martı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
martı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

martılar..

 

Pencereme kuş kondu. İstanbul'un kuşlarından en meşhuru ; kocaman bir martı. Tabi bu bir kumru ya da karga da olabiliyor. Onlar İstanbul hava sakinleri. Tabi bazen mevsimine göre sığırcık kuşları , kırlangıçlar ve ebabiller de ziyaret ediyor göç yollarının üzerindeki bu koca şehirden. Leylekleri de unutamayız. Bir de son yıllarda yeşil papağanlar var.Bunlar bilinenler, daha kim bilir kaç tür kuş var üzerimizden gelip geçerken, karınca misali gördükleri insancıklara baka baka uçup giden.

Martı en çok içli dışlı olduğumuz kuş,büyük kuş,bir tavuk kadar var, belki daha büyük. İşte hep insanları mı konuşacağız, bu gün martılara bakalım ne gibi özellikleri varmış ,bize benzeyen ya da bize hiç benzemeyen.

Pek çok ilginç özelliğinden bazıları şöyleymiş mesela;

Uçarken Uyuyabilirler 😴✈️Martılar, göç sırasında veya uzun uçuşlarda tek gözlerini kapatarak beyinlerinin yarısını dinlendirirler. Böylece hem uyanık kalabilir hem de dinlenebilirler.

Buz Gibi Havada Hayatta Kalabilirler ❄️Martıların ayaklarında kan damarları özel bir sistemle düzenlenmiştir. Soğuk havada veya buzun üzerinde durduklarında vücut sıcaklıklarını kaybetmezler ve donmazlar. 

Kendi Yavrularını Tanıyabilirler 👶Martılar büyük koloniler hâlinde yaşasalar da her anne martı, kendi yavrusunun sesini ve kokusunu ayırt edebilir. Yavrular da annelerini kısa sürede tanır ve başka bir martıya gitmezler. (Tıpkı koyunlarla kuzular gibi:)) 

Çöpçü ve Temizlikçi Kuşlar 🗑️Martılar genellikle kıyılarda, şehirlerde ve çöplüklerde sıkça görülür. Doğanın temizlikçileri olarak atıkları tüketerek ekosistemi dengede tutmada önemli bir rol oynarlar. 

Bazı Martılar Tek Eşlidir 💕Çoğu martı türü tek eşlidir ve ömür boyu aynı eşle birlikte kalır. Eşleriyle güçlü bağlar kurarlar ve her yıl aynı yuvalama alanına dönerler. (Ne kadar romantik) 

Uçan Yavru Yetiştirme Teknikleri 🏋️‍♂️Martı yavruları uçmayı öğrenirken ebeveynleri onları yavaş yavaş cesaretlendirir. Yüksekten atlamaları gereken türlerde, anne-babalar yavrularını önce daha güvenli yüksekliklerden atlamaya teşvik eder. (Bunu bizim apartmanın karşı binasının damında sık sık gözlemliyoruz, baya uçmayı öğretiyorlar)  

Geri Dönüşçüler! 🔄Martılar belirli bir bölgeyi sahiplendiklerinde, yılın belli dönemlerinde sürekli aynı yere dönerler. Bu yüzden birçok sahil kasabasında her yıl aynı martı ailesini görmek mümkündür .(vefalı kuşlar, köklenmeyi seviyorlar demek)  

Hırsızlık Yetenekleriyle Ünlüler 🍟Özellikle şehirdeki martılar, insanlardan yiyecek çalmakta ustadır. Sahillerde dondurma veya patates kızartması çalan martıları görmüş olabilirsin!  (Bu konuda bizzat,yaşadığım deneyim)  

Kanat Çırpmadan Süzülebilirler 🌬️   Martılar hava akımlarını ustaca kullanarak uzun süre kanat çırpmadan havada süzülürler. Bu, onları çok enerjik ve dayanıklı kuşlar yapar.

Farklı Türleri Farklı Yaşam Alanlarında Yaşar 🌍Dünyada yaklaşık 50’den fazla martı türü bulunur ve bazıları deniz kenarında yaşarken bazıları iç kesimlerdeki göllerin veya nehirlerin yakınında yaşamayı tercih eder.

Martılar gerçekten doğanın en uyumlu ve akıllı kuşlarından biri! 🕊️  Doğadaki bize gayet normal gelen ama aslında her biri muhteşem bir mucize gibi olan canlılardan sadece bir tanesi. İşte İstanbul'a ayrı bir güzellik katan bu canlılar, bu kuşlar bu martılar böyleyken böyleymiş, bir çok özelliği varmış..


Martılar Ne Bekliyor?

