PAZAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
PAZAR etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar günü şampiyonu..

  

Bayram geldiği gibi, geçti gitti. Bugün pazar.Her zamanki günlük rutin devam ediyor. Whatsapp da buna benzer bir günlük tur programı yazmışlardı, gruplar arası dolaşıyordu, komik paylaşımlarda,bizim evdeki de ona benzer;

-Sabah kalkış, site bahçesinde yürüyüş.

-Kahvaltı hazırlıkları için eve dönüş..

-Kahvaltı sonrası mutfağın toparlanıp, akşam yemeği için çalışmalar.

-Kuşluk vakti bir Türk kahvesi molası, Bayram olduğu için*** farklı olarak*** yanında yenilen çikolata, tatlı.

-Aile, arkadaş telefon trafiği,

-***Farklı olarak*** Kızımla muhabbet, gıybet dakikaları.. Bayramın yegane güzel yanı kızımın gelmesi oldu, hastalıktan sonra onu öyle merak ediyordum ki, doya doya hasret giderdik aylar sonra, çok şükür.

- Öğlen şöyle biraz aparatif ,atıştırma sonrası şekerlemeye yatanlar olduğundan örgü, kitap ,blog üçlemesinden herhangi biri.Birini diğerine yeğ saymadığımdan gönlümün çektiği hangisiyse artık.

-Akşam üzeri ,olmazsa olmaz çay saati.

- Sonrası diziler, youtube falan..

-Akşam yemeği, sonrası mutfak toparlamaca, TV saati..

-Kapanış..

***

Maçlarla ,sporla arayı iyice soğuttu sevgili bey. Ben de uzaktan sadece Galatasaray ne durumda diye takip ediyorum. Bir zamanlar sıkı takip ederdik, kendisi Fenerbahçe'li ben koyu Galatasaray'lı ,güzel nispetlerimiz olurdu. Lakin herşeyde olduğu gibi sporda da tadı kaçırdılar. Biz de öylesine uzaktan izler olduk. Ama dün akşam baya bekledim şampiyonluk bize ha geldi,ha gelecek diye, son dakikaya kadar  ''bir gol daha,tamam'' modundaydık. 'Dık' diyorum çünkü FB şansını kaybedince sevgili bey de beni destekledi. Ama kısmet, Beşiktaş şampiyon oldu.

Tebrik ederiz Şampiyon Beşiktaşlıları...

***

Yarın17 Mayıs 2021 ve tam kapanma sürecinin sonuna gelmiş bulunuyoruz.İçişleri Bakanlığı bir genelge yayınlayarak 01.Haziran 2021 tarihine kadar Kademeli Normalleşme tedbirleri uygulanacağını belirtmiş.  En azından kafalardaki ''yarın ne yapacağız?'' sorusunu yanıtlamışlar. Hayırlısı artık..

Haftasonu

 

Bu sabahtan bizim evin camından dışarısı böyle görünüyor. Hafif bir sisle kaplı denizin üzerine, tül bir örtü serilmiş gibi. Trafik sesi yok , martılar her zamanki gibi çığlık çığlığa bağırıyor. Bu gün etraf sessiz,çünkü bir kaç haftadır olduğu üzere hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması var. Gerçi saat 10.00-17.00 arası alışveriş yerleri açık, bu nedenle de eline bir poşet alan dışarda dolaşabiliyor. Hava da fena değil. Yine de şu an dut yemiş bülbüle özenmiş ortalık. Dut yiyen bülbül mideyi fena bozarmış ve ötemezmiş:) Sağlık sorunları nedeniyle sesi çıkmazmış garibin.İşte biz de bu haldeyiz. 

Tek bir horoz sesi duyuyoruz hafta sonu sessizliği içerisinde martı ve karga seslerine ilave olarak. Şaşırıyoruz , çünkü sadece beton ve yüksek binalarla dolu bir mahalledeyiz ki, neredeyse hiç birinin bahçesi yok. Kim nerede besliyor bilmiyorum. Ama onun öğleye doğru uzun uzun ötmesini duymak farklılık yaratıyor. Ekabir de kerata ,şehir horozu olduğunu belli ediyor, ötme saati kuşluk vaktini buluyor:) Cılız bir ses fakat binalardan yaptığı yankılanma ile coşku içinde haykırıp duruyor. 

Öğle oldu bile; 

Bugün EKMEKÇİ KIZ 'da okuduğum usulde kestane pişirdim. Gerçekten sokakta satılanlar gibi ,kesilen yerlerinden hemen açıldı kestaneler,soyması da çok kolay oldu. Ekşi maya Evlat (Ayvalık'ta annemin yaptığı mayanın yavrusu ,gerçi baya büyüdü kendisi ama adı evlat yine de)  ile de bu kez tost ekmeği için hamur yoğurmuştum dünden. Bu gün onu da pişirdim, geçen seferkine göre daha fazla kabardı, dışı çıtır, içi yumuşacık, dokusu dolu dolu oldu.


