Düne ait..

Güneşli havalara kavuştuk. Dallar tomurcuklanmaya,hafiften yeşillenmeye başladı. Renkli papatyalar saksılarda yerini aldı. Güzel havalar geldi. 
Sahil gelen geçen ,yürüyüş yapan, bebeğini ,yaşlısını, evcilini gezdirenle doldu. Aslınsa bu kalabalık her mevsim var. Çok soğuk ve yağmurlar hariç. İstanbul'da sahil kenarları iyi ki halka açılmış. 
Yoksa nerede nefes alırdık.

Dün sağlık raporlarını uzatmaya gittik. Pandemi sonrası süresiz gibi olmuştu. Artık yıllık veriliyor. Pek kimse yoktu ama doktor acil anjiyo ameliyatına girdiğinden biraz bekledik. Geç çıkacağı belli olunca diğer doktora girdik. Sonuçta yapacakları muayene belli. Raporu alıp çıktık. Bugün de annemle göz doktoruna gideceğiz. Geçen yıl vikrektomi  yapılmıştı. Görmesinde pek bir fayda sağlamadı ama işte kanamalı bölge temizlenmiş, hasar ortaya çıkmış oldu. Sebebi de belli olmadı sarı nokta mı, pıhtı mı? Yine de iyi , idare ediyor. Çok şükür.

Hayatta şükür sebebi çok şeyimiz var. İsyan ettiğimiz, çaresizlik duyduğumuz zamanlarda yok değil elbette. Hepsi geçip gidiyor. Tıpkı suyun bir yerlere akışı gibi. Yüzme bilmeden içine girmeye kalkarsak boğulmak olası ama su sana yüzmeyi bir şekilde öğretir. Çırpına çıpına yüzeyde kalır, akışa kapılır gidersin. Yok  kenardan seyredersen zaten sorun olmuyor. Ne güzel akıyor, bak hüznümü de aldı götürdü der, kalırsın.  
 

Baharı Beklerken


Biz baharlar açtı  derken, cemreler düşecek diye beklerken, füzeler düştü, savaş çıktı. Baharı da bekliyorduk ama savaşı da bekleyenler vardı. Beklenen oldu. Dünyanın bitmeyen dramı. İnsanların ardı ardına nesillere devir teslim ettikleri en anlaşılmaz durum ,dert, çözümsüz olay ,acınası savaş. Bitmiyor, her gelen nesil yaşıyor bu durumu. 
Belki de bu da kurulu dünya düzeni dahilinde. Tıpkı her bahar açan badem çiçekleri gibi.
Ama badem ağacı her yıl açarken kimseye zarar vermiyor, aksine umut vaad ediyor. Oysa savaş her defasında eksiltiyor.
Yine de insan tuhaf bir varlık. Füze seslerinin arasında bir yerlerde çay demleniyor, ekmek  pişiyor, çocuklar oyunlar oynuyor, ana babalar saçlarını okşuyor. Hayat beton aralarından fışkıran yemyeşil otlar gibi, canlı. Devam ediyor. 
Belli ki bu da kurulu dünya düzeni dahilinde .

Badem çiçekleri açmaya devam edecek. Biz de yaşamaya. 
Belki bir gün, savaşın da nesilden nesile devredilen bir alışkanlık değil, geride kalmış kötü hatıra olduğu baharlara uyanır insanlar. Kim bilir.