Arpaçay'ın Kıyısında Bin Yıllık Şehir:Ani

Arpaçay

Erzurum'dan çıktıktan sonra istikametimiz kuzeydoğudaki Ani Harabeleri oldu. Rehberimiz öğleden sonra yağmur gösterdiği için ilk önce burayı ziyaret etmemize karar verdi. Ermenistan sınırına doğru yola çıktık. 

Türkiye ile Ermenistan sınırında bulunan Ani Harabeleri,tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış çok önemli bir ören yeri. Bir zamanlar bölgenin en büyük yerleşimlerinden biri olan Ani,bugün geniş bir alana yayılmış kiliseleri,surları ve çeşitli yapı kalıntılarıyla ziyaretçileri geçmişe götürüyor.

Harabelerin hemen yanında derin bir yarda akan Arpaçay,Türkiye ile Ermenistan arasında doğal sınır oluşturuyor. Çayın karşı kıyısı Ermenistan'ın taş ocakları var. Bu taş ocaklarında patlatılan dinamitlerin harabelere zarar verdiği bu nedenle faaliyetlerine zaman zaman ara verildiğini anlattı rehberimiz. Ne kadar doğru bilemem. Neden onca yer varken bu kadar önemli bir tarihi mirasın karşısında taş ocakları açtıkları düşündürücü.

Gittiğimiz mevsim tek kelime ile doğanın muhteşem olduğu bir dönem. Yemyeşil çayırlar, her türlü renkte kır çiçekleri, gelincikler bakmaya doyulmuyor. Rehberimizin anlattığına göre bu rengarenk çiçekler ve özellikle gelincikler yöre halkı tarafından kök boya yapımında kullanılıyormuş. Taa eskilerden beri buradaki dokumaların , duvar boyalarının renkleri hep bu bitkilerden özellikle gelinciklerden elde ediliyormuş. 

Ani'deki yapılarda siyah renkli bazalt taşının yoğun olarak kullanıldığı görülüyor. Bu da bölgenin volkanik geçmişinin bir sonucu. 

Ani Harabelerine Müzekart ile giriş yapılıyor. 65 yaş üzeri ziyaretçiler için giriş ücretsiz. .










Erzurum Günlüğü.

,

 Gezmeyi en çok sevdiğim aylar ilkbahar, sonbahar ayları. Bu yıl mayıs ayında Ayvalık işi çıkınca bizim gezi haziranın ilk haftasına kaydı. Doğu Anadolu görmek istediğim bir coğrafya ve bu gezi ile birlikte memlekette görmediğim az sayıda ilimiz kaldı. 

Memleketimizin her bölgesi her mevsim ayrı güzel ama ilk bahar ilk yaz bir başka. Bu gezdiğim yerlere kışın gelmek cesaret ister, çünkü oldukça soğuk bölgeler. Yaşayanlar alışkın ama gezmek için kışın değil bahar veya yazın gelinmeli. Haziran olmasına rağmen dağlarda kar eksik değildi. Bu soğuk sıcak hava durumlarına hassasiyet sanırım yaş ilerlemesi ile alakalı. Çünkü ilkokula Artvin'de başlamış üç yıl orada yaşamış biri olarak,o günlerden soğuk ya da sıcak ile ilgili belirgin bir şey hatırlamıyorum. Sadece çok kar yağardı, küçük boyumu aşacak kadar kar olurdu. Pırıl pırıl bembeyaz karlar, kardan adam ve kartopu. Anılar bunları çağrıştırıyor. 

İlk durak sabah 07.00 de vardığımız Erzurum. Ankara uçağından da  yolcu geleceği için beklemek için bizi Erzurum Evleri diye bir yere bıraktılar. Eski Erzurum evlerinin yapısını görebildiğiniz içiçe geçen avlu ve yollarla değişik bir yapı. Restorant ve kafe olarak hizmet veriyor. Açıkcası bize pek iç açıcı gelmedi.

Beklenen yolcu geldikten sonra hemen yakınındaki Erzurum'un sembolü  Çifte Minareli Medreseyi ziyaret ettik. Hemen az ilerisinde  Anadolu'daki en güzel kümbetlerden sayılan Üç Kümbetler'i dolaştık. Bu bahsettim yapılar birbirine çok yakın. İstanbul'da yaşayan bizler için Anadolu'da gezdiğimiz her şehir küçük, gezip görülecek yerler birbirine çok yakın geliyor.Hatta bazen İstanbul'da yaşadığımız bir semt,Anadolu'daki küçük bir şehir kadar kalabalık geliyor insana. Buralarda her yere yürüyerek rahatça ulaşıyorsunuz. Bu, büyük bir lüks.


Erzurum'un bir başka simgesi oltu taşı. Oltu taşından yapılan çeşitli süs eşyalarının ,takıların, tespihlerin vs.  satıldığı dükkanların birarada bulunduğu Taşhan'ı da dolaştık. Oltu taşı  yeraltından çıkan kömüre benzeyen parlak ,siyah bir taş.  

Erzurum'da ilgi çekici bir başka eser de Uzundere ilçesinin Çamlıyamaç köyündeki  Öşk Manastırı. Yemyeşil bir köyün içinde,yüzyıllara meydan okuyarak günümüze ulaşmış ancak ne yazık ki bakımsız bırakılmış bir manastır bu.Restorasyon çalışmaları başlanmış sonra yarım kalmış. Etrafı çevrili duruyor. Bu civarda Gürcü Krallıklarına ait pek çok yapı var. Ama turist çeksin diye uğraşılıyor mu? Emin değilim. Maalesef Erzurum bana biraz ilgisiz kalmış geldi. Belki uzun süre karla kaplı bir yaşam sürüldüğünden dolayı belki de tüm ilgiyi kayak turizmine ayırdıklarındandır. Ama öyle olsa Üniversiteler Arası Kış Oyunları için yapılan kayakla atlama pistleri o halde olmazdı,diye de düşünmedim değil.





Erzurum da bir diğer doğa harikası ise Tortum Şelalesi. Bu sene çok yağış olmasından dolayı su debisi yüksekti. Hatta seyir balkonlarından manzarayı izlerken ıslanmadan kalmak neredeyse imkansızdı. Bu arada şelaleyi izlemek ücretli. hangi hizmet için ücret alınıyor anlayamadım.Ne için alınıyor o ücret bilemedim. Şelale yakınında çay kahve içilecek tesis var, çok iyi değil ama kısa bir mola için yeterli.


Evet tabii ki Erzurum'a gelip cağ kebabı ve kadayıf dolması yemeden dönmedik. Hepsi çok lezzetli ve uygun fiyatlıydı.