Akşam oldu bile;

Bu akşam ki dizim; Kefaret. Zeynep (Nurgül Yeşilçay) kaçırılan kızı Elif 'i arıyor. Eski Komiser Sinan'la(Mert Fırat)  birlikte.Yalnız hala Sude' mi, Cansu 'mu Zeynep'in gerçek kızı çözemedik. Sanırım son verilere göre Cansu gibi, ama o çocuklar nasıl karışmış anlaşılmıyor ,henüz. Zeynep'in kocası Doktor Ahmet'in(Yurdaer Okur)  başına gelen de pek güzel oldu, iki kere '' ohhh!!!'' çekesimiz geldi bizim de.

Gece yarısını geçtikten sonra, bitişik komşuya ambulans gelmeyeydi ,sıradan fakat güzel bir günü uğurlayacaktık da. İşte. Ambulans geldi.Beyaz giysili değillerdi, uyku sersemi dikkat ettiğim bu oldu. Sanırım her daim böyle gelmiyor ambulans çalışanları. Komşuyu alıp gittiler. Anlayamadık, covid nedeniyle mi, yoksa başka bir nedenle mi?  Üzüldüm,uykum kaçtı,düşüncelere daldım; ay nasıl bir durumdayız ,kapıyı çalıp kimse kimsenin derdini soramayacak hale geldik. Bulunduğumuz muhit hala kırmızı, çok yüksek riskli görünüyor. Bu nedenle komşunun covid olma olasılığı var, şifalar diliyorum,tüm hastalara. 

Maskeli, mesafeli, sağlıklı bir hafta diliyorum. Çünkü bu haftabaşı haberi; virüsün mutasyona uğradığı, İngiltere'de yeni bir tipin ortaya çıktığı, Avrupa'nın bazı ülkeleri ile uçak seferlerinin geçici olarak durdurulduğu gibi berbat bir haberdi. Çoğu ülke tam kapanıyor, biz yarım.



pazar,tatlı ve film ;

Armutlu Tart;
Dolapta iki tane armut kalmış.Geçen çarşamba pazarından almıştık.Bugün onların tatlı olma zamanı gelmiş anlaşılan.Benim de mutfakta ,un ,şeker,armut ile beraber terapi yapasım gelmiş. Armuta değil ama bana terapi lazım bu aralar.Tarifi Mavianne'nin Elmalı Pay tarifinden kotardım. Elmalısı şahane oluyor ama armutlu da bir başka güzel oluyor.
-2 büyücek armut,(rendelenecek,çiğ kullanılacak)
-1 su bardağından 1 parmak eksik sıvıyağ,
-1 yumurta,
-yarım paket kabartma tozu,
-1 çorba kaşığı toz şeker,
-9 çorba kaşığı un(+/- olabilir azar azar ilave edin lütfen)
Üzerine;
Rendelenen armutlara ilave edilecek 5 kaşık toz şeker(armutlar tatlıydı elma belki 6-7 kaşık kaldırır) ve 1 çorba kaşığı tarçın.

Yumurta+sıvıyağ+tozşeker+kabartmatozu ve un karıştırılıp hamur yapılıyor önce.Hamurdan bir limon büyüklüğü kadar bir parça ayrılıyor. Zor toparlanan bir hamur oluyor ama yumuşak olduğu için yapacağınız kalıba kolay yayılıyor.(Küçük yuvarlak borcama tam bu ölçüler) Üzerine rendelenmiş tozşeker ve tarçınla harmanlanmış armutlar(çiğ armut) yayılıyor.Hamurdan ayırdığımız parçayı armutların üzerine ufaliyorsunuz,armutların üzeri böylece kapanıyor.
Sonra 180 derece fırında güzelce pişirin. Ilınınca üzerine bolca pudra şekeri, tamamdır.Tadına bakınca terapilik haliniz geçiveriyor, yüzünüze bir gülümseme,dudak kenarlarınıza pudra şekeri yayılıyor.

pudra şekerim
Çay demlenince,armutlu tart pişince, tabii ki bunlarla beraber bir film gayet iyi gider. İşte seçtiğim film ;
LAUNDROMAT;
Merly Streep, Gary Oldman,Antonio Banderas,Sharon Stone gibi yıldızları 
 oyuncu listesinde olunca,tabii ki keyifle oturdum filmin başına.Film Pulitzer Ödüllü araştırmacı gazeteci Jake Bernstein'in Secrecy World isimli kitabından uyarlanmış. Eşini gittikleri tatildeki tekne gezisinde kaybeden  Ellen ,kendini dolandırılmış bir sigortazede  olarak bulur.Aynı kazada 21 kişi daha öldüğü halde sigorta parası alamazlar. Eşine mi yansın,dolandırıldığına mı kızsın,şaşırır kalır.Bu işi çözmeye karar veren  Ellen, vergi kaçakçılığı, hukuksuzluk,yasadışı olaylarla dolu çarpık bir finans sisteminin peşine düştüğünü geç de olsa farkedecektir. Küçücük adalarda, bazı ülkelerde,posta kutusu şirketlerle, zenginlerin nasıl paralarına para kattığı, ezilenlerinde nasıl yok olup, sonunda da dualarla başbaşa kaldığını anlar.
Sırf oyuncular için bile izleyebileceğiniz, gerçek dünyanın bir çok mesajını içeren ,değişik bir film. Boşa vakit kaybı olanlardan asla değil.
Herkese tatlı ,düşünceli ,güzel bir hafta sonu diliyorum.

