Haftaya güzel bir başlangıç yaptık. Onca yağmurlu günden sonra şahane bir havada çoktan uçup giden leyleklerin köyünü görmeye gittik. Ayvalık'a giderken gözüme çarpan tabelanın yoluna bu kez saptık ve Uluabat gölü kıyısındaki Karaağaç köyüne vardık.
Eskikaraağaç Köyü Avrupa Leylek Köyleri Ağı'nın ülkemizdeki tek temsilcisi olan köymüş.2011 yılında bu ağa dahil edilmiş.( Avrupa Leylek Köyleri diye bir ağ olduğunu öğrendik böylece) Malum hepimizin duyup bildiğini varsaydığım meşhur Yaren leylek ve Adem amcanın hikayesinin geçtiği yer bu Eskikaraağaç köyü ve Uluabat gölü. Elbette bir gerçek hikaye. Köyde Adem amcanın evi ve Yaren Leyleğin yuvası hemen gölün kıyısında. Küçük bir balıkçı köyü burası. Sahilde köyü çepeçevre dolaşan bir yürüyüş yolu yapılmış. Binbir çeşit kuşları gözlem için Kuş Gözlem Kulesi var .Küçük bir Kuş Müzesi var. Buradaki doldurma kuş maketleri doğadan avlanarak değil ölü halde bulunan kuşlardan oluşmuş. Bu husus, özellikle belirtilmiş.
Köydeki hemen hemen tüm evlere, bahçe duvarlarına leylekler ilgili fotoğraflar asılmış. Köy halkı çok cana yakın, bizi görünce camlardan çıkan hanımlar bizle baya muhabbet ettiler. Hoş geldik, nereden geldik, nereleri görelim.Ama tabii ki yaz geçmiş köy biraz sakin, çay bahçeleri kapanmış, tezgahlar kalkmış.
Köyde direklerin üzerine yuvarlak tahtalar kesilip leyleklere yuva yeri hazırlanmış. İşte bu yukarıdaki resimdeki sarı badanalı ev Adem amcanın evi, yanındaki direkteki yuva da baharda Yaren'in gelip konacağı leylek yuvası. Sahilde de Adem amca ile Yaren leylek turu yapmak için bir sandal mevcut. Bu iş gayet güzel bir turizm ve ticaret işine dönüşmüş durumda. Fiyatını öğrenemedik, kimse yoktu artık. Malum leylekler çoktan sıcak ülkelere uçup gitmişti.










