LODOS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
LODOS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Lodos Günü.


 Dünden sonra, inanılmaz bir hava durumu değişikliği yaşadık İstanbul'da . Lodos uzun yıllardır bu kadar şiddetli vurmamıştı. Özellikle bizim yaşadığımız bölge felaketti. Geçen akşam balık yediğimiz balıkçıyı deniz bastı, yollara keza öyle. Dün günlük güneşlik olan hava bu gün sinir krizi geçiriyor gibiydi. Babamın kontrol randevusu vardı ,sabah iyi ki erken almışız randevuyu diye ,şükrettik. Biz hastanedeyken hava sadece hafif rüzgar ve yağmurken öğlen saatlerinde coştu. Bir ara dolu bile yağdı. Bir plazanın 28. katında çalışan kızım binanın bir iki dakika deprem olurcasına sallandığını anlattı. Dışarıda olanlar için zor bir gündü.

Lodosumuz çok eser, böyle maddi zararlara hatta can yakıcı olaylara neden olması ara sıradır. Herkese geçmiş olsun. 08.ocak da hava böyle şiddetle savrulurken, 07. ocak günü de tıpkı aşağıdaki gibiydi.


Evet.. Evvel ki gün günlük güneşlik, dün sırılsaklam, uçuran ve bugün kimbilir nasıl bir güne başladık. Şimdilik sakin görünüyor😊


Biz Böyleyiz? Dünya Nasıl?

 Yeni yıla girerken ilk haberlerden biri, yeni yılda doğan ilk bebektir. Saat 12 yi vururken, dünyaya 'merhaba' diyen kız bebek mi erkek bebek mi? ailesi ,doğduğu şehir ,haber olur. Bu yıl hemen her ilimizden yine yeni yılın ilk bebeği haberleri vardı. O bebekleri ziyaret eden yöneticiler, verilen hediyeler , bebeklerin isimleri . Bunlar mutluluk verici haberler oldu.

Ama  Fatih'te iki aylık bir bebeğin açlıktan öldüğü haberine ne diyeceğiz. Açlıktan ölmekten ziyade açlıktan öldürülmekmiş. Ailesi ,dilim varmıyor ailesi demeye,bilerek beslememiş bebeği. Geçtiğimiz yıl ''aile yılı'' ilan edilmişti ,değil mi?Nasıl aileler yaşar olmuş bu ülke de ağzımız açık kalıyor. 

Biz böyleyiz ,dünya pek mi güzel? Biz bunları düşünürken dünya da yerinde durmuyor.

Bugün Amerika Venezuella'ya girdi. Savaş tamtamları çalıyor sandık, adamlar ülkenin başkanı ve karısını dertop edip götürdüler. Kendi ülkelerinde yargılayacaklarmış. Neler görüyor, duyuyoruz. İlginç olaylar.

İstanbul'da lodos fena esiyor. Akşam balık istedi canımız, evde kızartması zor oluyor, balıkçıya gittik. Tüm masalar doluydu. İstavritler çok küçük, tekirler etliydi, mısır ekmeğini güzel pişirmişlerdi. 

Eve gelip çayımızı demledik. Lodos tüm gece ve bu sabah devam ediyor. Uğultusu zor uyuttu.

 Bu sabah lila renkli orkide de çiçeğini açtı. Dünya böyle işte,karanlığın arasında bir yerde bir umut hala var diye yüreklendiriyor insanı.



Lodos var


İstanbul'da lodos var. Buraların meşhur, güneyli rüzgarı. Hafta sonu esti durdu. Pencere aralarından
içeri giren uğultular, havada sessizce pike yapıp duran martıların uğultusu gibi.
Gemiler, kendilerini karaya vurmuş bulmamak için, Büyükada'nın kuytularına sığınmış.
İki yaka arası deniz ulaşımı duruvermiş,denizin haşmetli dalgalarının durmasını bekliyor.
Havada rüzgarlarla yayılan yosunla karışık, ılık bir deniz kokusu var. Kış kıyamet olması
gereken aralık ayında bir sıcaklık yayılıyor rüzgarla birlikte.
İnsanlar iki kaşlarının arasından yayılan bir ağrıyla uğraşıyor.
Tatsız tuzsuz lodos balığı gibi ,sersem sepelek..Bir huzursuz ,bir gergin.
Dışarda insanların uçuş uçuş saçlarını bile zaptetmesi güç.
Rüzgar öyle bir ittiriyor ki sanırsın savuracak insanı.
İstanbul'un neminden kolay kolay kurumayan çamaşırlar  balkonlarda efil efil rüzgarla
hemencecik kuruyuveriyor.
Havanın böyle hafiften ısınmasına aldanmayın. Öteden beri lodosun arkasından
ya yağmur ya da kar gelir, derler. Aralık ayında olmamızdan dolayı muhtemelen kar yağar.
Bir iki senedir, her yeni yıl başlangıcını, karlarla karşılıyor İstanbul.
Yine de belli olmaz.
Havasına hiç güven olmaz İstanbul'un. Bugün ılık ılık eser savurur ,
yarın bir poyraz sabahına uyanırsın, buz kesmiş etraf.

Her ne kadar biraz güzelleme yapmak istesem de,
bu lodos rüzgarı pek hazettiğim bir hava durumu değil.Hani şu yılbaşlarında vitrinlerde
çokça gördüğümüz,içlerinde çeşitli figürler olan cam küreler vardır..
Sallarsınız içerisinde karlar ,simler,beyaz pamuklar uçuşur.
Lodoslu havada sanki o cam küredeyimde birisi cam küreyi
eline almış, devamlı sallıyor  gibiyim bende.
Bilmem anlatabildim mi??

Güzel pazarlar..
Ağız tadıyla...








istanbul havası


Nasıl bir şey bu İstanbul, bir anda çayınızı içip, bir şeyler atıştırırken
bir martı gelip camınızı tıklatıyor, içinizdeki asık suratı bir anda üfürüveriyor.

onca hengameye rağmen bir mavi gökyüzü,
bir tatlı lodos, geçen gemiler, rüzgarla zevk yapan kuşlar , özgürlüğü hatırlatıp,
ferahlatıyor...








 
 
 


Yukardaki kareler dün dolaştığımız Sarıyer'den. Lodos bugün şiddetini artırsa da
havayı ,bahar havası gibi yaptı, onun için herkes parklarda güneşle haşır neşir olmuş
durumdaydı. Sanırım yıllarca değişime uğramayan nadir ilçelerden Sarıyer, Boğazın
en güzel yerinde aynı zamanda. 3.köprü bitince ne olur bilemiyorum ama umarım
uzun yıllar bu güzelliği bozulmaz...
                                                   
 
ama oraya kadar gitmişken Tarihi Sarıyer Börekçisinde
börek yemeden de dönülmez ki:))