"Gözümüzün önünde duran ,ama bizim hiç görmediğimiz o kadar çok şey var ki.
İşte bu gün herhangi bir yer seçip oturduğunuz yerden ne görüyorsanız onu yazın.
Tek bir yerde oturun ve ne görüyorsanız onu yapın.hatta bunu beş on gün tekrar edin.
Algılarınız açılacak ve görmediğiniz ne kadar çok şey olduğunu farkedeceksiniz"..
mesela şu an tam ayaklarımı uzattığım pufun önünde ,dörtgen bir orta sehpa duruyor.Eve taşındığımızda marangoza yaptırmıştık.Eşyalarımızı parti parti aldığımızdan ,koltuklarımıza uygun sehpa bulamayınca ,tv altlığı ile takım olsun istedik ve ailemizin marangozuna sipariş ettik.Ailemizin marangozu diyorum ,çünkü neredeyse tüm ahşap mobilyalarımızı yapan kişi kendisidir.Gelelim sehpaya ve üzerinde akşamdan kalanlara.
Sehpanın üzeri bu sabah dağınık ,yine.Uzak gözlük kabı ve siyah gözlük bezi büyük yeşil cam kasenin içerisinde duruyor.Gözlüğünü sık sık fısfıs sıkıp sildiğinden, sehpadan mutlaka o gözlük bezi durur.
Hep beyaz olan gözlük bezinin de siyahını ilk kez gördüm bu bezle.
Kumandalar yine sehpanın muhtelif köşelerinde.Biri TVnin ,biri ses düzeninin, bir diğeri uydu kanalın.
Bu gün farklı olarak ,ruj boyutundaki serinleten jelde ortada kalmış.Bir çeşit ilaç.
Böcek, sinek ısırmalarına çok iyi etki eder.Ufak tefek yaraların üzerine sürüyorsunuz kaşıntıyı engelliyor.Sanırım gece ,yatmadan önce sivrisinekler yemiş kocamı.Yayvan cam kasenin altına serili krem rengi bürümcük şifon örtü her zamanki gibi düzgün değil,yana kaymış.
Bir köşesinde yarıdan kırılmış küçük plastik gözyaşı ılacı çöp kutusu yerine orada bırakılmış duruyor..
Ve ben ayaklarımı puftan sehbapaya doğru uzatmış bunları yazıyorum.
Sanırım ortalığı toplama zamanı gelmiş.
Bugünlük bu kadar..