 

Bizim sokağın martıları ve çığlıkları eksik olmaz ,tüm İstanbul'da olduğu gibi. Ayvalıkta beni en çok şaşırtan şeylerden biridir martıların azlığı hele yazlıkların olduğu mahallelerde  tek tük uçarlar. İstanbul'da beraber yaşıyor gibiyiz. Karşı binaların çatılarına konan martıları izlemek tam belgesel tadında hele o yavrularını uçurma zamanları çok enteresan. Eğer moraliniz bozuksa ya da tersi, keyifliyseniz martı izlemek Tv de dizi izlemekten bile daha iyi kafa dağıtır. 

Son zamanlarda her sabah bir cayırtı kopuyor, cak caklıyorlar, gaklıyorlar aman allah çeşit çeşit sesler, bağırışlar. Sabah sekiz oldu mu önce hepsi damlara dizilip bekleşiyor. Kıpır kıpırlar ama  sessizler , sonra karşı sokağın başında hafif tombul, Demirel saçlı, dayı tişörtlü bir adam görünüyor ,elinde beyaz bir poşet. Adam ortaya çıkar çıkmaz bizim martılar da bir sevinç ,bir hengame ,bir bağırış, aman amann adamın geldiği yöne uçuşuyor hepsi, koca kanatları ile süzüle süzüle sanki kucaklayacaklar, sarıp sarmalayacaklar gibi. 

Sakin adımlarla köşe başındaki otoparkın önüne gelen adam elindeki beyaz poşetteki yiyecekleri kaldırıma boca ediyor. Etrafında bir martı bulutu ,bir sevinç çığlıkları, bir gürültü ,adam biraz seyrediyor, sonra yine geldiği gibi sakin sakin uzaklaşıyor. O uzaklaşırken çoktan yiyecek kapışma savaşı başlamış, ganimetten pay alan martılar hızla uzaklaşıp damlara konuyor, yiyecek kapamayan martılar onları takip ediyor,bir itiş kakış yaşanıyor. Rızkını kapan gidiyor, yetişemeyen kim bilir belki ertesi sabahı bekleyerek süzülüp uçuyor ,uzaklaşıyor. Martılar için bile  İstanbul'da karnını doyurmak kolay gibi görünse de epey  mücadele istiyor. Önüne konulan yemeği bile kapmak için didişme halinde martılar bile. 

Kimdir bu adam ,bilmiyorum? Sokak hayvanları denilince hemen köpek ,ikinci  olarak kedi diyenlere nispet edercesine martıları ,kuşları da düşünen bir insan. Sanırım mahalle esnafından biri. Martılara kahvaltı veren biri.. belli ki kuşları seven ,belki iyi biri.. 




aç mı kaldın sen?

Yıllardır bitemeyen caddenin karşısındaki inşaatta, aman bir faaliyet bir faaliyet.
Harıl harıl çalışıyorlar. Sabahın erken saatinde bir onlardan ses geliyor, birde
üst kattaki komşunun cam kenarına koyduğu ekmeği kapışan martılardan.
Uçarlarken öyle bir pike yapıyorlar ki cama çarpacaklar sanıyorum.Neyse teğet geçiyorlar.
Bu günkü vaka sayısı 359 kayıplarımız 4. Bakan her geceki açıklamasını yapmış.
Uykudan önce. Korku masalı.
Gazetelerde İdlib'de 3 askerimizin şehit olduğunu öğrendim. Makamları cennet olsun.Memleket onları asla asla asla unutmamalı. Salgın derdine düşenler,
senelerdir süregelen can acılarımızı unutmamalı.
Biz tuhaf huyları olan milletiz .Belki insanlık genelde öyle.Diğer toplumları bilmiyorum. Bir zamanlar değersizleştirmeye, itibarsızlaştırmaya çalıştığımız,kimi zaman şiddete maruz kaldıkları için isyan ettirdiğimiz ama sonuçta ellerine düştüğümüz sağlık çalışanları için,dün akşam alkışlama etkinliği vardı.
Saat 21.00 de balkonlardan, pencerelerden alkışlandı fedakar, cefakar,çalışkan
sağlık çalışanları. Allah güç kuvvet versin onlara.
Her zaman dua ettiğim meslek insanlarındandır doktor, hemşire ve diğer sağlıkçılar.

Evet nasıl bir ilhamsa her gün yazasım geliyor. Sanırım kendimi moral açısından en rahat ,en iyi bu mecrada buluyorum. Hem blogları okumak, hem yazmak iyi gelmeye başladı.
Bir de misafirim var ben bunları yazarken.
Tam karşımda bir içeri bakıyor, bir dışarı. Üst katta ekmekler bitti anlaşılan,diğer
katları dolaşmaya çıkmış.
Cam kenarına ekmek vb. yem olarak koymayı sevmiyorum. Sonuç olarak apartman katlarında yaşıyoruz alt katımız ,üst katımız var. Komşularımıza rahatsızlık vermeye mahal yok. Yiyecek mi vereceksin, arka tarafta kocaman bir parkımız var ,orada yapılacak bu işler.
Kuşlar, kediler ,köpekler //zamanında yeterli ve gerekli barınaklar yapılmış olaydı bu kadar sokak hayvanı olmayaydı iyiydi ya neyse // bu dönemde aç ve ilgisiz kalmış olabilir.
Onları da unutmamak lazım..



şaşkın..


 orada duruyordur.
bakmasını bilmezsen, göremezsin.
aranır durursun.
şaşkın.. şaşkın... (bi tıkla)

Limon ile martı

:
Sabah mahmurluğum henüz üzerimde, ayılmaya çalışıyorum. Dışarıda güzel bir bahar havası.Pencerenin dışında martılar her zamankinden daha kalabalık bir şekilde bahçenin üzerinde pikeler yapıyor, halka olmuş dönüp duruyor.Sanki biraz telaşlılar mı, bana mı öyle geldi. Martıların dönüp durduğu havadan özendim biraz içeri o ılık bahar havası girsin diye camı açmak üzere pencereye gittim. .
O sıra da gördüm işte beni dehşete düşüren manzarayı,kanım dondu, rengim attı sanki.
Bizim apartmanın bahçesinde, araba park yerlerinin köşesinde kurulmuş bir basketbol sahası var.Gündüz çocukların içerisinden hiç çıkmadığı bu oyun alanının geceleri kapısı kapatılır. Lakin  kapısı açık bırakılmş olmalı ki sitemizin yavruluğundan beri sahiplendiği,bakıp büyüttüğü Limon ,bir martı ile birlikte basket sahasında kapalı kalmış.Limon arkada, martı ki yavru sanırım önde koşturup duruyorlar.Martı arada uçmaya çabalıyor,ancak sahanın üstü de yanları da tellerle kapalı olduğundan zavallı martı uçup kaçamıyor. Bizim semirik ve şımarık Limon her zamanki avcı tavırlarıyla önce yere doğru yapışıp siniyor sonra ok gibi fırlayıp bağırmaktan başka bir şansı olmayan avını,köşeden köşeye sıkıştırıp kovalıyor.
Ay! içime fenalık geliyor benim.
Bu arada diğer martılar basket sahasının üzerinde halka olmuşlar , dönerek acı acı ,gaak gaaak diye, adeta haykırıyorlar, martı sayısı onları geçiyor, gittikçe sayıları artıyor.
Gözlerim Limon ve yavru martıdan ayrılıp, 'acaba bunlar içeride nasıl kaldı'
derken , sahanın dışında, tel kapının önünde  bekleyen apartman görevlisini görmeyim mi?
Adam keyifle kapının önünde dikilmiş martı dışarı kaçmasın ,diye beklermiş meğer..
ay! içime yine fenalık geliyor benim.
Koştura koştura balkona geçtim.Oturduğum daire oldukça yüksek katta sesimi duyurmam zor.Avaz avaz ''kapıyı aç ''diye bağırasım var.''Bırak martıyı uçsun gitsin''.Limonla martı birbirine girecek.
Tam o esnada bir kadın sesi geldi ,basket sahasının hemen bitişiğindeki dersaneden;
 Çocukların çoğu camlarda üzüntü içinde aşağıdaki manzarayı seyrediyor.Sanırım öğretmenleri olan kadın ,sağolsun,pencereden sarkmış bizim görevliye seslenerek uyardı;
''Kardeşim açsana kapıyı uçsun martı, çekil ordan,çekil aç kapıyı,hadi.aaa.''.
İçime bir su serpildi.
Kendisine ne denir bilemediğim ,görevli kapıyı açar açmaz sahanın içinde dört dönüp uçacak yer arayan zavallı martı, fırlayıp kaçtı.Limon avını elinden kaçırdığı için apartman görevlisine sinirlenmiştir epey, ama hayvan sevgisi hayvanlar arasında taraf tutmayla olmaz ki. Martıyı kapana kıstırayım
bizim Limon eğlensin biraz ,değil ki olay.
Her sabah damlarda karşı karşıya bakıştığımız, yavrularını uçurmayı öğretmelerini izlediğimiz, yiyeceklerini birbirleri ile bazen paylaşıp bazen bir lokma için birbirleriyle didişmelerini seyrettiğimiz martılar da İstanbul ahalisi sayılır. Onlar da bizim komşularımız gibi.Cam kenarına yemek vermezsek camı tıklatırlar, gün batımında güneşi seyrederler,lodoslu havalarda kendilerini rüzgara bırakarak uçarlar,onları seyretmenin keyifine diyecek olmaz.
Hep kedi severiz ,köpeklere bayılırız. Olmaz ki.
Düşünsenize martısız bir İstanbul..
Neye benzer.

                                                                                  .