İstanbul'dan Hafta Sonu Notları..

 Lodosuyla, nemi ile hoş geldin yaz sıcakları.. İstanbul böyle işte. Hemen Ayvalık'ı özlemeyeceğim, kendime sözüm var. 

Geldiğimden beri pek bir şey yaptığım söylenemez. Zaten oğlum sağ olsun  biz yokken dağınık tutmuyor evi, gayet düzgündü her şey. Belki dağıtıyor da  biz döneceğimiz zaman her şey yerli yerine koyuyordur,bilemiyorum. Bir tek ütü biriktirmişti ,o kadar olsun dedim.

 Ütü yapmayı severim zaten. Bir şeyler dinleyerek ütü yapmak en sevdiğim ev işi diyebilirim. Yemek pişirmek ikinci sıra. Zaten diğerlerini makinalar hallediyor. En sevmediğim süpürge işiydi.Sonra binbir nazlanarak aldığım, ''Ne gerek var?'' dediğim robot süpürge hayatıma girdi. Şimdi evin gözbebeği ve benim kurtarıcım oldu. 

 Yarın çocuklar kahvaltıya gelecek, görüşmeyeli neredeyse bir ay oldu. Haftaya doğum günleri var ama sürpriz olsun diye bu hafta kutlamaya karar verdik. Epeydir/pandemiden beri olabilir/ doğum günlerinde ikisini bir arada bulmakta zorlanıyoruz. Oğlan yanımızda oluyor genelde ama kız ya arkadaşları ile kutluyor ya da bir yerlerde oluyor/mesela bu kez hafta sonu yurtdışında kutlayacaklarmış/ Bize de sonrası kutlamak düşüyor. Onun için bu hafta sonu küçük bir pasta keselim, birlikte kutlayalım dedik. 

Pazar günü ise bir arkadaşımın annesinin yedisi  için okutacağı  mevlidine gitmem gerekiyor. Annesini bu hafta başında kaybetti. Epeydir görüşmemiştik böyle bir sebeple görüşmek istemezdim ama kısmet. Epeydir hastaydı annesi. 

Bu sene iki arkadaşım annesini bir tanesi babasını kaybetti. İnsan bu haberleri alınca ister istemez durup düşünüyor. Yaş ilerledikçe hayatın takvimi değişiyormuş. Eskiden gelen nişan, düğün, doğum haberlerinin yanına vedalar da ekleniyormuş. 

Yine de hayat tüm hızıyla akıp gidiyor. Bir yanda doğum günü pastaları kesiliyor, bir yanda mevlitlerde dualar ediliyor. 

İşte yaşamak tam da böyle bir şey..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder