blog yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog yazısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şubat 2019 ayında neler olmuş?

Bir dönem aylık böyle kısa kısa gündemi en çok meşgul eden haberleri yazıyordum. Geriye dönüp bakınca 2019 un şubatı çıktı karşıma, havadisler hemen hemen aynı ,yine yerel seçim öncesi 
bakın neler olmuşmuş;

''Yılın kısa ayı ,Şubat ayının da sonuna gelip geçtik. Şubat ayı kış mevsimin tam da ortası sayılabilir.
Hava soğuk bir kış havası olsa da yine de haberler çok çok sıcak oldu.
İşte acısıyla, tatlısıyla kulağımıza ve gözümüze çalınan havadisler;

🌁Şubat ayı günlük- güneşlik havalarla başladı.(İstanbul dolayları 15-16 dereceler)

 🌁Türkiye nüfusu açıklandı.2018 yılı itibari ile Adrese Dayalı Kayıt Sistemine göre nüfusumuz 82 milyon 3 bin 882 kişi olarak açıklandı.
En kalabalık şehrimiz ;15 milyon 67 bin 724 kişi ile İstanbul. İstanbul o kadar kalabalık ki Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya toplansa ,ancak bir İstanbul ediyor neredeyse.

🌁Türkiye-Yunanistan arasında Survıvor yarışması başladı. O kadar çok reklamı döndü ki not etmesek olmaz.

🌁Şubat'ın dördünde ,18 milyon öğrenci için 2. dönem dersleri başladı.

 🌁Şubat ayındaki en şaşırtı ,acı, felaket,üzücü haberi, oturduğum ilçeden geldi.Kartal'da ) 8 katlı Yeşilyurt apartmanı ,gündüz vakti, durduk yere, yerle bir olup ,çöktü . Apartmanda yaşayan ,yoldan geçen 21 kişi hayatını kaybetti,bir çok kişi yaralandı. Yakınlardaki binalar boşaltıldı, bazı başka binalar da,yıkılabileceği endişesiyle, belediye ekiplerince  yıkıldı. Deprem ve sonrasında ne kadar hazırlıklıyız soruları bir kaç gün konuşuldu.Sonra  konu seçimin gölgesine terkedilip, kapatıldı.

🌁Galatasaray-Trabzon maçı; 3-1...

🌁Sancaktepe'de yine bir helikopter mahalle içine bir sitenin bahçesine düştü. Maalesef 4 askerimiz daha şehit oldu( Makamları cennet olsun)

🌁Patates ve soğandan sonra ,mevsim yaz da değildi ama patlıcan biber gündeme uzun süre kalkmamak üzere oturdu. (Zamanında ''Domates,biber ,patlıcan'' diye bu sebzelerin şarkısını yapan Barış Manço'yu, öngörüsünden ötürü, hürmetle anıyorum.Nur içinde yatsın.)

🌁Yerel seçimlerde seçilecek adaylar törenlerle açıklandı.Pek olaylı oldu, entrikalı, küsmeli, darılmalı, parti değiştirmeli falan değişik bir aday belirleme süreci yaşandı.Muhalefet oldukça sıkıntılı bir süreç yaşarken iktidar partisi konuyu halledip çalışmalara bile başlamıştı. En üst düzeyde yöneticimizin halka paket paket çay dağıttığı bile görüldü.

🌁Sebze-meyve fiyatları artınca ,yönetim buna el koydu. Şubat ayının en mühim ve en çok sözü edilen konusu:Tanzim Satış Çadırları ilk önce büyükşehirlerde olmak üzere,hizmete geçti.
Ey türk halkı, ey gidi ey!, sen ki patates soğanı
ucuz alıcam ,diye kuyruklarda nasılda şen şakrak minnet içerisinde bekledin. Yoksulluktan değildi bu aslında ,varlık kuyruğuydu, öyle açıklandı. Büyük bir markette de ucuz satılan patates ve soğana 3'er kiloluk kotalar konuldu.


 🌁Beşiktaş-Fenerbahçe derbi;3-3 (Fenerbahçe adına ben bile sevindim)

🌁Şubat ayı toprağa ve suya düşen cemrelerle baharın gelişini müjdeledi.
Yalnız müjdeyi alırken, bahara mı yoksa kara kışa mı giriyoruz, şaşırdık,
kar yağdı, buz gibi rüzgarlar esti.

 Öyle ya da böyle Şubat ayı  geçip gitti. Daha çok seçimlerle ilgili konuşmalar,aday seçimleri, aday atışmaları bol bol vaat dinlediğimiz ,bir kısacık ay oldu.
Mart ayı umarım güzel havadislerle dolu olur ,ki yaklaşan seçimler nedeniyle öyle olacaktır, diye düşünüyorum,
gözümüz gönlümüz de güneşli bahar havaları ile çoşsun taşsın diyorum..
Mutlu bir hafta sonu dileğimle..''




(meydanokuma5) İlham kaynağım benim..

-sana ilham veren şeylerden bahset, belki başkalarına da ilham kaynağı olur?
güneşli bir şubat günü ..


İlham ne demek, önce bunu ifade edeyim. İlham kendi dışımızdan gelen, çeşitli etkiler, algılamalar sonucu kalbimizin/gönlümüzün verdiği tepkilerle doğan şeylerdir.Etrafımızdan gördüklerimizden esinlenmektir.
Gördüğümüz bir çiçek ya da kokusu, herhangi bir insan, küçük/büyük herhangi bir canlı varlık, aldığımız bir nefes , bulunduğumuz mekan gibi bir çok şey yazmak isteğimizi tetikleyip bize ilham verebilir.

Bir kelime duyarsınız, alır başını bir hikaye olur.
Burnunuza bir koku dokunur, önden yaşlı bir teyze yürür, topal bir kedi görürsünüz, kurumuş bir çiçek düşer önünüze ya da çöpçü dertli dertli yerleri süpürür size ilham olur.
Yan masada laflıyorlardır, kulak misafiri olursunuz,ilham olur.
Etrafımızda her şey bize ilham kaynağıdır.
Birde en çok sabahın erken saatleri ilham kaynağıdır.
Henüz yeni uyanan ben ve yeni aydınlanan sabah.
Sessiz, dingin..
İlham gelecekse bana mutlaka sabah gelecektir.

Etrafınızın ilham verenlerle dolmasını diliyorum ve bu günlük yazımı da noktalıyorum..

(meydanokuma3) 🍲bu gün ne pişirsem ?

🍝bazı evlerde hep pişen bir yemek vardır.pişirmekten vazgeçemediğin bir tarif var mı?🍲

Yemesini çok sevdiğim/iz ,pişirmekten de vazgeçmediğim bir iki yemek var.Bunlardan biri; her mevsim bıkmadan usanmadan pişirdiğim anneanne, bizim ünleme şeklimizle ''anane çorbası'' .
Bu çorbayı ilk anneannemde ne zaman içtiğimi hatırlamıyorum lakin torunlarına sık sık pişirdiği bu çorba ,anneannemden ,kızlarına, kızlarından biz torunlara geçti.  Belki kısmet olursa bende torunlarıma pişiririm.(Hayaller burada dursun)
İçerisinde besin değeri olarak faydalı bir çok ürün var.Mevsimine göre de ana malzemelerin yanına ,farklı şeyler katabiliyorsunuz ki aşağıdaki tarifte anneannemin tarifine ilave,(pırasa ve kereviz sapı,zerdeçal ) benim eklediğim malzemeler var.Mevsimine göre ilave edebileceklerinizle, yaz-kış sofraya getirebileceğiniz bir çorba anane çorbası.
Anane Çorbasının malzemelerine gelecek olursak;
(yaklaşık5-6 kişilik)
🍲-5 çorba kaşığı kırmızı mercimek,
🍲-2 çorba kaşığı pirinç,
🍲-1 küçük patates(çok minik küp doğranmış)
🍲-1 küçük havuç(çok minik küp doğranmış)
🍲-2-3 biber(mevsimine göre çarliston, sivri,)
🍲-Domates(kış aylarında yerine domates salçası)
🍲-1 kuru soğan(Doğranmadan pişme esnasında içerisine atılacak)
🍲-Et ya da tavuk suyu (yoksa içme suyu)7-8 bardak kadar.
🍲-1 çorba kaşığı tereyağ,2 çorba kaşığı zeytinyağ,
🍲-Bir küçük pırasa  ya da kereviz sapı( Kış ayları ise ve çok ufak doğranış)
🍲tuz, karabiber /bu aralar her yemekte kullandığım zerdeçal/
🍲 -ve olmazsa olmaz piştikten hemen sonra üzerine atılan ince kıyılmış
maydanoz...

