# ağaçevsohbetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
# ağaçevsohbetleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2024 Paris Olimpiyatlarını İzliyor musunuz? (Ağaç Ev Sohbetleri 258)

 Sade ve Derin blogunun emek ve çabaları ile beşinci yılı biten Ağaç ev sohbetlerine /Kutluyorum/bu yaza damga vuran 2024 Paris Yaz Olimpiyatları konu olmuş.  Olimpiyatlardan önce de İspanya futbol takımının şampiyon olduğu UEFA nın düzenlediği EURO 2024 Avrupa Futbol şampiyonası vardı. Bu yaz genel anlamda spor yazı oldu. 

Tabi bu sıcaklarda evde olunca yapılacak en güzel şey bambaşka dünyaların kapılarını açan spor karşılaşmalarını izlemek. Kasvetli, gergin, sinir bozucu siyasi ve ekonomik gündemden en güzel kaçış yolu  olimpiyat oyunları. 

26 Temmuz 2024 de yapılan Olimpiyat açılış töreni inanılmaz bir görsel şölendi. Kocaman bir şehri Paris'i sahne yapmışlar her köşesine her sokağına, binasına ve tabi Sen Nehrine, köprülerine inanılmaz gösteriler sığdırmışlar, ışık ve sahne şovları hazırlamışlar. Eleştirenler oldu ve gördük ki yobaz tayfa sadece bizde değil dünyanın her yerinde var. Neyse benim düşüncem gayet başarılı, dünyadaki tüm insanlara hitap eden, masraftan asla kaçınılmadan hazırlanmış çok güzel bir açılıştı. Bir çok da yenilik varmış açılışta mesela meşale ateş değil ışık ve sudan oluşturulmuş ki inanılmaz ateş gibiydi. Celine Dion ve Lady Gaga performansları şahaneydi.

Ve başlayan oyunlarda genelde Türk sporcuların olduğu oyunları izliyoruz.  Mesela Okçulukta ilk kez takım olarak madalya aldık. Tabi Mete Gazoz'u  yine okçulukta heyecanla izliyoruz. Bu arada Azerbaycanlı sporcu Yaylagül Ramazanova'nı 7 aylık hamile olarak okçuluk yarışlarında yarışması büyük başarı idi. Ayrıca kutluyorum. 

Voleybolda takımımız Hollanda karşısında ''ay yenildik ya hu!'' derken tam da o sırada atılıma geçip 3-2 yendiler neyse ki .Bize baya heyecan yaşattılar. Dominik takımı da yenildi sıra da İtalya var.

Havalı tabanca atışı ki daha önce hiç izlememiştim Şevval İlayda Tarhan ve Yusuf Dikeç ile Olimpiyat ikincisi olduk gümüş madalya ile atıcılıkta tarihimizin ilk madalyaları alınmış oldu. Yusuf Dikeç atış sırasındaki tavırları ile bir günde dünya çapında  fenomen haline geldi ki bu da ayrı bir şans diyelim. Hem yarıştaki başarısı hem de duruşu kendisini bambaşka bir dünyaya taşıdı.

Boksta kadınlar gayet iyi gidiyor. Esra Yıldız Kahraman ve Hatice Akbaş başarılı müsabakalarına devam ediyorlar. Kızların boksta da başarılı olması gurur verici. Busenaz Çakıroğlu ve Buse Naz Sürmeli çeyrek finale yükseldi. Buse Naz lar şahaneydi. Bir Buse de yüksek atlamada var; Buse Savaşkan. Hepsi gurur verici.



Genelde izlediklerim bizimkiler fakat geçen gün Kay kay vardı Sanırım yeni olimpiyat oyunlarından. Genç hatta çocuk yaşta kaykaycılar çok emek vermişler ama bu bir spor mu bilemedim. 

Tabi o kadar değişik ve çeşitli spor dalları var ki bu yıl olimpiyatlarda 32 branş da 48 dalda sporcular yarışıyormuş. Keşke çoğunda yarışan sporcularımız olsa. Özellikle üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin su sporlarında olmasını isterdi gönül ama yokuz. Başka ülke sporcularını görünce insanın içi burkuluyor neden biz sporda geriyiz diye. Aslında sebepleri malum ama bilmemezlikten geliyoruz ve bir çaba göstermiyoruz çocuklarımızın sporla ilgilenmesi için. Eksiğimiz çok fazla . Düzelir mi? Kim bilir?



