"Gözümüzün önünde duran ,ama bizim hiç görmediğimiz o kadar çok şey var ki.
İşte bu gün herhangi bir yer seçip oturduğunuz yerden ne görüyorsanız onu yazın.
Tek bir yerde oturun ve ne görüyorsanız onu yapın.hatta bunu beş on gün tekrar edin.
Algılarınız açılacak ve görmediğiniz ne kadar çok şey olduğunu farkedeceksiniz"..
mesela şu an tam ayaklarımı uzattığım pufun önünde ,dörtgen bir orta sehpa duruyor.Eve taşındığımızda marangoza yaptırmıştık.Eşyalarımızı parti parti aldığımızdan ,koltuklarımıza uygun sehpa bulamayınca ,tv altlığı ile takım olsun istedik ve ailemizin marangozuna sipariş ettik.Ailemizin marangozu diyorum ,çünkü neredeyse tüm ahşap mobilyalarımızı yapan kişi kendisidir.Gelelim sehpaya ve üzerinde akşamdan kalanlara.
Sehpanın üzeri bu sabah dağınık ,yine.Uzak gözlük kabı ve siyah gözlük bezi büyük yeşil cam kasenin içerisinde duruyor.Gözlüğünü sık sık fısfıs sıkıp sildiğinden, sehpadan mutlaka o gözlük bezi durur.
Hep beyaz olan gözlük bezinin de siyahını ilk kez gördüm bu bezle.
Kumandalar yine sehpanın muhtelif köşelerinde.Biri TVnin ,biri ses düzeninin, bir diğeri uydu kanalın.
Bu gün farklı olarak ,ruj boyutundaki serinleten jelde ortada kalmış.Bir çeşit ilaç.
Böcek, sinek ısırmalarına çok iyi etki eder.Ufak tefek yaraların üzerine sürüyorsunuz kaşıntıyı engelliyor.Sanırım gece ,yatmadan önce sivrisinekler yemiş kocamı.Yayvan cam kasenin altına serili krem rengi bürümcük şifon örtü her zamanki gibi düzgün değil,yana kaymış.
Bir köşesinde yarıdan kırılmış küçük plastik gözyaşı ılacı çöp kutusu yerine orada bırakılmış duruyor..
Ve ben ayaklarımı puftan sehbapaya doğru uzatmış bunları yazıyorum.
Sanırım ortalığı toplama zamanı gelmiş.
Bugünlük bu kadar..
yeşim cimcöz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeşim cimcöz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Günlük Yazı Maratonu
İnstagramda takipçisi olduğum sevgili Yeşim Cimcöz bir yazı maratonu başlattı.Kendisini şahsen tanımıyorum ama kendime çok yakın hissediyorum. Videolarını izleyince sanki benim duygularımı dile getiriyor hissine kapıldığım oluyor. Sıkı takipçisiyim, kendisinden ve bir dönem kayıt olduğum atölyesinden, ''yazmak'' ile ilgili pek çok şey öğrendim.
Bu aralar yazma konusunda tam bir tembel teneke modundayken , imdadıma yetişti.
21 günlük bir yazı maratonu başlattı.
Yapmam gereken videolarını izlemek ve kalemi defteri eline almak.Tabii benim gibi sağ omuz sıkıntı verip ,kalem tutmayı zorlaştırıyorsa, klavyeler ne güne duruyor, zaten hep elimizin altında artık.
Sanırım ben en kolay sevgili Asus'umla yazıyorum.
1. gün..
Bir kelime seçin ve ''6 dakika yazısı'' yazın.
Kelimemi okuduğum kitaptan seçtim. Gözüm kapalı ,herhangi bir sayfasını açarak, parmağım rastgele hangi kelimeye denk gelirse ,o kelime olsun ,diyerek seçtim.(Beğenmeyip kelimeyi değiştirmeyin lütfen,şansınıza artık)
Sonra 6 dakikayı ayarlayıp, o kelime ile başlamak şartı ile zihninizi boşaltın.
Düşünmeden, kalem ne yazarsa, değiştirmeden,içinizden ne akarsa onu yazın.