Tencerenize önce yağınızı(tereyağ-sıvıyağ tercih size bağlı) koyup eritiyorsunuz.
Sonra kabukları soyulup küçük doğranmış domatesler(kış aylarında salça) kızgın yağla şöyle bir çevriliyor.İçerisine sivri/çarliston biberler katılıyor(Kışsa yine ufacık doğranmış pırasada ilave). Yıkanan mercimek, pirinç, patates, havuçlarda ilave edilip ,yedi sekiz bardak kadar su/et/tavuk suyu katılıyor. Bir küçük soğan da kaynamaya başlayacak olan çorbaya ,aromasını vermek üzere ,bütün olarak atılıyor.Tuz ,karabiber,(zerdeçal) arzu edilen miktarda serpiliyor.Arada sırada karıştırarak ,mercimek ve pirinçler helmelenene kadar pişiriliyor. Pişmeye yakın üzerine ,ince kıyılan maydanozlar serpilip ,bir iki taşım daha kaynatıp ocaktan alınıyor.
Not;
Bu çorbanın, limon sıkılarak yenilmesi tavsiye olunur.


bugün ilk günüm..


yok canım işte falan değil, emeklilikte de değil, blog da hiç değil.

 Ezgi 'nin  28 günlük meydan okumasına katılmaya karar verdim,onda ilk günüm. Sağolsun her güne bir ödev biçmiş, yazı ödevi ,varım dedim başladım

🎈*İlk gün bir giriş yazısı yazılacak ,bu meydan okumaya neden dahil olunduğu ile ilgili.🎈
** Diğer soru ve konuları şöyle bir gözden geçirdim, incelemeden, üstün körü.
Her yazdığımdan bir sonraki sürpriz olsun kendime.Zor gelirse sonrakinden devam ederim belki de her soruyu yaparım. Yazılarımı her zamanki gibi bazen içimden geldiği şekilde bazen ayarlamalar, kurgular,planlamalarla yazabilirim.
Genelde her gün yazı yazmak için kullandığım 6 dakika kuralı ile de yazabilirim ki en sevdiğim şekildir kendisi.Yeşim Cimcöz'ün Yazarak Hafifleyin kitabından edindim bu alışkanlık haline gelmekte olan yazı şeklini. Bir kelime ile başlıyorsunuz iç dökme halini alabiliyor bazen, bazen hayallere kadar uzanıyor.
🎂neden dahil oldum, tek sebep her gün ,blog için bir yazı yazmak.
    bu kadar...
hadi bakalım, yağmurlu mu yağmurlu ,ıpsılak İstanbul sabahından günaydın,
çaylar gelsin...

baharı bekleyeduran kumru..

Neyse ki bu çirkin binalı manzarayı güzelleştiren kumrularımız var. Son bir kaç aydır bizim pencere ve balkonlara da dadandılar. Çocukken  guguk kuşu derdik kumrulara.Karınlarından gelen kesik kesik boğuk seslerinden dolayı ;
gu guu guk, guu guuu guk..
😃
Ağızlarını açmadan ,karından gelen bir sesle ötebilen nadir kuşlar.Bazı yörelerde yusufçuk kuşu deniliyor. En çok da kumru ismiyle biliniyor.Güvercine benziyorlar ama daha küçük ve daha kahverengi kuşlar.İnsanlardan pek de ürktükleri söylenemez.
Kumru kuşları sevgi kuşu olarak bilinir.Şarkısı bile var;
''Baharı bekleyen kumrular gibi,sende beni bekle sakın unutma...''
Yavrularını boğazlarından çıkan kursak sütü ile ağızdan ağıza besledikleri için belki sevgi kuşu adını almışlar.
Belki de eşlerinden ayrı yaşayamadıkları,hep çift olarak yaşadıkları için sevgi kuşu denilip,adlarına şarkı yazılmış, aşık çiftlere kumrular gibi,denilmiş.
Kimbilir.
Genelde yerleşik kuşlardan olan kumrular , ağaçları özellikle çam ağaçlarını tercih ederlermiş .Bildiğiniz kır kuşlarıymış aslında.Lakin bakın yukarıdaki manzaraya .Gördüğünüz gibi beton binalar arasında yeşillik yer bulamayınca , pencere kenarı, balkon ,panjurüstü, klima makinalarının arasında da gayet güzel yaşıyorlar. Zaten yayılmacı (istilacı)kuş türlerindenmiş kumrular. Eskiden yaşamadıkları yerlerde bile yaşar olmuşlar.
Betonlaşmış şehir hayatında ,bize doğanın parçası olduğumuzu hatırlattıkları için seviyorum kumruları,
arada gelen güvercinleri,
cıvıl cıvıl ötüşen serçeleri,
acelesi var da bir yere yetişiyormuş gibi jet hızıyla geçen benekli sığırcıkları,
devamlı havada volta atan kocaman beyaz kanatlı martıları
ve hatta çirkin sesli kara kargaları.
İyi ki var İstanbul kuşları..
Gününüz aydın, haftanız  kuş sesleri gibi cıvıl cıvıl olsun.

taşınmak istiyorum..


..
Güzel ağacım!
Sen kurduğun zaman
Biz de inşallah
Başka mahalleye taşınmış oluruz.
                                                    Orhan Veli

Şehriye teyzenin kızı geçtiğimiz yaz emekli oldu. Hemen her büyükşehirli emeklisi gibi buralardan tası tarağı toplayıp ''Küçük bir sahil kasabasına yerleşme'' hayali edinmiş. Bizimki geçen gün dertleniyor yine;
-N'apacak oralarda,tamam yazları çok güzel bizim oralar ama kışın pek ıssızdır be güzel kızım. Yaz bitip sonbahar gelince peyderpey boşalır, önce okullu aileler gider, havalar iyice soğuyunca bizim gibi uzun kalanlarda döner.Leylekler misali oradan buraya göçerler. Sokaklar kalır öksüz. Hasta olsan doktor bulamazsın, hastane de yok zaten doğru düzgün.
 -Tamam da Şehriye teyzecim, sen kendini de katıyorsun gibi.Beraber mi gidelim dediler yoksa,
Demez olaydım,  bozuldu lafıma sanki.Şöyle dikeldi koltukta, kahvesini höpürdetip, bir yudumda suyundan aldı. .
-Aman yok, çağırsalar da gitmem zaten.Yetiyor bana yazları orası,kışın otururum sıcacık evimde.Zaten bacağım fena yoruyor, doktor tedavilerim falan..
derken laflar boğazında düğümlenip, başladı mı sana ağlamaya. Hömküre hömküre ağlıyor koskoca kadın. N'apıcamı şaşırdım!.
-Ayol ne işin var senin oralarda anacığını bırakıp gideceksin, yazları gideriz kalırız, temelli de ,neymiş. Çiftlik alacaklarmış da, tarım yapacaklarmış da..,
diyor diyor ağlıyor.
Sürahiden bir bardak dolusu suyu götürdüm hemen bir dikişte içti.Bağrını açmış eliyle boynuna boynuna yelliyor. Neyse sustu,kendine geldi biraz.
-Ah ahh damat giriyor aklınaa, yoksa benim kızım anasını bırakıp gitmez.
-Hay allah Şehriye teyzecim yaa, neyse hayırlısı, diyecek oldum
-Neymiş dostluklar sıradan yalanmış,hayat zaten çok pahalıymış,trafikmiş  yıllardır bıkmışlar efendim,gidecekmişler. Orada bağ bahçe işi yapacaklarmış. tavuk yetişirip, taze yumurta üreteceklermiş..Çok anlarlarmış gibi.
Olmazsa torun senle kalsın diyor bi de, okul kazanırsa, bak bak! ..
Bana ,sen de gel anacığım diyeceğine, kız burada senin yanında okur, diyor.Torunumu severim ,o benim biriciğim o ayrıı, ama, ayol genç kız, koca İstanbul , ben nasıl başa çıkayım, bu yaşta meraktan ,evhamdan tez vakitte hoop tahtalı köye.
-Ay gecinden versin Şehriye teyze, dedim.İki parmağımın ucuyla kulağımı çekip,sonra sehpayı tık tıkladım..
İçini çeke çeke ,kahvesini içti,
teselli edemedim ne yazıkk.
***
Şehriye teyzenin kızı ve onun gibi binlercesi emekli olup sahil kasabalarına,köylerine, memleketlerine dönme hayalleri içerisinde yaşıyorlar.
Hatta işinde gücünde olanlar bile , daha sakin ve huzurlu hayat arayışı ile başka yerlerde ,başka işler kurma peşine koşuyorlar.Biraz imkanı olan gerçekleştiriyor, elinde olmayan hayalleri ile avunuyor.
Büyükşehirler insanları bunaltır oldu. Hayat pahalılığını bir kenara koysak bile trafik tek başına insanların kaçış sebebi. Herkes asabi, yüzler asık.
İnsanlar, daha sakin, daha mutlu yaşamak istiyorlar. Şehrin hengamesi ile boğuşmaktansa küçük yerlerde yaşayıp, hayatın varlığını hissetmek istiyorlar.
Komşuluk yapmak, insanlara gülümsemek ,istedikleri şeyleri üretmek,
temiz hava almak, temiz su içmek istiyorlar. Bakın şöyle etrafınıza herkesin aradığı , tek kelime ,''huzur'' olmuş.
Bu ortamlara doğan gençler belki alışkın, ama orta yaş ve üzerinin gerçekten kaçası, taşınası var bu mahallelerden.
🎈
Diyesim geldi ;bırak, Şehriye teyzecim , ket vurma kızının ve damadının hayallerine. Analık her daim destek olmayı gerektirir.Sal gitsinler.
Üzgündü.
Diyemedim,ana yüreği kıyamadım🎈


