corona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
corona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haftasonu

 

Bu sabahtan bizim evin camından dışarısı böyle görünüyor. Hafif bir sisle kaplı denizin üzerine, tül bir örtü serilmiş gibi. Trafik sesi yok , martılar her zamanki gibi çığlık çığlığa bağırıyor. Bu gün etraf sessiz,çünkü bir kaç haftadır olduğu üzere hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması var. Gerçi saat 10.00-17.00 arası alışveriş yerleri açık, bu nedenle de eline bir poşet alan dışarda dolaşabiliyor. Hava da fena değil. Yine de şu an dut yemiş bülbüle özenmiş ortalık. Dut yiyen bülbül mideyi fena bozarmış ve ötemezmiş:) Sağlık sorunları nedeniyle sesi çıkmazmış garibin.İşte biz de bu haldeyiz. 

Tek bir horoz sesi duyuyoruz hafta sonu sessizliği içerisinde martı ve karga seslerine ilave olarak. Şaşırıyoruz , çünkü sadece beton ve yüksek binalarla dolu bir mahalledeyiz ki, neredeyse hiç birinin bahçesi yok. Kim nerede besliyor bilmiyorum. Ama onun öğleye doğru uzun uzun ötmesini duymak farklılık yaratıyor. Ekabir de kerata ,şehir horozu olduğunu belli ediyor, ötme saati kuşluk vaktini buluyor:) Cılız bir ses fakat binalardan yaptığı yankılanma ile coşku içinde haykırıp duruyor. 

Öğle oldu bile; 

Bugün EKMEKÇİ KIZ 'da okuduğum usulde kestane pişirdim. Gerçekten sokakta satılanlar gibi ,kesilen yerlerinden hemen açıldı kestaneler,soyması da çok kolay oldu. Ekşi maya Evlat (Ayvalık'ta annemin yaptığı mayanın yavrusu ,gerçi baya büyüdü kendisi ama adı evlat yine de)  ile de bu kez tost ekmeği için hamur yoğurmuştum dünden. Bu gün onu da pişirdim, geçen seferkine göre daha fazla kabardı, dışı çıtır, içi yumuşacık, dokusu dolu dolu oldu.


Akşam oldu bile;

Bu akşam ki dizim; Kefaret. Zeynep (Nurgül Yeşilçay) kaçırılan kızı Elif 'i arıyor. Eski Komiser Sinan'la(Mert Fırat)  birlikte.Yalnız hala Sude' mi, Cansu 'mu Zeynep'in gerçek kızı çözemedik. Sanırım son verilere göre Cansu gibi, ama o çocuklar nasıl karışmış anlaşılmıyor ,henüz. Zeynep'in kocası Doktor Ahmet'in(Yurdaer Okur)  başına gelen de pek güzel oldu, iki kere '' ohhh!!!'' çekesimiz geldi bizim de.

Gece yarısını geçtikten sonra, bitişik komşuya ambulans gelmeyeydi ,sıradan fakat güzel bir günü uğurlayacaktık da. İşte. Ambulans geldi.Beyaz giysili değillerdi, uyku sersemi dikkat ettiğim bu oldu. Sanırım her daim böyle gelmiyor ambulans çalışanları. Komşuyu alıp gittiler. Anlayamadık, covid nedeniyle mi, yoksa başka bir nedenle mi?  Üzüldüm,uykum kaçtı,düşüncelere daldım; ay nasıl bir durumdayız ,kapıyı çalıp kimse kimsenin derdini soramayacak hale geldik. Bulunduğumuz muhit hala kırmızı, çok yüksek riskli görünüyor. Bu nedenle komşunun covid olma olasılığı var, şifalar diliyorum,tüm hastalara. 

Maskeli, mesafeli, sağlıklı bir hafta diliyorum. Çünkü bu haftabaşı haberi; virüsün mutasyona uğradığı, İngiltere'de yeni bir tipin ortaya çıktığı, Avrupa'nın bazı ülkeleri ile uçak seferlerinin geçici olarak durdurulduğu gibi berbat bir haberdi. Çoğu ülke tam kapanıyor, biz yarım.



yine de ilkbahar gelmişti.

Evet şimdi de Koronavirüsünün sebep olduğu (Corona) (covid-19) Dünya Sağlık Örgütünce Pandemik (Küresel anlamda salgın) ilan edilen hastalık var.Ama ben yine de güzel bir şeyler olsun istedim. 
İlkbahar geldi.Baharlar açtı.
Papatyalar keza, yeşil üzerinde sarı beyaz gülümsüyor. Oysa dünyada yaşayan insanların kalpleri buruk,yaşam sevinci örselenmiş gibi.Haberlerde telaşe mahal yok ,denilsede ,yine de sanki panik havası oluşturulmakta. Aynı konu devamlı dönüyor. Kendimi dışarı attım. En azından dışarıda  her şey normal gibi görünüyor.Geçen sarı otobüslerde bir kaç maskeli insan, marketteki mavi plastik eldivenli kasiyer kız dışında hastalığı hatırlatan bir şey yok.
Hatta mangalcılar sahile çıkmış bile,ilk mangallarını kutluyor. Sanırım açık güneşli havaların Koronaya karşı etkili olduğunu düşünüyorlar. Marmaray istasyonuna giren çıkan dolu ,pek bir kalabalık. Yürüyen merdivenlerin başına oturmuş çingene çocukları birbirleriyle didişip, gelen geçenden bir şeyler isteyip duruyorlar. Zaten sudan çıkmayan ellerimiz, ha bre tekrarlan;
''Ellerini yıka, 20 saniye,kolonya kullan ,temiz ol vs. vs.'' nidalarıyla neredeyse kurumuşken bu çocuklara bakıyorum. Ten renklerini çözemeyeceğim kadar kararmış,güneşten yanık kirli yüzleri, yalınayaklar,saçlar yoluk yoluk. Kavga ediyorlar ,yoldan geçen esmer bir kadın ayırıyor onları. Ayırırken öyle bir hırpalıyor ki dövüyor sanıp ayaklanıyoruz.Ortalık bir karışıyor. Kadın en küçük olanlarını yürüyen merdivenlerin başına hırsla bırakırken büyük olanlar çoktan fıymış. Tam kadına minnetle bakacakken;
''Ağlayacağına Söyle Anana niye doğurmuş seni,sokaklarda büyü diye mi?!''
Çocuksuz bir kadının içi buz kesiyor.Suskunluk oluyor.Küçük oğlan burnunu çekiyor ağlıyor, kadın bırakıp gidiyor.
Yürüyen merdivenler ,üzerindeki bu kadar hengame ile şak, diye duruyor.Camiden çıkmış eve dönen yaşlı amcalar söylenip duruyor şimdi;
'' ya hu.. bu merdivenleri nasıl çıkacağız?!! '',diye.
Sarı saçlı garson kızımız çayları tazelemiş.Olaylara bakmaktan içememişiz.
Hesabı ödeyip kalkıyoruz.
Bu istasyon hep hareketli.
Corona şu an ,en son sorun gibi halleri var,etraftakilerin.Biz de öyle görünüyoruz.
Eve gelip haberleri bir açtık ki bir dizi önlemler. Okullar kapanmış. Ama havaalanları,camiler, kreşler, bakımevleri, dersaneler , AVM'ler ,istasyonlar, metrolar açık.Kalabalık olmaya müsait her yer açık.
Bir bildikleri vardır yine de böyüklerimizin,
Sanırım.Vardır.
Çok değil ,kısa süreler önce, çığda kaybettiklerimize, depremlere, şehit olan gencecik fidanlara yanıp yakıldık. Sığınmacıların hallerini görüp vicdan sızlattık.
Şimdi de hastalık.
Moralimiz diplere değdi.

Bari gelen şu ilk bahar güneşi içimize sıcaklığını, güzelliğini bıraksın da
nefes alıp, yaşamaya fırsat bulalım.