Ağaç Ev Sohbetleri #73 ( Köyde Okul)

Konu; Eğitim. 

          Sizin okullu olduğunuz zamanlarla günümüzdeki eğitim öğretimi kıyasladığınızda neler düşünüyorsunuz? Nelerin değişmesini ya da nelerin gelmesini istersiniz? İlkokul öğretmeninizi hatırlıyor musunuz? Unutulmayan yönleri nelerdi?Okul yaşamınızda sizi olumlu etkileyen kaç öğretmeniniz oldu,neler yaptılar?

Konuyu gündeme getiren :  Makbule Abalı  


''..İlkokul öğretmenimiz İdris Doğru isimli bir beydi.Çok bilgili,kültürlü,babacan bir beydi. Gerçi arada disiplini kızılcık sopasıyla da sağladığı oluyordu. Aynı zamanda imamlık yapardı. Okul da zaten caminin bitişiğindeydi. Okul dediğime bakmayın, öyle bina canlanmasın gözünüzde. Tek katlı ,büyücek bir salon işte. Salona girişte sol tarafta sıra sıra beş on tahta sıra arka arkaya dizili. İlk sırada kızlı erkekli birinci sınıf öğrencileri, yanındaki dizinde ikinci sınıflar, onun yanında üçler, sonra dörtler işte beşinci sınıfa kadar tek salonda, aynı sınıfta okuyoruz. Duvarda kocaman iki karatahta yanyana asılı. Sağ tarafta öğretmen masasının yanındaki duvarda Atatürk resmi, onun yanında Türkiye Haritası asılı. Salonun orta yerinde kocaman bir odun sobası var. İşte beş sınıfa birden İdris Hoca bu sınıfta ders verirdi. Camii de imamlık yapan İdris Hoca ile yıllar sonra Bursa'da Tophane'de bir camide karşılaştım. İmamlık yapıyordu, vaazını dinlemek nasib oldu..   

İlkokul çağları böylece köyde geçti. O zamanlar Gebze Çayırova'da köy çocuklarının tarım alanında bilgilenip yetişmesini sağlayan, çağdaş çiftçiliği öğreten, sonra da köylerine geri gönderen bir okul varmış. Babam İbrahim ve beni ilkokulu bitirince bu okula göndermek istedi. Babamın bu çabası için Bursa'ya geldik.Tahtakele'de karşılaştığımız Osman Peker ayaküstü sohbet esnasında babamı ikna ederek, bu sevdadan vazgeçiriverdi. Ki hayatımın dönemeçlerinden,yol ayrımlarından biridir. Babamın ikna olmasının en büyük nedeni toprağımızın az olmasıydı. Osman amca ,babama bizi ortaokula kaydettirmesin söyledi. Babamda bizi Temenyedeki ,sanırım hala faal olan, Bursa Çelebi Mehmet Ortaokuluna kaydettirdi. Babam köyde yaşadığı için nerede kalacağımız sorunu vardı.Bu aralarda yeni evlenen Emine halamlar Bursa'ya yerleşmişti. Onun yanında kalabilirdik. Tophane'de Yerkapı'da ,Kaleboyunda bir evde yaşıyorlardı. Hatice ablamda bizimle gelecek bize bakacak, halama da yardım edecekti. Evin bahçesindeki odunluk olarak kullanılan müştemilat onarıldı, boyandı bizim için hazırlandı. Çok karanlık bir yerdi. Emnine halamların komşusu polis memurunun oğlu Coşkun'da bizimle aynı okula gidiyordu. Her sabah üçümüz yürüyerek Temenyedeki okulumuza gidip gelmeye başladık. Benim okul numaram 546 ,kardeşiminki 545 idi. Bu numaralı okul kimliklerimizi aldık. Bize okul için forma aldılar. Tabi dar bütçelerimize göre idi kıyafetlerimiz.Ama,kimin umurunda  yeni kimlikler, yeni arkadaşlar, yeni kıyafetler bizim çok çok hoşumuza gitti. 