eşleştirme mimi??

(@mehtap_altnrd ..İnstagram)
 Sevde'nin Şiirleri blogunda başlayan eşleştirme mimi soruları cevaplarımdır.

soru 1) Hayat sizce nedir?

         Hiç bir müdahalemizin olamadığı,''gelmek ister misiniz?''diye sorulmadan  aniden,seçmediğimiz bir rahme düşüp ,gelişerek ,doğumla başlayan, aynı şekilde yine, ''gitmek ister misiniz?'' diye sorulmadan, nerede, nasıl olacağını bilmediğimiz bir şekilde ölümle sonuçlanan bir süreç.
         Bu iki nokta arasında dünya bize neler yaşatacak ,neler tanıyıp, neler göreceğiz o da belirsiz. Belirlemek için yanımıza umut, hayal, sevgi, aşk, tutku,hırs,merhamet,vicdan ,akıl, duygu,haz,gözyaşı,kahkaha gibi gibi,  ne gerekirse verilmiş.Şükür..

soru 2) Sen nasıl bir insansın ?(Olumlu-Olumsuz)

          Kendimce iyi olarak anılmak isteyen bir insanım. İnatçılığım, suratsızlığım, sulu gözlülüğüm yaş aldıkça azaldı. Biraz evhamlıyım özellikle evlatlar konusunda. Bir çok hatayı, olumsuzluğu hoşgörebilirim.😇 Kolay kolay sinirlenmem.Saysan sayılır gerçek manada sinirli olduğum anlar.Gülümsemeyi,gülmeyi severim.Olumlu yanlarım bunlar.Bazen de ufacık bir şeyi asla unutmam, kestirip atarım,
olmazsa da sündürür dururum😐.
             

soru 3) İnsanlar sizi hiç üzüp kırdı mı?
Off kırmaz mı hiç?😞  Üstelik genelde en çok canınızı yakanlar, en çok yakınınızda olanlar oluyor.
       ama bu soruya daha zor bir ek soru olmalıydı;
      -Ya siz , insanları hiç üzüp, kırdınız mı?

soru 4) Sizce dost nedir?
       Uzun yollarda yanınızda olandır. Derdinizi açtığınızda ,onda kalacağını bildiğinizdir.Yanında ağlayıp, kahkahayla gülebildiğinizdir.Küsemediğinizdir.
Ömürlüktür .