Bugün itibariyle ameliyat olalı iki hafta oldu. Beş gün hastanede kalıp eve çıktım. On günlük ev maratonum ilk başlarda sıkıntılı geçti. Hastanede yürümemde yardımcı olan walker evde de yanı başımda.Tıkır tıkır onunla dolaşıyoruz. Çok çok şükür, hiç ağrım olmadı ne ameliyat sonrasında ne de şimdi.
Ama tabii ki hastanede epidural yönteme belden verilen ağrı kesiciler, damardan verilen ilaçlar ,sonrasında evdeki kutu kutu hap ve kan sulandırıcılar sayesinde.
İlaçlarım bir kaç güne bitecek bakalım sonrasını yaşayıp göreceğiz.
Bu arada bu tip ameliyatların en büyük risklerinden biri emboli yani pıhtı atması.
O nedenle bir süre kan sulandırıcı ilaç veriliyor ve yine bir süre ilkokul yıllarında giydiğimiz beyaz külotluçorapları hatırlatan varis çoraplarını giymeniz icabediyor. Hatta ,ameliyata o çorapları giydirip öyle götürüyorlar. Yani çoraplarla da bir bağ oluşuyor aranızda.
Hastanede ve sonrasında her gün yapmam gereken egzersizler de günlük yaşantımın parçası haline geldi. Daha da artarak devam etmesi gerekiyor.
Çünkü yeni femur başının bir an önce bedene uyum sağlaması gerekiyor.
Şimdilik durum bu.
Geçmiş olsun dileklerini ileten tüm blog komşularıma canı gönülden teşekkürlerimi sunuyor, sevgi ve selamlar gönderiyorum. Bunları paylaşıp paylaşmama konusunda kararsız kaldım. Ama ben ameliyata girmeden önce o kadar çok araştırdım ki internette. Genelde hep göz korkutan şeyler vardı.Bende biraz bahsedeyim dedim, belki benim gibi araştıran birilerine azıcık faydası dokunur.
Ameliyat tabii ki risk taşıyor her ameliyat gibi. İyi bir doktor ve hastane ile korkulacak bir şey yok. Sadece çoraplarınızı kendiniz giymeyi özleyebilir, alt çekmecelere ulaşamayabilir ,yere düşen eşyanızı alamayabilir,
dizleriniz aşağıda kalacak şekilde oturmak için yüksek koltuk,sandalye ve hatta tuvalet aramak zorunda kalabilirsiniz. Tabii bu ,bir süreliğine.
Bu konuda deneyimlerimi biraz daha iyileşince daha sağlıklı paylaşabilirim sanırım.
İki gün sonra doktora gitmem gerekiyor, dikiş alınacak, walker ile vedalaşacağım.
Bu yazım enterasan şekilde 3 Aralik Dünya Engelliler Gününe denk geldi.
Yaşayarak anliyorum ki hayatımızda hiç bir şey kısıtlı bir insana göre değil. Evdeki eşyadan, yoldaki kaldırıma kadar. Umarım göstermelik çalışmalarla,sosyal medyada bir iki paylaşımla ,salonlarda yapılan toplantılarla değil,yeterince dikkat çekilip, gerçek anlamda kısıtlı insanların yaşamını kolaylaştırıcı yöntemlerin ,tedbirlerin uygulamaya konulacağı günlerde gelir.
Herşey insanlar için, farkında olalım.
Herşey insanlar için, farkında olalım.