aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Birlikte Geçen Zamanın Kıymeti..



 Dün annem ve babamla AVM'ye gittik. Epeydir yeni kışlık ayakkabı ihtiyacı olduğunu söylüyorlar ama hep bir bahane üretiyorlar. Emrivaki yapınca ki belki onu bekliyorlardı ''tamam gidelim dediler'' Annem yaşını göstermez, maşallahı var. Babam ise artık epey belli ediyor. yaşını. Gezerken hemencecik yoruldu, son zamanlarda  ayaklarını sürüyerek yürümeye başladı,tedirgin yürüyor,farkediyorum.Bu yaz başında geçirdiği kalp krizi ve takılan stent ,onu bunalıma soktu, ölüm korkusu yaşattı. Babamın bu korkusu yaşı ile ilgili değil. Annemle yeni evlendiklerinde de böyle bir bunalımlı dönem geçirmiş. O zaman  arkadaşının vefatı ile başlamış bu durum. Askerlik mesleği bile önleyememiş bunalıma düşmesini. Sonra düzelmiş. Bu yaz başında da böyle bir döneme girdi ama çok şükür şimdi iyi, yaşam enerjisini buldu yine.

Ayakkabılarını hemencecik seçti, sonra eşimle beraber bir kafeye oturdular, biz annem için dolaştık biraz daha. O da ihtiyaçlarını gördü ama biz kadınlar biraz daha seviyoruz galiba alışveriş için dolaşmayı. Gerçi cinsiyet ayrımı yapmayayım alışveriş seven erkeklerde var mesela eşim bayılır mağaza dolaşmayı, özellikle elektronik eşya satan yerleri sabah girsin akşam çıkar. 

Biz de alacaklarımızı aldık ,onlara da biraz değişiklik oldu. AVM'lerde şimdi en ışıltılı dönem,her yer süslenmiş, ışıklandırılmış, kocaman yılbaşı ağaçları süslenmiş. Hoş bir hava var. Çoğu yerde indirimlerde başlamış. Güzel.

Çıkışta güzel bir de yemek yedik. Babamın doğum günü şerefine:) Tabii ki ne kadar doğru bir tarih bilmiyor ama nüfus cüzdanına yazılan tarihe göre doğum günü bugünse ,biz de ona göre kutladık. 

Annemin kimliğinde ağustos ayı ama '' ben ocak ayında doğmuşum '' dediği için ocak ayında kutluyoruz doğum gününü. 

Aslında bizim evde ben gençken  doğum günü falan kutlanmazdı. Bazı ailelerde özel günler, tarihler önemlidir, günler öncesinden hazırlanılır, kutlanır. Bizim evde hiç öyle büyümedik, görmedik . Kardeşimin kutlanırdı ,biraz tekne kazıntısı olduğu için. Ben de yazın en ortasında doğduğumdan arkadaşlarım tatilde, biz tatilde olurduk, geçiştirirdik. Annemle babamın ki konu bile olmazdı.

Neyse yıllar geçip İstanbul'a dönünce, teyzemin de katkıları ile   annemin doğum gününü kutlamaya başladık. Bir gün babam ''benim hiç doğum günümü kutlamıyorlar'' demiş anneme. Of tabi bu bir şaşkınlık ve üzüntü yarattı.Acıma, pişmanlık, şevkat hepsi karışık duygular. Kimliğinde yazan tarihe bakıp ,onun içinde kutlama yapmaya başladık. Kutlama dediğimde,hatırlama babında, bir pasta ve bir araya gelme işte o kadar. Lakin o bundan çok memnun. İşte dün de böyle biraz gezip ,üzerine de güzel bir doğum günü yemeği yiyince yine mutlu oldu, yüzü güldü. 

Allah hayatta olan ana babalara sağlık, huzur versin, göçüp giden büyüklerimize de rahmet etsin.



evlilik, kuşak farkı ve modern hayatın getirdikleri..

      


Geçtiğimiz yıl bizim evin en önemli ve en mutluluk veren olayı kızımızın dünyaevine girmesi idi. 'Dünya Evine Girmek' tabiri yeni evlenen, yeni bir başlangıç yapan, kendilerine yeni bir dünya kuran çiftler için kullanılır. Evlilik sorumluluk isteyen bir müessese, karar vermesi de yürütmesi de hem güzel hem zor olabiliyor. Umarım çok mutlu olurlar. Ülkemizde ekonomik şartlar,  sosyal şartlar üstüne bir de İstanbul yaşamı şartları , burada doğmuş büyümüş olsalar da  genç insanları bu yaşlarında bunaltabiliyor. Kiralar çok yüksek, mutfak giderleri çok çok fazla ki yeni nesil kadınlar pek yemek pişiren tarafta değil .  o da ayrı bir masraf kapısı. Geçenlerde annem için hastanedeydik, asansörde bir yemek getirici genç ile karşılaşınca şaşırdım. ''Ablacım artık sizin nesil son buldu, şimdi hiç kimse evde yemek yapmıyor ''dedi. gerçekten de öyle. Kızım yurtta kalırken onu görmeye gittiğimizde yeni idi bu yemek siparişçiler , yurdun önün vızır vızır motokuryeler gelip gidiyordu. Sonra işyerlerinde görmeye başladık. Şimdi her evin önünde yemek getir götürcüler yemek taşıyıp duruyor. Demek ki yemekler evde pişmiyor,dışardan siparişle geliyor. Biz kendimize eziyet etmişiz demek. İşten gel, koştur koştur mutfağa gir, yemek pişir, topla , yıka. Keza hafta sonu bir kaç çeşit pişir, koy dolaba  falan. Şimdi her çeşit sulu-susuz yemek bir uygulamaya bakıyor. Ne kadar sağlıklı ya da sağlıksız ileri ki zamanlarda ortaya çıkar. Her nesil kendi usulüne göre yaşıyor, kendi düzenlerini kuruyor. Bu da kuşak farkını oluşturuyor.

Bunu bugün mutfakta yemek yaparken düşündüm, ben hala yemek yapmayı seven taraftayım. Biraz alışmışlıktan, biraz da gerçekten keyif aldığım ,rahatladığım bir ev işi olduğundan.Bir de anne yemeklerimi seven çocuklarım var. Daha fazla sebebe gerek yok tek bu madde yeter benim için. 

Aman neyse işte ; ister dışardan yiyelim ,ister kendin pişir- kendin ye yapalım ,yeter ki ağzımızın tadını bozmayalım.