Veba romanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Veba romanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gitmek, kitap ve Maske Şifresi

Geçen yıl tam bu zamanlar Nobel Edebiyat ödüllü yazar ALBERT CAMUS'un büyük bir salgın hastalığı, bu hastalığın sosyal ,kamusal ,zengin ya da fakir bireysel olarak insanlar,aileler üzerindeki sonuçlarını yazdığı VEBA isimli romanını (Türkçe çevirisi:
OKTAY AKBAL) okumuşum.TIK TIK TIIK  
Okurken biraz zorlanmıştım. Ama kitabı kenara koyduğumda hayat sıradan akışındaydı,herşey ''normal''di.


Bu sabah da her şey ''normal ''görünüyor.Camdan bakınca ,gök süt mavi,kırlangıçlar havada şen şakrak uçuşurken ,mavi deniz pırıl pırıl ,ohh!! şahane, misss gibi havayı içine çek, dedim kendime. Evdesin,yediğin önünde yemediğin ardında, çoluk çocuk yanında. Bu günlerde geçecek.
Her şeyin geçip gittiği gibi. Çoğu yaşanan gibi uzaklarda bir hayal olacak.Yaşadım mı ben bunları ya hu! diyeceksin, hikaye gibi anlatacaksın. Burada en mühim nokta;
Sağlıklı ve hayatta olursan. Başka bir diyara göçersen o ayrı.
İlla dırlanacağım, ne boktan günler, nasıl geçecek, nerede benim eski gezenti günlerim ,niye dışarı çıkmıyorum, bak herkes fik fik dışarda ,diyorsan.
Sen bilirsin, buyur kapı orada.Maske de yanda.Çık.
Git gidebilirsen..

 Bu arada unutmadan yazayım dün ailemizin üç bireyinin telefonuna
''Sayın ..,İstanbul Eczanelerinden 5 adet maskeyi .... koduyla ücretsiz alabilirsiniz.
Zorunlu değilse sokağa çıkmayın #HayatEveSığar.. diye mesaj geldi.
Sağlık Bakanlığının gönderdiği üç mesaj da ,sadece eşimin adına.
Yani şimdi eşim gidip sadece kendine mi alacak o beş maskeyi?
Yoksa,üç telefona gelen aynı şifre de olsa ,üç ayrı telefon olduğuna göre bir kere de 15 maske alabilecek mi?Ya da,
 Üzerine telefon hattı yoksa maske de mi yok?

Anlayamadık.
Neyse bizim maskemiz taaa fi tarihinde şu domuz gribi çıktığında aldığımız maskelerimiz var, idare ediyor.Şükür. Çünkü tam 1 aydır dışarı hiç çıkmayıp kendimizi muhafaza etmişken,şimdi bu salgının zirve yaptığı zamanlarda, eczane eczane dolaşıp maske almaya çalışmak büyük risk olacaktı.
Çıkmak zorundaysanız ,dikkat edin,tedbiri elden bırakmayın,maske,eldiven takmadan çıkmayın. Başka insanlara mesafeli durun. Sağlıkçıları dinleyin.
Dikkat etsin ki herkes , bir an önce bu illetten kurtulalım.
Zorunlu değilsek, evden çıkmayalım.
Sağlıkla evde oturmak çok güzel.


VEBA

Nobel Edebiyat ödüllü yazar Albert Camus'un Veba isimli romanı(Türkçesi;Oktay Akbal), kitaplığımdaki uzun süreli bekleyişin ardından  okunup bitti.İsminin çağrıştırdığı tahmini konusu nedeniyle okumayı ötelemiştim, ama nihayet yarım bırakmadan bitirmeyi başardım. Çünkü tahmin edersiniz ,insanları yok eden feci bir salgın hastalıkla ilgili bir konu pek içi açıcı olmayacaktı okurken. Ancak hiç tahmin ettiğim gibi çıkmadı.Bir şehrin ve insanlarının başına gelen salgında toplumun ne hallere geleceğini ,duyguların, yaşam şekillerinin, kariyerlerin, zenginliğin şekilden şekile nasıl geçeceği  ve yine de insanlarda umudun hiç mi hiç tükenmeyeceği ,pek çok şeyin üzerine sünger çekip hayata tekrar sarılacağı üzerine etkileyici bir roman VEBA. İnsanoğlu işte, sadece salgın bir hastalık değil, hangi karanlık çukura düşerse düşsün, ister isteyerek olsun ister çaresizlikten ,birbirlerinin üzerine basa basa, aydınlığa çıkabilmek için ne umutları, ne çareleri tükeniyor.

Okunması gerektiğini düşündüğüm romanlardan Veba'nın konusu şöyle;

Olaylar sömürge Cezayir'in Oran isimli bir şehrinde geçiyor. Ticaret,iş güç ile uğraşan Oran halkı kendini öyle bir dünyaya kaptırmış ki düzenleri hiç bozulmayacak sanıyor. Oysa bir gün Doktor Rieux'un ayağı ölü bir fareye takılıyor, sonra başka biri ölü bir sıçan görüyor. Gittikçe sayısı artan ölü hayvanlar önce bir endişeye mahal vermiyor ama sayıları artmaya başlayıp  insanlarda da bazı hastalık emareleri ortaya çıkınca olayın vahim bir hal alması kaçınılmaz oluyor.
Oran'da fare kalmayıncaya kadar devam eden ölümlerden sonra sıra insan ölümlerine geliyor. Bu arada Dr.Rieux  hiç bıkıp usanmadan insanlara yardım etmeye çalışıyor.Şehrin bazı insanlarından kendine bir ekip kuruyor.
Hastalığın artması sonucunun halkı etkileyen en büyük sıkıntı,şehrin karantinaya alınarak, dış dünya ile olan bağının kopması oluyor. Önceleri bunun sonuçlarının pek farkına varamayan halk , şehrin stokları tükendikçe ,şehrin dışında kalan yakınlarına özlemleri arttıkça ,kapılara yığılıp dışarı çıkabilmek için türlü çareler arıyorlar. Şehrin yöneticileri de önce hafife alıp önemsemedikleri bu salgının gittikçe artan şiddeti ile önlemlerini sıkılaştırıp, insanları adeta bir şehir hapishanesine mahkum ediyorlar. Bir anda veba ile başbaşa kalan Oran halkı için bunlar umutsuzluğun , boşluğun,duygusuzluğun başlangıcı oluyor. Şehrin dışında kalan akraba , tanıdık, sevgili herkese olan özlemleri kendilerini aşar bir hal alıyor.Sonra yavaş yavaş ,şehri bir kabulleniş duygusu sarıyor.
Bu arada Dr.Rieux ve arkadaşları bıkmadan yorulmadan çalışıyor,ellerinden geleni yapıyor, serumlar deniyor,tecritler yapıyor ama ne çare elden bir şey gelmiyor. Koskoca şehir ve halkı ,gittikçe sayıları artan ölümlerle birlikte adeta cam bir  fanusta vebanın şehri terkedip gideceği günü  bekliyor.....
.........................