Sadece Duydum.

 -sana çok yakışır.....

-ben de kulağa takılan değil, burnun kenarına takılanlardan istiyorum, neydi adı?..

-evet hızma.ama annem ne der?...

-boya ya da karşı. Saçını ziyan edersin diyor......

- kestane rengi olsa,çok beğeniyorum bana da yakışır....

- benim yok kestane değil siyah bildiğin, kestane hafif kızıllı.....

-sınıfta bazı kızlar var araya ışıltı attırmış çok güzel duruyor.

-evet, yok ben kestane düz boya....

-bir daha mı on yedi olacağız yaa.. ben annemi bir şekil ikna edicem...

-söylemeden olmaz kızım...

-tatlı dille......

- gerçi anneme tatlı dil işe yarar mı bilmem, sert çıkar biliyorum..

-dur marmaray geldi,bunu da kaçıramam..

Elinde laf arasında içtiği plastik su sişesinin son yudumunu içti. Şişeyi hemen yanı başındaki metal çöpe bırakıp sırt çantasını omuzladı ve konuşa konuşa vagona yürüdü.

Ah! annesi ,bir daha mı on yedi olacak, bırak boyasın saçlarını, taksın burnuna hızmayı.. Sanki on yıl geri gidip kendi kızımı dinledim gibi geldi. O da saçlarını boyamayı o yaşlarda çok istemişti. Yüz takısı gibi olaylara girmemişti, can acısı nedeniyle sanırım. Ama saç boyası hep gündemdeydi. Bu kulak misafiri olduğum güzeller güzeli genç kız da aynı şeyleri yaşıyor. Dertleri bunlar olsun. 

Bu arada bilerek dinlemedim. Beraber tren beklerken o kimse yokmuşcasına ,rahat rahat konuşuyordu. Ben sadece duydum....

Annesi şimdi evde midir, işte mi, akşam yemeğini mi düşünüyordur bilmiyorum. Belki kızının saçlarını her okşayışında çocukluğunu hatırlıyor, belki “geçer” dediği şeylerin hiç geçmediğini en iyi o biliyordur. Sert çıkan cümlelerinin arkasında, kimseye belli etmediği bir telaş vardır mutlaka; hayatın can yakıcı yerlerinden kızını koruma isteği. Çünkü bazı “hayır”lar yasak değil, korkudan söylenir.

Bir daha mı on yedi olacağız?
Olmayacağız.
Ama bir yerlerde, bir tren peronunda, her seferinde yeniden hatırlayacağız.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder