kısa kısa..

🎕Eylül ayı geldi , yapraklar sararmaya başladı.  
Bir miskinlik var üzerimde. Bunu kırmam lazımdı. 
Biraz arabayla dışarıya çıktım. Yolda önümüze Müslüm Gürses çıktı. ''insanlar sahte olduktan sonra , biz gerçekleri yazsak ne yazar.'' diyor rahmetli.
Bu ara özellikle siyasette insanların nasıl da sahte olduklarını gördükçe ,umutsuzluk katsayım artıyor. 
Kuşa , buluta, ağaca ,börtü böceğe veriyorum dikkatimi. 
Tuzla sahil
Hele o masmavi deniz yok mu? Üzerinde beyaz köpükler ve beyaz martılar..
İyi ki var.. Sahilde denize bakmak , öyle uzaklara uzaklara  öyle rahatlatıyor ki.

 🎦Hazır açılışı yapmışken ikinci bir sinema keyfi yapalım dedik. Bizim çevredeki sinemaların tamamı kapanıp pandemiden sonra yeni bir AVM'de yeni sinemalar açıldı. Biz buraya da ilk kez gittik. Kat kat sinema da oluyormuş. Bizim salon 3.kattaydı. Küçücük bir salon ve biz sadece dört kişi ile evde film izler gibi film izledik. Güzel de oldu. Film neydi onu da belirteyim ;OAK CADDESİ'NİN SONU
Anne Hathaway ve Ewan McGroger başrolde, bir gerilim ve korku filmi. Vasat bir yapım. Hatta Netflix'te Son Ev isimli bir film  seyretmiştik, neredeyse onun benzeri . Bir ev ve bir sokakta geçen bir film. İdare ettik . Geçen sefer soğuk sinema salonu tecrübesi ile tedbirli gitmiştik ama salon ısı ayarı gayet iyiydi.

✍Bloglarla ilgili de okuma listesi hiç güncellenmez oldu , okuyamıyorum komşu blogları , nedendir ki? Başka yerlerde yazmak için bakındım. Substack var , word press var. Ama wordpres çok karışık geldi, substack daha pratik ama bilemedim. Bloggera çok alışmışım galiba..
Okuma listene düştüysem ,ne mutlu..

1 yorum:

  1. yeliz arkadaşımız, günün çorbası, kullanıyor substack, yolun sonundaki ev gibi demek ki, bu tür film çok yaptılar evet, ben de fall 2 gittim, dağcılık ama çok fenaydı dağda mahsur kaldılar :)

    YanıtlaSil