İyi bayramlar sevgili okuyucu,
İstanbul günlerdir gri, puslu bir hava içerisinde, varlığı belli belirsiz ,devamlı çisil çisil yağan bir yağmur altında.
Tatsız.
Bizim mahalle gereğinden fazla sessiz. Evimizin arka tarafındaki parkta hiç kimseler yok. Kediler bile ortalıkta değil.
Garip kalmış sokaklar.
Bayram sabahını annemlerde geçirdik. Kahvaltıya gittik. Giderken fırından tereyağlı simit aldık. Fırının yeni ürünü. Bol susamlı açma gibi . Lezzetli. Annem pandemiden bu yana bırakmadığı ekmek pişirme işine devam ediyor. Onun için ekmek almadık. Teyzem de geldi.
Kahvaltı sofrasında TRTmüzik 'te yayınlanan Kandıralı'dan Bayram havalarını açıp ,dinledik. Eski yıllarda bayram sabahlarında bizim evlerde çalınan neşeli, oynak havalar. O zaman savaşlar yoktu. Belki vardı da biz ufaktık, hayat güzel ve pembeydi.
Babamın bir kaç gündür keyfi yoktu ,biraz toparladı biz gidince. Sonra kızım tatile gittiği Atina'dan, kardeşim Ayvalık'tan ,akrabalar Bursa'dan aradılar uzaklar yakın oluverdi..
Derken yabancı bir ülke kodundan gelen bir numara önce annemi sonra babamı ısrarla aramaya başladı. Tabii ki bizler güvensiz bir şekilde yaşadığımızdan ilk aklımıza dolandırıcılar geldi. Kendi aramızda bu dolandırıcıların, başa gelip anlatılan hikayelerini konu ettik, konuştuk. Babamın telefonundan engeli bastık. Malum yönetenler bile telefonlara bu konularda uyarı mesajları gönderiyordu.
Bu kez annemden aramaya başladı. Onu da kapattık.
Sonra gece annem aradı.
''Bu numara beni yine ısrarla arıyor, ne yapacağım şaşırdım'' diye. Kapat anne sesi kıs falan dedik. Hallettik bir şekilde. Ama belki ondan fazla kez aradı.
Akşam bayramlaşma münasebeti ile yapılan bir kaç telefon aramasından işin aslı açığa çıktı.
Meğer rahmetli amcamın Fransa'da yaşayan büyük oğluymuş. Yıllar yıllardır ,/ siz deyin yirmi ben diyeyim otuz kırk/ bir kez bile arayıp sormayan kişinin bu bayram telefon sapığı gibi devamlı arayası tutmuş.
Ya hu açmıyorsak bir mesaj çekip kendini tanıtmaz mı?
Telefonların numaralarını halam vermiş , akıl edip bizimkilere haber vermemiş, ''Fransa'dan telefon var ''diye:) Yurtdışında akraba var ama hiç arayıp sormayan akraba. Ne bilelim birden aklına düşeceğimizi.
Aynı şeyi diğer bir yeğenine de yapmış babamın. Çaldırmış çaldırmış durmuş. O sonunda dayanamayıp açmış telefonu ,sessiz kalıp dinlemiş. Ses yok..
Sonra birden demez mi
'' Abi bil bakalım ben kimim''
O da yazık tanımamış ,yıllar geçmiş, mesafe büyümüş...
Sonra tanıtmış kendini falan.
Neyse ki sonuçta babam ve yeğeni yıllar sonra konuşup, halleşmişler. Babam da mutlu olmuş tabi. Numarayı da kaydettiler.
İnsanlar yaşlanıp ,olgunlaşınca eski bağlara dönüş çabası oluyor. Vefa akla geliyor, vicdan sızlıyor. Ama bazen iş işten geçmiş olabiliyor.
Bu zaman sonra amca yeğen görüşmesi mesela ne anlam içerir?
Ne kadar içten ,samimi olur. Kimdir yeğen, kimdir amca, kim kimi tanır.
''Hiçbir şey için geç değildir'' diyebilirsin.
O zaman ,varsa senin de ''acaba arasam mı?'' diye içinden geçirdiğim birisi... ara .
Ama cevap vermiyorsa mesaj at, kendini tanıt olur mu?
Bayramda ya da herhangi bir gün küçük bir şaşkınlık, ufak bir mutluluk bırak .
Sevgili okuyucu ,işte böyle. Bayramlarda aileler kavuşur, küsler barışır ,uzaklar yakınlaşır derler biz bunun küçük bir parçası oluverdik, uzaklar yakınlaştı.
Öyle böyle derken ,sessiz sakin bayramın son gününe geliverdik.
Günleriniz bayram tadında geçsin, iyi bayramlar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder