişe haline gelmeye başlayan çocukluktan gelen travmalar, sonucu seri katile dönüşmeye kadar varıyor. Altı bölümlük dizi 3. sayfa haberlerinde anlatılan görmezden gelinen pek çok haberi anlatıyor gibi. Final sürpriz, etkileyici, akla gelmeyen ve acıklı.


Balkonumuzu oturuma açtık artık, birden gelen sıcaklar hemencecik ısıttı ortalığı. Şimdi evin içi ,dışardan daha serin. İstanbul bazen böyledir. Pat diye yaz gelir, pat diye kış gelir. Havasına güven olmaz yani..Balkondaki tek çiçeğim hibiskusun her yaprağını, her dalını her gün inceliyorum, goncası var mı? diye. Geçen yaz hiç açmadı, bu sene umarım çiçek verir. Yerini değiştirdim. Yanlış anlaşılmasın salon salomanje değil balkon, ama küçük de sayılmaz. Yer değiştirme köşeler arasında oldu, bu köşeden ,karşı köşeye. Bakalım bu köşede eskisi gibi açacak mı? 



 Çiçeğin eski halini görünce aklıma İbrahim Tatlıses'in şarkısı geldi; ''O eski halimden eser yok şimdi'' Devamı da bizim için ''..Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız..''

😊

cuma yazmıştım.

 Kapısındaki uzun kuyruk nedeniyle alışverişi başaramadığım mahalle bakkalına dün sabah uğradım. Kapanmanın ilk günü sabahıydı. Dünün yorgunluğunu üzerinden atmış bakkalımız her zamanki güleryüzü ile karşıladı. Dünkü yoğunluğun şaşkınlığını atamamıştı. Oysa zincir market olmadıkları için pazar günü dahil ,açıktılar kapanma süreci boyunca. Alacağımı alıp , eczaneye uğramak için oradan çıktım. Eczaneye kadar yol boyu dükkanların biri açık biri kapalı. Dönerci açmış, fotoğrafçı kapalı, eczane açmış, elektrikçi kapalı, kuruyemişçi açık, kuaför kapalı, petshop açık, yanındaki ufak butik kapalı.. Eczaneden ilacımı alıp, eve döndüm. Site girişinde kuryenin yukarı çıkartmadığı kargomu da güvenlikten alıp, elim kolum dolu yukarı çıktım. Bu kuryelerin de kimi kapıya teslim ediyor kimi girişte bırakıyor. Sitem yok,işleri zor , onlara sadece kolaylıklar dileyebilirim. 

Niyetimle inatlaşmazsam ,bu 17 gün boyunca,yayınlamasam da yazmak istiyorum. Günün sabah saatleri boş geçmez böylece.

 Biz sevgili bey ile zaten epeydir karantina koşularındayız. Bir takım kronik rahatsızlıklar bizi çekingen yaşamaya zorluyor. Can tatlı, dikkat etmezsen ne olacağı belli olmaz. Olacak olan yine olur da , biz tedbiri elden bırakmamaya çalışıyoruz. Nereye kadar? Bilmem. Bakalım artık.

günbatımı