Ekim ve Gökkuşağı..

 

gökkuşağı
Ekim ayı rengarenk bir gökkuşağı ile başladı bile.

Uzun süredir görmemiştim. Oysa gökyüzüne çok sık bakarım, bulutları seyrederim. Gökkuşağı bu sabah karşıma çıktı. Çok güzel, çok renkli.
Hava günlerdir yağışlı, geçen pazar gününden beridir yağıyor. Durmadan kah sağanak, kah serpinti, kah çisil çisil. 
Dün bir arkadaşımızın torunu oldu, ona kutlama ziyaretine gittik. Babaanne oldu kendisi. Biz arkadaşlarla toparlanıp gidene kadar, bebek altı ayı geçti ama her neyse işte sonuçta görevimizi yaptık. Yeni babaanne olan arkadaşımla, çok eskilerden tanışıyorum. Henüz ilk işe başladığım zamanlardan Aynı belediyede, aynı yıllarda göreve başlamıştık. Ablası da belediyedeydi, ben onunla aynı bölümdeydim. İyi bir kadındı, geçtiğimiz yıllarda rahmetli oldu. Sonra dernek gezilerinde  kardeşi ile yeniden karşılaştık. Şimdi dernekte beraber çalışıyoruz. Yıllar öncesinden gelen arkadaşlar ve tekrar karşılaşmalar. Oluyor işte. 
Bu ziyaret biraz da toplantıya dönüştü , derneğin günü birlik gezisini planlayıp aradan çıkardık. Bir sorun da dernek odasının bulunduğu bina dönüşüme giriyor, yeni yer bulmamız lazım. Burası uzun zamandır var olduğundan çok uygundu. İlçe zaten yıkık dökük halde, neredeyse tüm eski binalar aynı anda yıkılıyor. 99'dan sonra onca sene yapılmayan dönüşüm, son iki üç yıldır son hız başladı.Bakalım ne yapacağız? Nerede yer bulacağız.
Dönüşte bir tostçuya uğradık. Arkadaş geçenlerde gitmiş, ''Çok değişik bir yer, mutlaka görün,kahve içeriz hem'' diyince kıramadık. Zaten arabasıyla bizi kendisi götürüyor ,şoförümüz o. Eh bizi gezdirecekse , neden olmasın😊 
Tostçu, gerçekten enteresan bir mekandı.
Sahibinin asıl mesleği kimya imiş. Adamın kendi markası olan cilt bakım ürünleri var, kremler, şampuanlar vs. Bu tostçu olarak açtığı mekanda bunları da satıyor. Mekanın ilginçliği içerisindeki eski eşyalarda. Öyle böyle değil çocukluğundan beri biriktirdiği ne var ne yok,bu tostçuda sergiliyor. Bir çeşit eskici/antikacı/istifçi artık nasıl bir isim verilecekse, ben koyamadım adını. Ama nereye, neye bakacağınızı şaşırıyorsunuz. Eskiden evinde biriktiriyormuş ,sonra bu dükkanı alıp burayı bu hale getirmiş. Müze gibi.
Bahçe kısmında ise çeşit çeşit saksı bitkileri, yemyeşil bir giriş. Sadece tost, çay ve kahve yapıyor ama hafta sonu da canlı müzik yapmaya başlamış. Gitarı ile istasyonda çalan bir adam var onunla anlaşmış. ''Kışın dışarlarda çalmasın gelsin burada müzik yapsın istedim '' diye anlattı beyefendi. Benim gibi fazla eşya ile arası olmayan birisi için, bunaltıcı bir yer. Aşırı dozda nostalji içeriyor. Her köşede hatıralar ve size de bir şeyler anımsatan objeler var. Tostunu da çok methetti ama tabii ki sevgili babaannemiz bize yeterince ikram da bulunmuştu. Bir şey yiyecek durumumuz yoktu. Artık başka zaman dedik. Kibarlık olmazsa olmaz.
Evet bu sabah biraz önceki gökkuşaklı güzel hava, şu an  gri bulutlardan dökülen  şakır şakır yağmurlu havaya dönüştü. 
Anlaşılan yine ıslak bir güne başladık..
Resim gittiğimiz mekanın bir kısmı, her yer böyle ,hayal edin:)
nostalji


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder