PRENS ADALARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PRENS ADALARI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kınalıada

Kınalıada , Prens adalarından bir tanesi. Büyükada, Heybeliada, Burgaz  ve Kınalı. Takım adalar bunlardan ibaret değil. Sedefadası, Kaşıkadası, Yassıada,Sivriada ve Tavşanadası da var. Onlarda yerleşim yok.(Sedefadası hariç) .  Yassıada farklı bir durumda, biliyorsunuz siyasi tarih açısından iyi hatıralar barındırmıyor. Müze haline getirilecek denildi.Şimdilerde de turistik bir yere dönüşmüş, gitmedim.
Bugünlük konum; Kınalıada. 
Bizim tarafa yani Kartal'a en uzak ada olmasına karşın  İstanbul'a en yakın ada Kınalıada. Yerleşimin çok fazla olduğu bir ada. Aynı zamanda bir plaj ada .Adanın her yerinden denize girebilmeniz mümkün. Kıyılar plajlarla çevrili. Ege sahili gibi. Tabii Marmara denizi ne kadar temiz ve ne kadar denize girilebilir orası tartışılır. Ama gittiğimizde denize giren çoktu. Eylül sonu olmasına rağmen şezlonglar doluydu. 

Diğer üç büyük adaya göre yeme içme mekanı olarak çok fazla seçenek yok. Sahilde plaj cafeler var, kocaman bir çınarın altındaki üç beş mekan var. Ufak da bir çarşısı var. İstanbul'da yaşayıp ,küçük bir sahil kasabası hayali kuran her İstanbullu buraya gelip, hayalinin ön izlenimini yapabilir.

Gerçekten İstanbul kaosundan kaçıp burada bedeninizi, ruhunuzu dinlendirebilirsiniz.
Trafiksiz, sessiz sokaklar.
Plajlar..
Denize açılan ağaçlı, gölgeli yollar..
İstanbul'un bozulmayan nadir köşelerinden birisi Kınalıada..


 
 

Burgaz Ada

 

Camdan reçel kavanozuna  konulmuş mimozalar 🌼masalara renk katmış. Mimoza ağaçları adaların olduğu kadar Kartal ve Pendik'in de simge ağaçlarındandı. Ama  dal dal koparıp parayla satalım diye kimsenin aklına gelmezdi. Şimdi fulyalar, nergisler gibi mimoza dalları  da köşe başlarında para ile satılıyor. Tevekkeli zamanında İstanbul'un taşı toprağı altın , demişler. Bir yerden bir şeyler satıp geçinmeye çalışıyor insanlar. Bir ağaç dalına bile para verecek insanlar , bir ağaç dalını paraya çevirecek insanlar bir arada .
Mimoza baharın ilk açan çiçeklerinden,  kıştan sonra gelecek sıcakları , güneşi 🌞müjdeler gibi. Aynı zamanda İtalya , Fransa gibi ülkelerde kadınlar gününün simgelerinden. Çok da hoş kokuları vardır.
Burgaz adanın simgelerinden biriside, yaşamını burada geçirmiş olan Türk edebiyatının usta yazarlarından Sait Faik Abasıyanık. Burgazada'da yaşadığı ev müze olarak ziyarete açık, adına bir okul var ama bu heykel son geldiğimizde burada değildi. Heykeltraş Çağdaş Erçelik tarafından yapılmış Sait Faik Abasıyanık heykeli , Burgaz adaya gelenleri hemen iskele meydanında karşılıyor.
Tabii ki kuğu gibi süzülen ada vapurları. İstanbul'a en çok yakışan taşıtlar⛵️. Gerçi sayıları azaldı artık şekilsiz, bakımsız gürültülü motorlar deniz ulaşımında başrolde. Yani güzel şeylere odaklanmak istiyorum ama yine öyle şeyler var ki yaşadığımız bu yüzyılların şehrine yakışmıyor. Bir bakımsızlık, ilgisizlik , düzensizlik en önemlisi estetik yoksulluğu var. Bazen manzara bile kurtaramıyor bunu. Of adalar harika evet ama coğrafik olarak harika , eskiden kalan yapılar, evler bahçeler harika ama işte sonrası iç açıcı değil. Faytonlar kalktıktan sonra konulan elektrikli araçlar , model olarak tıpkı Kadıköy_Pendik minibüsleri şeklinde hatta neredeyse aynı boyutlarda. İlerde trafik sorunu yaşanabilir adalarda . Ziyaretçi sayısı da hayli artmış, kış olmasına , ramazan ayı olmasına ve hafta içi olmasına rağmen üstelik.

2019 Burgaz Ada'sı nasılmış  bir okuyun derim. Pandemi öncesi. İnanın o hali çok iyiymiş. Orada yazdıklarımdan bazıları değişmiş. Gidiş ücreti dahil. Şimdi motorla geçmek İstanbul kartla 88.-TL  gidiş-dönüş 176 TL. 65 yaş üstü ücretsiz. 

muhitimiz..

 

Ne kadar dolaşırsak dolaşalım yine de şu manzaranın verdiği haz gibisi pek yok. Evimiz buralarda olduğu ,güzel manzaralı  bu semtte yaşadığımız için şanslıyız. Bu gün olumlu bakmaya kararlıyım her şeye..

Burgaz Ada

pudra şekerim
İstanbul'da bunaldım, şöyle kafamı dinleyip, sanki küçük bir sahil kasabasına gitmiş hissi yaşayayım derseniz,atlayın motora ver elini Burgaz Ada.Prens Adalarının 3.büyük adası. Sessiz, sakin.Tabi bu gideceğiniz zamana bağlı.Hafta içi ve günün biraz daha erken saatlerinde giderseniz kalabalığa maruz kalmadan,adanın sokaklarının, sahilinin,çay bahçelerinin ,mis gibi havasının tadını çıkartabilirsiniz. Tıpkı bizim gibi...
Prens Adaları
Burgaz Ada'da gezilecek yerler arasında , güzel hikayelerin meşhur yazarı  Sait Faik Abasıyanık'ın adada yaşamını sürdüğü,sonradan müze haline getirilen köşk var.
(müze ücretsiz,p.tesi-salı kapalı)
İstanbul
Burgaz Ada'da fayton turları hala yapılıyor ancak kaldırılacağı yolunda söylentiler var.
Burgaz Ada'da diğer adalarda olduğu gibi bisiklet kiralayıp gezebilme imkanı var.Ya da adımlarınıza güvenip tabana kuvvet ,küçük adanın sokaklarında ,sakin ,sessiz huzurlu bir gün geçirme şansı sizleri bekliyor.


İstanbul
Burgaz Ada'da hemen iskelenin karşısında Ergün Pastanesi çok methedilmişti.
Tam da adası gibi küçücük bir pastane.Biz de uğrayıp bir çay içip yanında da yine çok methedilen  Çilekli Milföy pastasından yedik.Nasıldı derseniz,ben öyle pek tuzlu tatlı karışımı şeylerden hoşlanmam. Ama bu dengeyi iyi sağlamış,güzeldi.Gitmişken denenir.(Pastanın vişnelisi de var).  
Burgaz Ada
Pastane ,cafe dışında sahil kenarında rakı-balık yapabileceğiniz ya da sadece
et, pide,tost yiyip, kahvaltı edebileceğiniz sevimli küçük sahil lokantaları, aperatif şeylerle karnınızı doyurabileceğiniz ufak büfe tarzı yerlerde mevcut tabiiki.
Burgaz Ada'ya Anadolu yakasından Bostancı'dan gidiliyor sadece.
(Keşke Kartal ya da Pendik ya da Maltepe 'den de gidilebilse)
Şehir Hatları da çalışıyor, motorlarda.   
Bilet ücretleri;7 TL.
İstanbul Kart geçerli ve  indirimli .



Kartal-Heybeli

Kartal'dan sadece Büyükada ve HeybeliAdaya motorlar kalkıyor. Hemen her saat başı
motor var.Önce Büyükadaya uğruyor, oradan ver elini Heybeli.


 Kartal sahil böyle yemyeşil görünüyor artık iyi ki var dediğimiz sahil yolu sayesinde,
çünkü yakında sadece burası yeşil kalabilir.
 1999 yılındaki depremden sonra herkesin evini satmak için uğraşıp satamadığı yerlerde ,sıra sıra gökdelenler dikiliyor, 20 -23 katlı.. Neyseki hava ılık, deniz ve gökyüzü mavi.
Bakmayın siz, Marmara denizinin mavisi de Ege denizi kadar güzeldir. Motor yolculuğu sırasında
şanslıysanız  istavrit peşinde kovalamaca oynayan yunus balıkları suya dala çıka yolculuğunuzda
size eşlik eder. Martılar balık avında , elinizde tiryaki bardağında ,sıcak demli çay.
Deymeyin keyfinize,mis gibi.


Motorlar ulaşımda iyi hoş ama şekil şemal olarak hepsi ayrı telden çalıp oynuyor.Bunu tam adaya gelirken Şehir Hatlarının Barış Manço gemisini görünce iyice farkediyorsunuz.
Tam bir kartpostal resmi beliriyor  gözünüz önünde..
Vapur, kuğu gibi süzülüyor dumanı tüte tüte..
 Arkasına yazın iki kelam, gönderin sevdiklerinize mesela..Öyle güzel bir manzara..
 Yavaş yavaş uzaklaşıyor biz adaya yaklaşırken yolcularıyla.
Sonbaharın yeni yeni kendini belli ettiği şu günler, Adaların  en güzel zamanı. Kalabalık azalmış, kafeler sakin .Üstelik balık zamanı.Palamut, az biraz pahalı da olsa lüfer, her daim leziz istavrit,
hatta bolluğu  ile bizi şaşırtan yerli uskumru..
Kaçırmayın bu mevsimde adaları ..



(Bilet ücretleri yaklaşık kırk dakika kadar süren böyle bir sehayat için;5TL.)


oradan nasıl görünüyor peki???

 Karşı taraftan bakınca bizim için böyle bir çerçeve içinde bir tablo misali uzanıyor Adalar..
Adına şarkılar yazmışız  ''Ada Sahillerinde'' diye  ''Biz her gece Heybeli'de'' diye,
''Adalardan bir yar gelir bizlere'' diye...

Issız sessiz sakin sokaklarını fotoğraflamıştım geçtiğimiz baharın son güzel ayında,
ne kadar da huzur dolu idi.

Beli bükülmüş bir ihtiyar gibi köşe başını tutmuş ,tarih kokan kimbilir ne hayatlar , ne aşklar, ne acılar ne sıradanlıklar ya da olağanüstülükler yaşanan bu ahşap ev gibi ne evlerle dolu sokakları.

 
Sadece sakinliği mi? Eğlencesi, plajları, denizi güneşi sanki Marmara'da bambaşka bir kapı
açılmışda siz içine düşmüşsünüz gibi hissettiren yer Adalar..
Bize karşıdan böyle bir güzellik şöleni sunan Adalar bizi nasıl görüyor derseniz;
Tamda böyle taş bir yığın halinde uzanan kocaman bir ''gökdelenli köy''...
Neyse ki mavi deniz mavi gökyüzü bu griliğe bir renk bir güzellik katabiliyor..
Belki bir kaç yıl sonra şu ilerde boş görülen tepeler de betonlarla dolu olacak...