Sokak Kedisi Bob



James ,anne ve babasının boşanmasıyla küçük yaşta uyuşturucuya başlamış bir bağımlı ve evsiz.
Hayatını gitarıyla sokaklarda kendi bestelerini çalarak yaptığı müzikle devam ettiriyor.Açlıkla, sefaletle mücadele ederken bir yandan da  uyuşturucudan kurtulmak için kamudan yardım görüyor.
Böyle bir çaresizlik içindeyken Bob çıkıyor karşısına. Akıllı mı akıllı ,sevimli bir sarman kedi.
Bob'un hayatına girmesiyle James ,çok yalnız kaldığını düşündüğü yaşamında bir yol arkadaşına
sahip oluyor .Ailesini ve  yaşamını tekrar kazanmak için yılmadan mücadele ediyor tabii Bob'un desteğiyle.

 (Bu gerçek kahraman James Bowen, yanında da Bob)
(Bob filmde kendisi oynamış, arada dublör kedi de kullanmış tabii:))  )

Film ,gerçek bir hikayeden ve en çok satan kitaplar listesinde yer alan, bir çok ülkede satışa sunulan  ''A Street Cat Named  Bob'' adlı kitapdan  uyarlanmış. Daha önce ''Haciko'' filmini izlemiştim .Bir köpeğin ne kadar sadık olduğu ile ilgiliydi. ''Bob'' da bir kedinin insanın hayatına nasıl güzel değebileceğini anlatması açıcından çok güzel bir film olmuş. Yine sulu gözlerim dayanamadı son sahnelerde.Bir baba oğul sahnesi yapmışlar, duygusaldı çok.
Hafta sonu için güzel bir film seansıydı bizim evde.
Denk gelirseniz izleyin.TV'de Desımart'da gösterimde.

Çarşamba pazarı


Her çarşamba günü kurulan bir semt pazarımız var. Bizim evimizin üç dört sokak yukarısında
kocaman , geniş bir cadde boyunca kuruluyor. Pazarın bir başından girerseniz, hiç öyle
ara yollara, sokaklara sapmadan rahat rahat tek bir yolda bütün pazarı dolaşabilirsiniz. 
En güzel ,en taze ,en bol çeşit balık,sebze, meyve pazarda. Ekonomiyi pazardan takip edebildiğiniz gibi hava durumu bile pazara yansır.Fiyatlar hemen oynar.
Siyaset yansır. Moda yansır. Ev tekstili ,yatak yorgan ,dantel örtü , halı vb. aklınıza gelen
pek çok ürünü pazardan alıp gelirsiniz. Hem açık havada dolaşmak, hem mutfak alışverişi sizi ruhen rahatlatır. Tabii cüzdan fazla boşalmadıysa:) 
En taze ,en renkli ,en bol sebzeleri,meyveleri, en çığırtkan ve muhabbetli pazarcıları ,karşılaşılan tanıdıkları ,eller arkada dolaşan belediye zabıtaları ,arkalarında tıngır tıngır pazar arabalı teyzeleri
amcaları ile semt pazarları kültürümüzün en canlı ve yaşatılan  örneklerindendir.Bazı şeyler değişse de pek çok şey aynı şekilde yıllardır devam eder.Çok eskilerde, ellerinde para cüzdanı kurum kurum pazar tezgahlarını inceleyen hanım teyzelerin arkalarında, kocaman koyu renkli hasır sepetler taşıyan ,genelde cılız hamallar olurdu mesela.Onlar artık yok yada varsa da çok nadir.Evin hanımı pazara çıkar, pazarda dolaşan hamallardan birinin sepetini ağzına kadar doldurup eve kadar taşıtırlardı.Sepet, sebze meyve ile doldukça hamalın beli dayanamaz, yüzü yerde dolaşır dururdu alışveriş boyunca.
Neyse şimdi pazar arabaları var da hamalların beli doğruldu.
Ya o '' ille de al abla ''diye yapışan limoncu çocuklar, '' buzzz gibi soğuuk sudan içeen'' diye tüm gücüyle haykıran veletler.. Onlar yıllardır aynı, yaz kış bir şeyler satmaya çabalar dururlar.
Şimdilerde pazarda ,her mevsim her ürün bulunuyor.Yazın olması gereken salatalık domates her mevsim tezgahta.
Ya da yaz sıcağında, bakıyorsunuz ıspanak dört mevsim olmuş ,satışta.
Tabii ki mevsiminde yenen en lezzetlisi. Herşey zamanında isteniyor.Mesela nisan ayındayız yavaştan erikler, kirazlar kendini gösterecek.
Kavun karpuz çıkacak , etraf şenlenip lezzetlenecek..
Bir varmış bir yokmuş ,benimde hafta ortası bir pazar yazısı yazasım varmış..


Bu kalp patates , benden size:)) sevgilerle...