Konu; Eğitim.
Sizin okullu olduğunuz zamanlarla günümüzdeki eğitim öğretimi kıyasladığınızda neler düşünüyorsunuz? Nelerin değişmesini ya da nelerin gelmesini istersiniz? İlkokul öğretmeninizi hatırlıyor musunuz? Unutulmayan yönleri nelerdi?Okul yaşamınızda sizi olumlu etkileyen kaç öğretmeniniz oldu,neler yaptılar?
Konuyu gündeme getiren : Makbule Abalı
''..İlkokul öğretmenimiz İdris Doğru isimli bir beydi.Çok bilgili,kültürlü,babacan bir beydi. Gerçi arada disiplini kızılcık sopasıyla da sağladığı oluyordu. Aynı zamanda imamlık yapardı. Okul da zaten caminin bitişiğindeydi. Okul dediğime bakmayın, öyle bina canlanmasın gözünüzde. Tek katlı ,büyücek bir salon işte. Salona girişte sol tarafta sıra sıra beş on tahta sıra arka arkaya dizili. İlk sırada kızlı erkekli birinci sınıf öğrencileri, yanındaki dizinde ikinci sınıflar, onun yanında üçler, sonra dörtler işte beşinci sınıfa kadar tek salonda, aynı sınıfta okuyoruz. Duvarda kocaman iki karatahta yanyana asılı. Sağ tarafta öğretmen masasının yanındaki duvarda Atatürk resmi, onun yanında Türkiye Haritası asılı. Salonun orta yerinde kocaman bir odun sobası var. İşte beş sınıfa birden İdris Hoca bu sınıfta ders verirdi. Camii de imamlık yapan İdris Hoca ile yıllar sonra Bursa'da Tophane'de bir camide karşılaştım. İmamlık yapıyordu, vaazını dinlemek nasib oldu..
İlkokul çağları böylece köyde geçti. O zamanlar Gebze Çayırova'da köy çocuklarının tarım alanında bilgilenip yetişmesini sağlayan, çağdaş çiftçiliği öğreten, sonra da köylerine geri gönderen bir okul varmış. Babam İbrahim ve beni ilkokulu bitirince bu okula göndermek istedi. Babamın bu çabası için Bursa'ya geldik.Tahtakele'de karşılaştığımız Osman Peker ayaküstü sohbet esnasında babamı ikna ederek, bu sevdadan vazgeçiriverdi. Ki hayatımın dönemeçlerinden,yol ayrımlarından biridir. Babamın ikna olmasının en büyük nedeni toprağımızın az olmasıydı. Osman amca ,babama bizi ortaokula kaydettirmesin söyledi. Babamda bizi Temenyedeki ,sanırım hala faal olan, Bursa Çelebi Mehmet Ortaokuluna kaydettirdi. Babam köyde yaşadığı için nerede kalacağımız sorunu vardı.Bu aralarda yeni evlenen Emine halamlar Bursa'ya yerleşmişti. Onun yanında kalabilirdik. Tophane'de Yerkapı'da ,Kaleboyunda bir evde yaşıyorlardı. Hatice ablamda bizimle gelecek bize bakacak, halama da yardım edecekti. Evin bahçesindeki odunluk olarak kullanılan müştemilat onarıldı, boyandı bizim için hazırlandı. Çok karanlık bir yerdi. Emnine halamların komşusu polis memurunun oğlu Coşkun'da bizimle aynı okula gidiyordu. Her sabah üçümüz yürüyerek Temenyedeki okulumuza gidip gelmeye başladık. Benim okul numaram 546 ,kardeşiminki 545 idi. Bu numaralı okul kimliklerimizi aldık. Bize okul için forma aldılar. Tabi dar bütçelerimize göre idi kıyafetlerimiz.Ama,kimin umurunda yeni kimlikler, yeni arkadaşlar, yeni kıyafetler bizim çok çok hoşumuza gitti.
Ortaokulda sosyal yönlerim çok iyiydi. Törenlerde şiirler okurdum, izcilik grubuna katıldım.Halamın torunu Zeki'de benimle aynı okula gidiyordu. O zamanlar sınıflar odun sobası ile ısıtılıyordu.Zeki ile birlikte odunluktaki kısa kesilmiş odunları ,sobaya atılacak hale getirirdik. Tahminen üç ton kadar vardı odunlar. Bunun karşılığında bize elli kuruş vermişlerdi. Ortaokul yıllarım maddi olarak türlü zorluklar içinde geçti.Ama bir hayalim vardı. Ortaokulu bitirip Işıklar Askeri Lisesine girebilmek..''
M.Albayrak
Eğitim konusunda hem öğrenci olarak kendi dönemimi ,hem veli olarak çocuklarımın dönemini kıyaslayabiliyorum. İnanın en çok değişen, en düzensiz, en deneme tahtası gibi olan dönem ;çocuklarımın dönemi. Şimdi yaşananları hele hiç konuya karıştırmıyorum. Ayrı bir alem.
Bir de yukarıda okuduğunuz babamların dönemi var.Günümüzün sorunlarını ,daha yakından yaşayanlara öğrenci ve velilere bırakıp, konu için daha eskilere gidip, oradan kıyas yapmak istedim. Bir nevi zaman yolculuğu ile bu sorulara ben değil babamın anıları olsun cevabım..

