Ağrı Dağı'nın Gölgesindeki İhtişam:İshak Paşa Sarayı

 

Ve şimdi de heybetli Ağrı Dağı'nın eteklerinde kurulmuş Doğubayazıt'tayız .Dağların arasında kendine bir saray yaptırıp  düşmana korku salarken, kendi sonunu da hazırlayan İshak Paşa'nın ünlü sarayını ziyaret ettik. 

İshakPaşa Sarayı
(Avluda görülen iki küçük kulübe alt katlardaki zindanların havalandırması.Kulübelerin arkasındaki türbenin kime ait olduğu bilinmiyor.)

Osmanlı topraklarına giren İranlı elçilerinin karşılandığı sarayın ihtişamı, gösterişli yapısı ve ince taş işçiliği Padişahın kulağına kadar gitmiş.. Padişah ''Sen kendini benden üstün mü tutuyorsun ,''diyerek İshak Paşa'yı sürgüne göndermiş. Yakınlardaki Pasinler Karakale'de zindana atıldığı da söyleniyor. Sonrası pek bilinmiyor. tabii bunlar rivayet, efsane.

 Gerçek olan sarayın ihtişamı. Ağrı dağı bu civarda her yerden görünmesine rağmen Saray sadece ovayı görüyor. İshakPaşa'nın düşmandan korunmak amacıyla çevredeki tepelere bile surlar yaptırdığı kalıntılarından anlaşılıyor. 

Ovayı gören harem pencereleri..
Duvarlarda kendi ve sarayı için yaptırdığı methiyeler yazılı.

İshakpaşa Sarayını gezmek 65 yaş üzeri ücretsiz, diğer ziyaretçiler Müzekart ile giriş yapabiliyor. Müzekart fiyatı bu yıl 200 TL. Bir yıl boyunca kullanılabiliyor.

Kars:Kışın Değil, Baharın Şehri.

 

Ve nihayet ziyaret edeceğimiz ve konaklayacağımız ikinci Doğu Anadolu şehrindeyiz: Kars.

Kışın Doğu Ekspresiyle gelinen ,yılın büyük bölümünü karlarla kaplı geçiren *serhat şehrimiz..

''İyi ki bu mevsimde gelmişiz,''diye düşündüm. Hava kapalı ve serin hatta bir ara çiseleyen bir yağmur vardı Kars'a ulaştığımızda. Ama yine de her yer yemyeşildi. 

Meydanda yazılı ''Gazi Kars''yazısı dikkatimizi çekti. Gaziantep'i, Şanlıurfa'yı Kahramanmaraş'ı biliyoruz ama Kars'ın Gazi ünvanını alan ilk ilimiz olduğunu öğrenince şaşırdım. Osmanlı-Rus savaşı sırasında Kars halkının kahramanca savunması sonucunda şehre bu ünvan verilmiş. 1877-1918 yılları arasında Rus işgali altında kalan Kars ,1920 yılı itibariyle yeniden Türkiye topraklarına katılmış. 

Rus işgali döneminin etkileri bugün bile şehirde hissediliyor. Izgara planlı sokaklar, siyah bazalt taşlı taşlı binalar oldukça dikkat çekici. Yapıların bir kısmı restore edilmiş , bir kısmı hala virane,zamana direnmeye çalışıyor. 


Konakladığımız otel olan Katerina Sarayı 'da Kars çayının kıyısında yeralan muhteşem bir bina. Tv ekranlarında gezi programlarında ve dizilerde görüp merak ettiğim bu mekanda konaklama fırsatı bulmak beni mutlu etti. Gerçekten de ekranda görüldüğünden çok daha etkileyici bir konuma sahip. Otelin odalarına  çeşitli ünlülerin ismi verilmiş. Biz de Orhan Pamuk Odası'nda konakladık.

Kars'ta uzun sokak yürüyüşleri yaptık, binaları inceledik, Kars Kalesi ve etrafını gezdik. Tabii ki o  ünlü lokantada kaz eti ve pite de yedik. 

Kaz eti aşırı pahalıydı, söylemeden geçemeyeceğim. Açıkçası biraz turist kazıklanması yaşadığımızı düşündüm. Evet, bir çok yerde satılan kazların Kars kazı olmadığı,başka şehirlerden getirildiği söyleniyor ama yine de bir porsiyon kaz eti yanına bol yağlı bulgur pilavı 1.650.-TL olması bana fazla geldi.Fazla geldi.

Kars, süt ve süt ürünlerinin bolca bulunduğu, hayvancılığın gelişmiş olduğu bir şehir. Peynirde de tabi Kars kaşarı, malakan peyniri, gravyer tüm çeşitlerin en lezzetlileri burada galiba:)

 Malakanlar 93 Harbi olarak bilinen Osmanl-Rus savaşı sonrası Kars ve civarına yerleştirilmiş Rus kökenli toplulukmuş. Uzun süre burada yaşadıktan sonra ,kendi rızaları ile başka ülkelere göçmüşler. Mandıracılık, değirmencilik ve peynircilik konusunda şehirde izlerini bırakmışlar. Malaka peyniri de böyle bir mirasın günümüze ulaşan lezzetlerinden biri.

Neyse efendim  sevgili okuyucu; Kars  çok güzel bir şehrimiz.Bakımlı,düzenli. Bence kesinlikle kıştan ziyade bahar ve ilk yazda görülmesi gereken bir şehirlerimizden biri.

Not:* ''Ser''  şehir  ''had'' sınır. Serhad şehri ; sınır şehri demek. Yabancı devletler sınırdaş olan şehirlerimize bu ünvan verilir. Kars, Ardahan, Iğdır ,Ağrı illerimiz bu unvanla anılır.