Bu yeni dünya ağacını bahçeye ekeli uzun yıllar oldu. Tam altına bahçe salıncağı koyduk ona şahane gölgelik oluyor. Sonbaharda çiçekleri harika kokuyor, meyveleri sarı sarı, kokulu, baldan tatlı. O da yerini sevdi coştukça coştu. Bizim bahçeye ve komşu bahçeye gölgesini esirgemeden büyüdü. Yaz kış yaprakları yeşil, lakin arada eskiyen yaprakları kahverengiye dönüşüp dökülüyor , bu sık yaptığı bir faaliyet. Genelde bahçe, onun kendinden bıraktığı kahverengi ,kurumuş, kalın yaprakları ile dolu. Babamın görevi hemen her sabah onları tırpanla toplamak, etrafını temizlemek. Bir nevi eskiden kalma askerlik alışkanlığı; mıntıka temizliği. Bizim yazlığın küçük bahçesi meyve ağaçları ile dolu oldu her daim. Bir köşede mandalina, bir köşede zeytin, erik hala mevcudiyetini koruyor. Şu an olmayan ama zamanında ayva, şeftali, armut hatta keçiboynuzu ağacı bile vardı. Artık yaşlanan erik ağacının meyvelerini toplamalara yetişemiyorduk, komşulara dağıtmakla bitmiyor, erik suyu devamlı yapılıyor, ocakta sık sık erik reçeli kaynıyordu. Sonra bozuldu ağaç, şimdi tek tük veriyor. Şeftali de çok lezzetli idi o da bozuldu gitti.
Yan komşu ise tam bir'' çim '' hastası. Onunda elma, armut, kayısı ağaçları vardı, kesti. Geliyorlar hemen çimlerle ilgilenmeye başlıyor, suluyor, ilaçlıyor, biçiyor ve yine suluyor. O da onun keyfi ,fena halde değil çimleri . Bir ara bizim zeytin ağacının, onun tarafına gölge yaptığı ve gölgede çim yetişmediği ile şikayetlerini laf arasında anlatıyordu, babacığım da ona doğru büyüyen zeytin dallarını kestirirdi. Çimleri rahat etsin diye. Sonra n'oldu dersiniz, koca zeytin ağacına hastalık geldi ve öldü ağaç, kurudu. Ama zeytin ağacı öyle bir canlı ki kısa süre sonra yanından bir fidan çıktı büyüdü ve o da meyvelerini verip duruyordu. Ta ki geçen yaz yine dalları zayıflayıp hastalanana kadar, şu an zeytin ağacı yine iyi ama kuruyabilir her an. Yan bahçeden tedirgin bir hali var ağacın, diğer tarafa doğru uzuyor çünkü, babam komşu hatırına dalların yan bahçeye uzayan tarafını budatıyor.
Zeytin ağacı yetmedi, bu yıl çimci komşu bir sabah babama ;
''Yetti gari bu ağacın benim bahçeme dökülen yaprakları, bıktım senelerdir bunları toplamaktan kes şu ağacı , çimlerim mahvoluyor vs vs vs..''
diye hömkürmeye başlamış. Biz de İstanbul'dayız, annem göz enjeksiyonu olmak için bize gelmiş , babam evde yalnız. Olacak şey değil. Baya bir atışmış iki yaşını başını almış koca adam ki babam komşudan çok daha büyük, yaşa da hürmeti yok adamın. Gereksiz bir bağırış çağırış.
Babam hemen aramış bahçelere bakan bekçiyi, gel akşam bu ağacı halledelim, diye. Hem bekçi hem bahçevan olan sitenin görevlisi de akşam gelmiş, neyse ki ağacın sadece çimli bahçeye dökülmesi muhtemel dallarını budamışlar, yeni dünya ağacı kendini kurtarmış.
Bize de anlatılınca olay hem annem hem biz çok üzüldük. Tabii ki ağaca. Umarım küsmez. Yandaki çimci de oraları çapaladı, yeniden çim falan bir şeyler ekti, genelde bir-iki ay ancak kalıyorlar, çekip gidecekler. Çimler solacak, ota bürüyecek, bizim yeni dünya ağacı dallarından olduğu ile kalacak. Umarım iki komşunun birbirine darılması gibi yeni dünya ağacı da kesildiği için küsmez. Zeytin ağacından sonra yeni dünya ağacıda komşu kaprisi uğruna kuruyup gitmez, bakalım göreceğiz.