İnsanların artık ne kadar rahat davranıp bunu giyim kuşamları ile de belli etmelerine hala şaşırıyorum. Sanırım bizim kuşak insanları fazla disiplinli yetişmişiz.
Dün hastanede sıramızın gelmesini beklerken bankoya yakın bir koltukta oturuyorduk.Ben de tabii ki gelen geçen insanları incelemeden duramıyorum. Hava sıcak dolayısıyla gençlerin çoğu şort ve tişörtle gelmiş. Ayakta olması gereken ayakkabıların yerinde genelde terlik hatta bir tanesi parmak arası terlik giymişti. Bir an ''Sahil kenarında mıyız, hastane bekleme salonunda mı?'' diye düşündüm.. Zaten bu kadar ince giyinmek çin ortam çok fazla klimalı, üzerime hırka versen giyerim ,o kadar soğuk. Sanırsınız Avrupa'ya nispet yapıyoruz. Son günlerde haberlerde sürekli ''Avrupa kavruluyor,40 dereceleri gördüler,klimaları da pek yok.'' deniyor ya..Biz de bunun tam tersini savunuyoruz,içerisi resmen bu gibi.
Sonra kıyafetleri sorgulamaktan vazgeçtim. Herkes kendini nasıl rahat hissediyorsa öyle giyinsin. Yaşadığımız dönemin genel mottosu da bu galiba. Bizim çocukluğumuzda öğretilen ''Şurada şöyle giyinilir, burada böyle giyinilmez.'' diyen kurallar artık genel olarak geride kaldı..
Bize sıra ne zaman gelecek diye öflerken, bebekli genç bir çift geldi. İşlem yaptırıyorlar, sessiz sakin. Diğer bankoda işlem yaptıran başka bir kadın bebeği farketti;
''Aman da ne kadar güzel bebek, ne kadar küçük ,ne zaman doğdu?'' diye sıraladı.
Anne de gururla ''Bugün 30 gün oldu''
''Artık aylık olmuş'' diye karşılık verdi diğer kadın. O sırada köşede bekleyen 10 yaşlarındaki oğluna seslendi;
''Oğlum gel bak burada bebek var , gel gel bak ne kadar küçük,sen bu kadar küçük bebek ilk kez göreceksin'' Bu cümleyi duyunca şaşırdım. Çocuk merakla biraz da çekinerek yanaştı. Annesi ise usulca kendine çektiği bebeğini korumaya aldı. Diğeri açıklama yapmaya çalıştı;
''Benim oğlum hiç böyle küçük bebek görmedi de. Yok yakın çevremizde.''
Neyse ki baba işlemleri bitirdi de uzaklaştılar bebeklerini alıp. Değişik bir durumdu. İnsanların birbirlerinin hayatına,hiç tanımadıkları halde ne kadar kolay dahil olabildiğini bir kez daha düşündüm.
Sonunda hemşire beyimin adını seslendi, sıramız geldi, doktora girdik. Bizim bey omuzunu incitti, onun için geldik. Çok sıkıntılı bir durum yokmuş neyse ki. günün güzel haberi ile reçetemizi alıp evin yolunu tuttuk.