GÜNDELİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GÜNDELİK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Karışık..

 Dün kısa bir video düştü önüme. Özlem Gürses artık sosyal mecralarda alkollü içecek resmi paylaşmanın ceza sebebi olduğunu anlatıyordu. Daha önce de içki resmi paylaşanlara baya yüksek miktarda para cezası geldiği, haber olmuştu. Tabi bu olay,  alkolün markası görünürse, tanıtım ya da özendirme içeriyorsa gerçekleşiyormuş. Ama bunu kim, neye göre tespit edecek, her paylaşıma ceza gelmeyeceğinin garantisi var mı? Markası görünmeyince özendirici olmuyor mu? Dizilerde ,filmlerde blurlanmış bardaklarlara,şişelere alışmıştık. Ya da 'fermente üzüm suyu' gibi tabirlere. Şimdi belki her yerde flu görüntüler ve yeni tabirlerle karşılaşacağız. her şey halkımızın iyiliği, sağlığı için..

****

Yıllardır kullandığım düdüklü tenceremin yenilenme vakti geldi. Onu  emekliye ayırıp yazlığa götüreceğim, biraz da orada pişirsin. Yerine yine aynı markanın düdüklüsünü aldım. Alman malı bu düdüklü tencerenin üzerine başka tencere tanımam. Fiyatı indirime girmişti online mağazada. Reel de kasada yüzde 10 indirim daha yapıldı. Neredeyse kızıma 3 yıl önce aldığım fiyata yakın bir fiyata aldım. Denk geldi. 

****

Sevgili eşimin arkadaşından duyduğu bir Bafra Pidecisi varmış , dışarı çıkmışken aklıma geldi. Hadi oraya gidip bir pide yiyelim ,dedim. Rahmetli kayınpeder bizi Sarıyer'de bir Bafra pidecisine götürürdü, güzel yaparlardı. Burası da iyiymiş dediler, bakalım dedik. Gittik ki  yerinde yok, dükkan taşınmış!Koca bir 'Kiralık' levhası asılı. Bakındığımızı gören yoldan geçen bir bey ''Hemen şu karşı eczaneyi dönün o caddeye taşındı.'' dedi. Gelmişiz buraya kadar ,yürüyüverdik tarif ettiği yere doğru. Kolay yerdeymiş yine. Çok şık ,nezih bir pide salonuymuş. Yeni ve modern döşeli. Kapıda karşılayan robot servis elemanı bile var . Oturduk güzel bir masaya,iki Bafra pidesi ve ayran söyledik. Boğazda yediklerimizden daha iyiydi. Üzerine çay da ikram:)  Düdüklü tencere alışverişi üzerine iyi geldi...



Bugünlük..

 Yıllar sonra, başlayıp yarım bıraktığım, ''Suç ve Ceza'' yı bitirdim. Hem de su gibi aktı, çabuk okudum. Klasiklerin yeri, bir başka bende. 

Suç ve Ceza

Havalar o kadar sıcak , sıcak da değil boğucu, rutubetli, yapış yapış ve puslu olduğundan en iyisi bunu düşündürmeyecek şeyler yapmak. Kitap bunu bir nebze sağladı. Televizyon programlarında hiç bir şey yok. Sadece  bunaltan, umutsuzluk veren hatta üzüp can sıkan siyaset haberleri, olayları. Adaletsizlik, kandırmaca almış başını gitmiş. Yok artık toparlanmaz, zor çok zor. Biz kendi işimize bakalım, ne halleri varsa görsünler..

Benim yerli diziler henüz sezonu açmadığından, yine dijital platform dizilerine devam ediyorum. Gerçi yaz dizileri var TV'de .İçlerinden sadece Muhtemel Aşk ilgim dahilinde. Ayça Ayşin Turan ve Ekin Koç ikilisini birbirine yakıştırıyorum. Ama o kadar gereksiz ve uzatılmış sahneler var ki yani sadece fragmanlardan takip etmek istiyorum diziyi. Ne olacaksa son on beş dakikaya sığdırıyorlar, gerisi boş.

Evde ,beyimin beli tutuldu, kaç gündür sıkıntı içinde, evlat klima çarpmasına maruz kalmış, ateşlendi, işe gidemedi. Velhasıl haftaya iyi başlamadık. Ama tabii ki her şeye olduğu gibi buna da şükür diyoruz. 


mandalina çok tatlı, yemeden alma

 
 

 Yağmur hızlandı.Cama vuran taneler irileşti. Arabanın içinde müziğin sesi sileceklerin arada sırada
sağdan sola savrulan  lastik gıcırtısıyla bölünüyordu. Hava yağmur karanlığına bürünmüş,
neon lambalı dükkan tabelalarının ışıkları daha göze çarpar olmuştu. Gıdım gıdım ilerleyen
yolda, önlerine mandalinacının kamyoneti düşmüştü. Gebe olsa canı çeker insanın diye düşündü,
gözlüklerini takıp çamurluğa yapıştırılmış yazıyı okudu;''Mandalina çok tatlı, yemeden alma''organik ve yerli .4 kilosu 10 liraymış dedi, kocasından baştan savma bir, hıı hı sesi geldi,
devamında ' yürüsene be kardeşim'  homurtusu .
Kadın kamyonete döndü yine.Mandalinaların gerisinde armut ve nar vardı.Arka cama yine aynı
yamuk yumuk el yazısıyla , narın da organik, yerli , Finike'li olduğu yazılmıştı.
Yine kocaman bir 4 ve 10 rakamları.Kenarları yıpranmasın diye de sıkıca bantlamışlar.Tam kış meyveleri ,diye aklından geçirdi.Narı sevmezdi ama mandalina ve özellikle armuda bayılırdı.''Olaydı soyar yerdik.
Bu trafikte insanın yanına yolluk koyması şart, içim kıyıldı'' ,diye söylendi.
 
Kafasını organik ve yerli meyvelerle yüklü kamyonetden ötelere çevirdi, baka baka ağzı sulanmıştı valla.
Ay o da nasıl bir dükkan ismi öyle .''Şımarık AVM'' Hem de ne alırsan 5 TL. Eski 1 milyoncuların yeni döneme uygun hali 5 liracılar herhalde.
Bir furyaydı o 1 milyoncular.Hala dile yerleşmiştir, ucuzcu dükkanlara
bi milyoncu denilmesi. Burada da sanırım 5 liradan kasıt o ,yoksa 5 liraya bir bardak çay ancak
içilecek yakında, diye düşünürken ,içinden dükkana girip ne var ne yok diye bakmak istiyordu.
Ne alırsan 5 lira, ne de iddalı bir cümle..

Yerler iyice ıslanıp insanlar yollarda tek tük hale geldi. Balıkçılar led lambalar altında parlayan
balıklarına müşteri gelmesini, daha çok bekleyeceklerdi. Boğaz kenarında bile balık  oldukça fiyatlı,
et zaten cep yakıyor bari balık ucuz olaydı bu kış diye düşündü..

Kocası gitmeyen trafiğe söyleniyordu hala. Akşam evde yemek yoktu, karşıya geçince
bizim ordaki balıkçıya uğrasak da palamut alsak, bir de salata yaparız,diye düşündü.
Helvada almışlardı geçen balık pişirdiğinde.Birer lokma yedikleri için,malum,şekeri vardı kocasının, kalanı dolaptaydı.Fıstıklı helva..Pek güzeldi.
Trafik açıldı nihayet, köprü yoluna doğru hızlandı araba.
 Kocası radyonun sesini açtı.
Sıla çalıyordu.

''Konuşmadığımız şeyler var'' albümünden
Oluruna bırak...
 


GÜNDELİK..

Hava pırıl pırıl güneşli ama  deli gibi esen bir lodos var..
Balkon panjurlarını kapatmak lazım, yoksa ne var ne yok devirecek.
Yeşil kabaklı ve kakaolu kek pişirdim çayın yanına.
Televizyon açık, haberler var..
Benzine zam gelmiş yine, litresi beş buçuk lira olmuş.
Balıkesir Belediye başkanıda istifa etti.
Deniz Baykal'a şifalar diliyorum..Gelişmeler olumlu imiş.
Yeni aldığım bir kitabı çok beğendim.
Kızcem burada, ara tatile geldi.Mutluyum..
İnstagramda herkes 29 Ekim gösterilerine gittiğini paylaşmış,
Biz gidemedik, nezle olmuşum , hiç dışarı çıkasım yoktu.
Bayram'da eskiden erkenden kalkıp TV başına geçerdik, hipodramdaki resmi geçit törenlerini
izlemek için. Milli duygular tavan yapardı.Marşlar, şiirler, geçit törenine katılan askeri ve sivil
kurumlar, öğrenciler..En son Türk Yıldızları'nın gösterileri.
Hey gidi heyy..
şimdi akşam bir fener alayı benzeri yürüyüş, o da yasaklanmazsa, okul bahçelerine sıkışmış
törenler,Tv de Cumhuriyet ile ilgili bir iki program.
Samimiyetsizlik tavan yapmış..
Lodos esiyor ya
deli deli,
birazda nezlenin etkisi,
konu onun için buralara geldi...