Bir ramazan bayramını daha bitirip, nisan ayına da girdik hatta ilk hafta sonu geldi bile. Salı üçüncü günü olan bayram, yöneticilerin lütfu üzerine ilk kez ,üç iş günü de dahil edilerek dokuz güne çıkarıldı. Tabi bundan yararlananlar sadece memur kesimi. Onun da bir kısmı. Ama öyle bir lanse ediliyor ki sanki dokuz gün memlekette işlerin kapısına kilit vurulacak. Bu bir idari izin. ben çalıştığım zamanlarda da uygulanırdı ama sadece arife yarım gün , hadi bilemedin bir gün bayramla birleşirdi. Onda da olay çıkardı, kim bu idari izni kullanacak, memlekette ailesi olanlar hemen atlardı biz gidelim diye ya da biraz üst kademeler kullanırdı. Neyse ki o günler tatil ilan edildiğinden çoğu insan tamamen kapalıyız diye gelmez, işler sakin ,rahat geçerdi. Bu gün sadece kızımın işyeri , küçük bir işletme olduğundan patron da tatile gidip 'sizlerde gelmeyin ,izin yapın, yıllıktan da düşmeyeceğiz' dediği için kapalı. Diğer çoğu yer çalışıyor. Bayram sakin ,neşesiz geçti. Küçüklerin ziyareti, büyüklere ziyaret. İlgimi çeken bu bayram sitenin çocukları kapı kapı şeker için dolaşmadılar, şaşırdım. Onlar da boykottaydı sanırım:)
Ama bugün 2 Nisan alışveriş boykotu var. Ne derece uygulanacak bilemiyorum. Şimdi başkaları koştur koştur gidip sıraya girerler bir şeyler almak, boykotu kırmak için. Gerçi bir kısım vatandaş hep mecburi boykotto:( Ne kadar para alıyor da ne kadar alışveriş yapıyor acaba? Pazarda bile tane ile alışveriş yapılır oldu. Bizim pazarın girişi artık bit pazarı gibi, herkes bir tezgah açmış, ikinci el eşya satıyor, oralardan alanlar var eksiğini gediğini. Bu kadar gelir farkı olan bir dönem yaşamamıştık,bir taraf şaşalı bir yaşam sürüyor, bir taraf üç kuruşa geçim derdinde, kasabın ,manavın yolunu unutmuş. Garip bir şekilde de sakin,sesi çıkmıyor. Sokağa dökülen insanlar onlara göre bir nebze daha iyi gelir düzeyinde, hem onların hakkını hem de adalet ,hukuk ve hak arayışında . Özellikle genç insanları kutluyorum bu derece olana bitene sessiz kalmadıkları için. Ne yazık ki çoğu genç içerden çıkamadı yüzlercesi hala sebepsiz yere, gözdağı vermek için içeri atıldı ve ne zaman çıkacaklar belli değil. Vallahi içim sıkılıyor, bu konudan çıkamıyorum, böyle sıkılınca yazamıyorum, böyle sanki pandemide eve hapsolunduğumuz zamanlar gibi daralıyorum. Empati duygum fazladır, böyle zamanlarda bu huyumdan kurtulmak istiyorum, olmuyor.
Şöyle bir dışarı çıktım, evladın montunun üzerine bir martı ''şansını'' bırakmış. Meret kireç gibi çıkmıyor da. Yakında bu martılar yüzünden şemsiye ile gezeceğiz. Kurutemizlemeciye götüreyim hem de şu soğuk nisan ikisinde bir dolaşayım dedim, kurutemizleme kapalı, bir iki dükkan kapalı ama onun dışında öyle alışveriş edilmiyormuş gibi gelmedi bana. Pek geçerli bir boykot olmamış ,sanki. Bunu vatandaş değil bence esnaf dükkan kapatarak yapacaktı. Ama işte herkes ekmeğinin peşinde, üç kuruşa mahkum olduğu için onu da kaybetmeyeyim , diyor.
Bir de sabah kalktık ki Volkan Konak , ani bir kalp krizi ile sahne de ölmüş. Bankada çalıştığım dönemde bizim buralarda bir mekanda bazı geceler sahne alıyordu. Bir işi için de bankaya gelmişti. O vesile ile tanışmışlığım vardı. Allah rahmet eylesin, ne çok seveni varmış. Güzel sesi ,şarkıları, duruşu ile hep aramızda olacak, güzellikle anılacak ,insanlara gülümseme bırakacak. Bu da herkese nasip olmaz.