Ortaokulda sosyal yönlerim çok iyiydi. Törenlerde şiirler okurdum, izcilik grubuna katıldım.Halamın torunu Zeki'de benimle aynı okula gidiyordu. O zamanlar sınıflar odun sobası ile ısıtılıyordu.Zeki ile birlikte odunluktaki kısa kesilmiş odunları ,sobaya atılacak hale getirirdik. Tahminen üç ton kadar vardı odunlar. Bunun karşılığında bize elli kuruş vermişlerdi. Ortaokul yıllarım maddi olarak türlü zorluklar içinde geçti.Ama bir hayalim vardı. Ortaokulu bitirip  Işıklar Askeri Lisesine girebilmek..''

M.Albayrak


 Eğitim konusunda hem  öğrenci olarak kendi dönemimi ,hem veli olarak çocuklarımın dönemini kıyaslayabiliyorum. İnanın en çok değişen, en düzensiz, en deneme tahtası gibi olan dönem ;çocuklarımın dönemi. Şimdi yaşananları hele hiç konuya karıştırmıyorum. Ayrı bir alem.

 Bir de yukarıda okuduğunuz babamların dönemi var.Günümüzün sorunlarını ,daha yakından yaşayanlara öğrenci ve velilere bırakıp, konu için daha eskilere gidip, oradan kıyas yapmak istedim. Bir nevi zaman yolculuğu ile bu sorulara ben değil babamın anıları  olsun cevabım..

Ağaç Ev Sohbetleri #72

 

Haftanın Konusu;                     Hepimizin fark ettiği gibi iklim hissedilir derecede değişti. Peki sizce bu değişim ülkemizde ya da sizin yaşadığınız alanda/şehirde yarattığı en büyük etki ne? Bu saatten sonra geri dönüş olur mu?

Haftanın Konusunu belirleyen; Kayıp Fısıltı

Coğrafi bilgi olarak bakarsak önce iklim nedir? diyelim; 

İklim, bir coğrafyadaki hava, nem, yağış, sıcaklık gibi meteorolojik olayların, uzun süreli gözlemlenmesi ile belirlenen ortalama durumdur. Hava durumu ile farkı, birisi günlük ya da haftalık ise iklim o yerin uzun süreli genel hava durumudur, diyebiliriz. Yedi coğrafi bölgeye ayrılan ülkemizde de her bölgede gözlemlenen farklı iklimler vardır. Akdeniz iklimi, Karadeniz iklimi vs. 

Lise yıllarımdan kalan bilgi mesela; Yazlar sıcak ve kurak ,kışlar soğuk ve yağışlı. Neresi bu? Tabii ki İç Anadolu'da görülen karasal iklim. Karadeniz bol yağışlıdır, Akdeniz her daim sıcaktır, Doğu yazları kısa, kışları bol karlıdır. Her bölgede farklı bir iklim hüküm sürer. 

Son yıllarda küresel ısınma, iklim değişiklikleri gibi bir takım yeni durumlar okuyoruz. Bunlar mesleki ve bilimsel konular. Biz sadece çevremizdeki hava durumunu değerlendiriyoruz ki iklim değişikliği  tarım arazilerinde, kırsal bölgelerde ,daha çok etki yaratacak bir durumdur sanırım. Yağmurların az yağması kadar ,çok yağması, seller taşkınlar da tehlike yaratır. Şehirlerde yaşayanlar plansız düzensiz yerleşimlerin sonucu, susuzluk çekebilir, enerji sıkıntısı çekebiliriz. Bunların çoğu doğanın, iklimin değil insanın düşüncesiz, kımıl gibi zararlı hallerinden dolayıdır. Yoksa doğanın bir şekilde bir düzeni olduğunu, dönem dönem bolluk bereket, dönem dönem yokluk, kıtlık gösterebileceğini düşünüyorum. Dünya havasıyla, suyuyla, iklimleriyle bize her türlü yaşama şansını sunuyor. Bunlara zarar vermeden yaşamayı öğrenmeliyiz. Bu dünya da yaşayan canlılar olarak bizim uyum sağlamamız, çare ve tedbirlerini alıp, tabiata saygı göstermemiz, çevre ve doğayı koruma bilinci yüksek nesiller yetiştirmemiz gerekiyor. Aksi halde yandık, bittik, kuraklık geliyor, kıtlık geliyor diye feveran edip dururuz.