çok rahatlatıcı;
İşte benim bugünkü şansıma çıkan kelimem;
Göğsüne;
Göğsüne; yatırdığı bebeği usulca aldım .ikiside uyumuş.kızın kolları buz gibi üşümüş ama babasının kucağına denk gelen yanağı sıcacık.ne tatlı kokusu var bu bebelerin sıcak poğaçalar gibi. koklamaya doyulmuyor. baba olmak da anne olmak kadar zor mu acaba. bir yerde duymuştum babalık yolda öğrenilen bir şeymiş.annelik ise doğuştan.yani tabi doğuştan derken küçük bir kız çocukken çoğu çocuk, bebekleriyle bir anne -çocuk oyunu oynar.onları ayağında sallar mesela.ama bir erkek çocuk görmedim ki babacılık oynasın zaten bebekle oynamazlar.onların en sevdiği oyuncak arabalardır. ya da dı. neden çünkü erkek çocukları ve delikanlılar zamanımızda sadece ekran başında klavye oyunları oynuyor. tıkır tıkır tuş sesleri, ekrana eğilmiş fıldır fıldır gözler,ekrandan duyulan diğer oyuncu arkadaşların sesleri odalardan taşıyor. sıkılmadan bıkmadan oynuyorlar.biz anaların işi pek zor onları o ekrandan uzak tutsan bir dert ki başarmak zor ,tutmasan bir dert..
ve 6. dakikanın sonu,yazıyı nerede kaldıysa orada kesiyoruz..
Maratonda 1. gün sona erdi.
(Katılmak isterseniz,haydi gelin;@sanalyazievi youtube kanalında)
Kitap siparişi
İnternetten ilk kez kitap alışverişi yaptım. Herhangi bir şey satın almak için bu yolu pek kullanmam.
Alacağım şeyi bizzat görüp, dokunmak, sağını solunu incelemek,bakmak isterim.
Bir kez kızım için , o zaman lisede kendisi ve ''ergenimergen'' modundaydı, ... marka ayakkabı alacağım diye tutturdu. Baktım bu bizim gençliğimizin espadrili. Yeni sürümü piyasaya çıkmış:)
Bir kaç büyük mağazada bir kaç model ve renk var.Öyle bir model için çok pahalı.
Bizde bir siteden aldık.
Fiyat olarak, dışarıdaki uçuk fiyatlara göre uygun gelmişti.Ayakkabılar gelince, baktım replika mal bu.
Neyse kızımın ergen gönlü oldu, severek giydi, rahat etti ayakkabılarıyla.
Bir daha da denemedim internet alışverişi.
Oturduğumuz sitenin sosyal tesisinde bir kütüphane kuralım dediler, bende evdeki kitapların
hem bir tozunu alayım hem de oraya kitap seçeyim dedim.
Bir de baktım kitaplığıma yeni kitap girmemiş epeydir. En çok per perişan olmuş, sayfaları telef olmuş olan ''Rüya Tabirleri'' kitabı başköşede:) Sıkıntıdan rüyalara sarmışım galiba dedim,
verdim sipariş internetten. Daha doğrusu eşim verdi, benim yerime.
O, bu tip alışverişlere daha yatkın , daha içli dışlı diyelim, o nedenle.
Benim elim ayağıma dolanır.
Kitapları Kitapyurdu'ndan aldım. Hem tam vaktinde, hem çok iyi ambalajlanmış halde
geldi. Sanırım bu yolu hep kullanırım artık, en azından kitap alırken.
Nazan Bekiroğlu çok çok beğenerek okuduğum bir yazar.
Yerli Yersiz Cümleler'i de merak ediyorum.Sanırım
Nar Ağacı , Mimoza Sürgünü ve Mücella kadar severek okuyacağım.
Şermin Yaşar 'ı Facebook 'da çocukları ile ilgili paylaşımlarından tanıdım,
3 tane şekermi şeker çocuk annesi Oyuncu Anne .
Daha çok çocuklara yönelik yazdıkları ama sanırım Hoşça Kal Lokantası
bizlere hitap eden bir öykü kitabı.
Yazarak Hafifleyin de ise Yeşim Cimcöz ,
yazının iyileştirici gücünden , şifa kaynağı olduğundan bahsediyor .
Bu kış hem çok yazıp hem çok okuruz , diye umuyorum...
Güzel bir cuma ve ardından dinlendirip, eğlendiren bir hafta sonu olsun..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
