NELER OLUYOR HAYATTA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NELER OLUYOR HAYATTA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

indirim başlamış..


Alışveriş sizi rahatlatır mı? Beni;evet.
Hele  gönlüm güzelse, keyfim yerindeyse .
Enflasyon rakamları açıklanmış, 2017 yılı için yüzde 12 ye yakın.
Yani, alım gücümüz azalmış.Cebimizdeki aynı paraya,
daha önceki yıllardan daha az şeyler alabiliyormuşuz.
Mutfak masraflarından ,enflasyonun ne kadar arttığını,
ev geçindirenler net bir biçimde görüyor zaten.
Dışarda bir bardak çay bile en basit yerde üç lira,bir fincan türk kahvesi
sekiz-on lira olmuşken, çarşı pazar da ne ucuz,diyemeyiz.Hayat maalesef pahalı.
Hele şu günlerde ,her yönden.
Neysee.
Her şey ederinin üzerine çıksa da, mağaza mağaza dolaşmak, indirimli birşeyler
alıp sevindirik olmak, kadınların her daim hoşuna gider.Bu aralar, mağazalarda
yüzde 50 aman üzerine yüzde 20 daha falan diye indirimler var. Her zaman kullanacağımız,
klasik parçalar almanın tam vakti.
AVM lerde henüz yeni yıl süslerini, rengarenk ışıklarını kaldırmamışlar.
Sakin olsun diye erken gittik geçenlerde.
Siyah kışlık bir bot elimde, inceliyorum.
hoşuma gidiyor,kızıma gösteriyorum ;
''Bu nasıl'' ,''güzel'' diyor .
otuzsekizi istiyoruz. Kadife kumaş kaplı deneme koltuğunun kenarına,
poşetlerle birlikte kendimi de bırakıyorum.
Çocuk numarayı aramaya depoya, giriyor. Bir müzik yankılanıyor,
koridorlarda her zaman çalanlardan farklı.
Enstrüman sesi. Saksafon ve gitar. Ali Babanın çiftliği mi o çaldıkları?? evet.
Yerimden kalkıp mağazanın dışına çıkıyorum.
İspanyol şapkası gibi geniş kenarlı siyah şapkalar, siyah kostümler giymiş üç esmer
adam, bir küçük kız çocuğuna şarkı çalıyor.
Annesi babası ile birlikte kız ,şarkılara tempo tutuyor.
Bir ayağı yere ufak darbelerle vururken ,ellerini çırpa çırpa şarkıya eşlik ediyor.
Şarkı bitiyor, ''pembe panter şarkısı, mini mini bir kuş şarkısı'' ardı ardına yankılanıyor.
Tam dalmışken ,neredeyse bende el çırpıcam, delikanlı
'' hanımefendi getirdim otuzsekiz numarayı ''diyor ..
''yalnız siyahı yok kahverengi de otuzsekiz, kalmış''..
Eh,indirim bu, beden ya da numara sıkıntısı olur mu? olur..

15 den öncesi

Kafamızı dinlemeye gidelim İstanbul'dan kaçalım dedik güya. Bir iki gün güzel.
Deniz sakin, sıcak. Etraf temmuza yakışır bir kalabalık içerisinde çoluk çocuk sesleri,
her sabah pencerede öten guguk kuşu, arada geçen karpuzcu, overlokçu, sabah erkenden
bakkala giderken selamlaşıp muhabbet eden konu komşu, balkonlarda kuruyan plaj havluları..
aynı..
handiyse tek sıkıntım, hastalık geldiği için dibinden kesilen ,
her sabah dallarında sakaların şakıdığı o şahane zeytin ağacı;
neyseki diyorum tamda kesilen yerden kendi yavrusunu doğurup, büyütüyor,
handiyse onun gibi kocaman olma yolunda.

tam o sırada bir de kitaba başlamışım..
 
 
      
İşte o cuma gecesi önce sosyal medyadan duyduğumuz , sonra tv lerden takip ettiğimiz
kabus gibi bir gece idi.
Bizim gibi uzaktan izleyenler çoğunluktaydı belki ama hepimiz sanki bombalanan
bizmiş kadar etkilendik,
çoluğumuz çocuğumuz için endişelendik, panikledik, şaşırdık,
güvensiz hissettik..
15 temmuz hem çok sıcak hem de acı dolu bir gece ile sonlandı.