6dakika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6dakika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Haftasonu

 

Bu sabahtan bizim evin camından dışarısı böyle görünüyor. Hafif bir sisle kaplı denizin üzerine, tül bir örtü serilmiş gibi. Trafik sesi yok , martılar her zamanki gibi çığlık çığlığa bağırıyor. Bu gün etraf sessiz,çünkü bir kaç haftadır olduğu üzere hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması var. Gerçi saat 10.00-17.00 arası alışveriş yerleri açık, bu nedenle de eline bir poşet alan dışarda dolaşabiliyor. Hava da fena değil. Yine de şu an dut yemiş bülbüle özenmiş ortalık. Dut yiyen bülbül mideyi fena bozarmış ve ötemezmiş:) Sağlık sorunları nedeniyle sesi çıkmazmış garibin.İşte biz de bu haldeyiz. 

Tek bir horoz sesi duyuyoruz hafta sonu sessizliği içerisinde martı ve karga seslerine ilave olarak. Şaşırıyoruz , çünkü sadece beton ve yüksek binalarla dolu bir mahalledeyiz ki, neredeyse hiç birinin bahçesi yok. Kim nerede besliyor bilmiyorum. Ama onun öğleye doğru uzun uzun ötmesini duymak farklılık yaratıyor. Ekabir de kerata ,şehir horozu olduğunu belli ediyor, ötme saati kuşluk vaktini buluyor:) Cılız bir ses fakat binalardan yaptığı yankılanma ile coşku içinde haykırıp duruyor. 

Öğle oldu bile; 

Bugün EKMEKÇİ KIZ 'da okuduğum usulde kestane pişirdim. Gerçekten sokakta satılanlar gibi ,kesilen yerlerinden hemen açıldı kestaneler,soyması da çok kolay oldu. Ekşi maya Evlat (Ayvalık'ta annemin yaptığı mayanın yavrusu ,gerçi baya büyüdü kendisi ama adı evlat yine de)  ile de bu kez tost ekmeği için hamur yoğurmuştum dünden. Bu gün onu da pişirdim, geçen seferkine göre daha fazla kabardı, dışı çıtır, içi yumuşacık, dokusu dolu dolu oldu.


Akşam oldu bile;

Bu akşam ki dizim; Kefaret. Zeynep (Nurgül Yeşilçay) kaçırılan kızı Elif 'i arıyor. Eski Komiser Sinan'la(Mert Fırat)  birlikte.Yalnız hala Sude' mi, Cansu 'mu Zeynep'in gerçek kızı çözemedik. Sanırım son verilere göre Cansu gibi, ama o çocuklar nasıl karışmış anlaşılmıyor ,henüz. Zeynep'in kocası Doktor Ahmet'in(Yurdaer Okur)  başına gelen de pek güzel oldu, iki kere '' ohhh!!!'' çekesimiz geldi bizim de.

Gece yarısını geçtikten sonra, bitişik komşuya ambulans gelmeyeydi ,sıradan fakat güzel bir günü uğurlayacaktık da. İşte. Ambulans geldi.Beyaz giysili değillerdi, uyku sersemi dikkat ettiğim bu oldu. Sanırım her daim böyle gelmiyor ambulans çalışanları. Komşuyu alıp gittiler. Anlayamadık, covid nedeniyle mi, yoksa başka bir nedenle mi?  Üzüldüm,uykum kaçtı,düşüncelere daldım; ay nasıl bir durumdayız ,kapıyı çalıp kimse kimsenin derdini soramayacak hale geldik. Bulunduğumuz muhit hala kırmızı, çok yüksek riskli görünüyor. Bu nedenle komşunun covid olma olasılığı var, şifalar diliyorum,tüm hastalara. 

Maskeli, mesafeli, sağlıklı bir hafta diliyorum. Çünkü bu haftabaşı haberi; virüsün mutasyona uğradığı, İngiltere'de yeni bir tipin ortaya çıktığı, Avrupa'nın bazı ülkeleri ile uçak seferlerinin geçici olarak durdurulduğu gibi berbat bir haberdi. Çoğu ülke tam kapanıyor, biz yarım.



21 Günlük Yazı Maratonu



İnstagramda takipçisi olduğum sevgili Yeşim Cimcöz  bir yazı maratonu başlattı.Kendisini şahsen tanımıyorum ama kendime çok yakın hissediyorum. Videolarını izleyince sanki benim duygularımı dile getiriyor hissine kapıldığım oluyor. Sıkı takipçisiyim, kendisinden ve bir dönem kayıt olduğum atölyesinden, ''yazmak'' ile ilgili pek çok şey öğrendim.
Bu aralar yazma konusunda tam bir tembel teneke modundayken , imdadıma yetişti.
21 günlük bir yazı maratonu başlattı.
Yapmam gereken videolarını izlemek ve kalemi defteri eline almak.Tabii benim gibi sağ omuz sıkıntı verip ,kalem tutmayı zorlaştırıyorsa, klavyeler ne güne duruyor, zaten hep elimizin altında artık.
Sanırım ben en kolay sevgili Asus'umla yazıyorum.
1. gün..
Bir kelime seçin ve ''6 dakika yazısı'' yazın.
Kelimemi okuduğum kitaptan seçtim. Gözüm kapalı ,herhangi bir sayfasını açarak, parmağım rastgele hangi kelimeye denk gelirse ,o kelime olsun ,diyerek seçtim.(Beğenmeyip kelimeyi değiştirmeyin lütfen,şansınıza artık)
Sonra 6 dakikayı ayarlayıp, o kelime ile başlamak şartı ile zihninizi boşaltın.
Düşünmeden, kalem ne yazarsa, değiştirmeden,içinizden ne akarsa onu yazın.
çok rahatlatıcı;
İşte benim bugünkü şansıma çıkan kelimem;
                                                                     Göğsüne;
Göğsüne; yatırdığı bebeği usulca aldım .ikiside uyumuş.kızın kolları buz gibi üşümüş ama babasının kucağına denk gelen yanağı sıcacık.ne tatlı kokusu var bu bebelerin sıcak poğaçalar gibi. koklamaya doyulmuyor. baba olmak da anne olmak kadar zor mu acaba. bir yerde duymuştum babalık yolda öğrenilen bir şeymiş.annelik ise doğuştan.yani tabi doğuştan derken küçük bir kız çocukken çoğu çocuk, bebekleriyle bir anne -çocuk oyunu oynar.onları ayağında sallar mesela.ama bir erkek çocuk görmedim ki babacılık oynasın zaten bebekle oynamazlar.onların en sevdiği oyuncak arabalardır. ya da dı. neden çünkü erkek çocukları ve delikanlılar zamanımızda sadece ekran başında klavye oyunları oynuyor. tıkır tıkır tuş sesleri, ekrana eğilmiş fıldır fıldır gözler,ekrandan duyulan diğer oyuncu arkadaşların sesleri odalardan taşıyor. sıkılmadan bıkmadan oynuyorlar.biz anaların işi pek zor onları o ekrandan uzak tutsan bir dert ki başarmak zor ,tutmasan bir dert..

ve 6. dakikanın sonu,yazıyı nerede kaldıysa orada kesiyoruz..
Maratonda 1. gün sona erdi.

(Katılmak isterseniz,haydi gelin;@sanalyazievi youtube kanalında)