İklim konusu tamamen bilimsel bir konu, özel bilgi sahibi olunması gereken bir konu. Biz sadece coğrafya derslerinden kalan bilgilerle ,bir de hava durumunda söylenenlerle idare ediyoruz. /mesleği ve özel ilgisi olanlar hariç/Tamamen bir iklim değişikliğine şahit olduk, diyebilmek için ,sanırım çok fazla hayatta kalmamız lazım.  

Hepimiz kendi coğrafyamızda, kendi bozulmamış iklimimizde ,tüm sunulanların değerini bilip yaşarız ,geleceğe de güzel şeyler bırakırız, diye umud ediyorum..

 



 

  

Ağaç Ev Sohbetleri #71

 


KONU; Sizin için mutluluk nedir? Mutluluk sürekli olarak elinizde tutabileceğiniz bir şey mi?

Konu sorusunu soran;  Mr.Kaplan 

Mutluluk ;sevinmektir. Mutluluk, gülümsemektir. Mutluluk, haz duymak, keyif almaktır.  Mutluluk ,sevmektir, sevildiğini bilmektir. Bir çok şekilde tarif edilebilir.Benim dualarımda en çok dilediğim dilek, mutlu olmaktır sanırım. 2020 yılı için sağlık ön plana çıkmış olabilir tabi, ama sağlıklı olmakta bir mutluluk nedeni değil mi zaten. Mutluluk bulunması zor bir hazine  değil aslında, her yerde karşımıza çıkması muhtemel, her an yaşayabileceğimiz bir duygu sadece. En acı anımızda bile, bir an iyi bir şeyler düşünüp, içten gülümsediğimiz olmamış mıdır hayatta?

Gerçi bazısı dünyaya karamsar bakmak için gelmiştir, bu da inkar edilemez. Sevinicem diye, ödü kopar. Bunun için laflar icat etmiştir.''Çok gülme, ağlarsın'' gibi ,mesela. Bazısı ise  iyimserdir. Bunun yaşanılan şartlarla birebir ilişkisi olduğunu da düşünmüyorum şahsen. Bu yaradılış, karakter meselesi. Yalınayak dışarlarda neşe ile dolaşan, kendilerine türlü oyunlar yaratan şen şakrak çocuklar varken ,bir yanda da üstü başı pırıl pırıl, anası babası yanında ,her şeyi olup somurtup duran, ağlayıp sızlanan çocuklar var. Büyükler içinde geçerli aynı durum. Kimi bir eli yağda ,bir eli balda,oturursun yanına derdi anlatmakla bitmez, kimi de onca yoklukta sıcacık, huzur dolu kelimelerle, pırıl pırıl bir yüzle şükreder, güzel şeyler düşünür. Demek ki içinde bulunduğumuz maddi yaşam değil de daha çok kalp, beyin ,ruh durumumuz belirliyor mutluluğumuzu. 

  Mutluluk anlık bir iyi görüş, iyi hissediş sadece. Kısa süreli. Ama bu şey gibi, çok lezzetli bir yiyecek yersiniz de tadı o an size şahane gelir ve o leziz tat uzun süre ağzınızda kalır. Üzerine bir şey yemezsiniz, tadı gitmesin diye. İşte öyle. Sizi kısa bir an mutlu eden şeyin etkisi uzun olur, ondan sonra yaptıklarınızı, hissettiklerinizi değiştirir, daha olumlu daha yaratıcı, daha yapıcı olursunuz. Daha çok gülümsersiniz. Bir kere mutluluğun tadını alan, her şeyde sevinecek bir şey aramaya başlar. Bu bir alışkanlığa dönüştükçe de daha çok mutlu olacak şey görmeye , her olumsuzluğun aslında  gülümsetecek başka şeylerin başlangıcı olabildiğine inancı da artar insanın. 

Sonuç olarak mutlu olmak da diğer tüm insani duygularımız gibi yaşamamız gereken bir duygu. Belki en çok yaşamamız gereken,hayat boyu en çok ihtiyacımız olan  duygu.  Mutlu insan, bu duygusunu ,bir şekilde başkalarına da bulaştırır. Mutlu insanların yaşadığı toplumlar/topluluklar/aileler daha huzurlu olur.

Mutluluk anlarınızın, gülümsemenizin, sevincinizin,keyfinizin bol olduğu günler diliyor, yazıma noktamı koyuyorum.