İSTANBUL KARTAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İSTANBUL KARTAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kartal havası

Mevsimlerin en süslüsü hangisidir? diye düşünsek ki düşünmeye gerek yok aslında, ilk yaz  denen ilkbahar ilk akla gelendir. Şimdi eğri oturup doğruyu konuşmak icap ederse İBB'nin en iyi olduğu konulardan ,en çok çalışırken gördüğümüz alanlardan biri, park bahçe işleri. Her boş alana yapmaya çalıştıkları parklara ,mevsimine göre begonyalardan, menekşelere, güllere,sümbüllere envai çeşit çiçekleri ekerler. İstanbul'da tarihsel bir geçmişi olan lale , nisan ayı geldiğinde başrole çıkar,adına festivaller şenlikler,falan düzenlenir. Mesela dün bir üst geçitte reklamını asmışlardı;Sultanahmet meydanında çok büyük bir lale halısı yapmışlar.Nasıl bir şey bilemedim,giden varsa belki anlatır. Bir zamanlar lale zamanı lale bahçesi ile ünlenmiş  Emirgan'a  gidilirdi.
Emirgan lale bahçeleri  pek meşhurdur halada asıl görsel şölen oradadır.Şimdi trafik, kalabalık falan ,gidilmesi zor.Pek gereği de kalmadı zahir. Çünkü artık laleler İstanbul'da her köşe başında ,hemen her kaldırım taşında, her orta refujde her boş toprak parçasında dikili.İlk zamanlar olduğu gibi koparıp eden yok
Alıştı herkes çiçeklere. 

 Henüz piknikçilerin mangalları ile duman altı etmedikleri sahilimiz şu günlerde en güzel mevsimini yaşıyor.Karşıda adalar manzarası, mavi gökyüzü, martılar,laleler,mis kokulu sümbüller,serçe cıvıltıları.
İnce belli bardakda ,demli bir de çay. 
Daha ne olsun.
Güzel bir haftasonu diliyorum.

İstanbul'dan yeni yılın ilk günü

pırıl pırıl bir hava..
günlük güneşlik.
Tarih 01.0cak.2018 pazartesi  .Fotoğraflarla size de göstereceğim gibi
bizim buralar:
 yürüyüş yapanlar,
 piknik yapanlar,
 güneş ışıklarının yansımaları,pırıltıları,

 Olcay'ın bisikletini bekleyen Kartallı kedicik,

güneşlenen  sahil kedicikleri,

 yürüyüş sonrası birer demli çay içmek isteyenlerle dolu..


Tabi soğuk var mı? Var ..
O kadar olacak, Ocak ayına girmiş bulunuyoruz nihayetinde..

oradan nasıl görünüyor peki???

 Karşı taraftan bakınca bizim için böyle bir çerçeve içinde bir tablo misali uzanıyor Adalar..
Adına şarkılar yazmışız  ''Ada Sahillerinde'' diye  ''Biz her gece Heybeli'de'' diye,
''Adalardan bir yar gelir bizlere'' diye...

Issız sessiz sakin sokaklarını fotoğraflamıştım geçtiğimiz baharın son güzel ayında,
ne kadar da huzur dolu idi.

Beli bükülmüş bir ihtiyar gibi köşe başını tutmuş ,tarih kokan kimbilir ne hayatlar , ne aşklar, ne acılar ne sıradanlıklar ya da olağanüstülükler yaşanan bu ahşap ev gibi ne evlerle dolu sokakları.

 
Sadece sakinliği mi? Eğlencesi, plajları, denizi güneşi sanki Marmara'da bambaşka bir kapı
açılmışda siz içine düşmüşsünüz gibi hissettiren yer Adalar..
Bize karşıdan böyle bir güzellik şöleni sunan Adalar bizi nasıl görüyor derseniz;
Tamda böyle taş bir yığın halinde uzanan kocaman bir ''gökdelenli köy''...
Neyse ki mavi deniz mavi gökyüzü bu griliğe bir renk bir güzellik katabiliyor..
Belki bir kaç yıl sonra şu ilerde boş görülen tepeler de betonlarla dolu olacak...

bir hoş seda imiş..


Bu kartpostalı görünce hele birde annem dahil doğma büyüme Kartallı
olunca  hey gidi Kartal'ım hey diyesi geliyor insanın, rıhtımında çay bahçeleri
sahilinde kayıkların bağlı olduğu, arabalı vapurla Yalovaya seyahat edilebildiği,
trenlerin Haydarpaşa'ya ya da Anadolu'ya gidip gelirken mola verdiği istasyonu,


İstanbulluların da yazlık olarak tatile geldiği , denize girilebilen plajların sıra sıra olduğu Kartal.
Düşündümde  benim bildiğim Belediye plajı, Nizam pilajı, Kum plajını sayıyorum birde
sıra sıra devlet kurumlarının kampları; Sigorta kampı, askeri kamp, ptt kampı, su işleri kampı
hepsi sahile sıfır dizili,Dragosa kadar..
Deniz desen billur gibi, sırf kum..


Sahilde evlerin çoğunun kayığı vardı, açılıp biraz derinlerde denize girilebilirdi.
Semtin biraz dışarısı ise bağlık bahçelik bostanlık, zeytin ağaçları, incir, cevizler.
Kuyulardan serin buz gibi sular..
Vallahi kendim yazarken bile imrendim ,
hayal mi bu diye düşünmedim değil , ne güzelmiş  Kartal..
Aslında herşey ilk kartpostalda görünen o sipsivri bina ile başlamış.
Devlet Hastanesi.
Tren istasyonunun hemen yanında. İlk yapıldığında yük trenleri
geçerken sesten hastalar nasıl duracak, diye tartışılmıştı, çok yüksek denmişti,
sokak arası denmişti, denmişti.
Şimdilerde  dönüşüme girdiği söylenen Kartal aslında yıllar yıllar önceden beri
taş ve betona dönüşmüş meğer, ruhumuz bile duymamış
daha da dönüşecek bir şey bulmuşlar.
Zaten kaybettikleri güzellikleri arar gibi de bir halleri yok dönüşüm diyenlerin.
     İşte eskiden deniz olan şu yukarıdaki sahilin son hali;
 
İstasyon yok, yıkıldı,Marmaray yapılacak diye,3-4 yıldır ses yok,
arabalı vapur kaldırıldı, şimdi sadece ufak bir İDO iskelesi var ki o da en ufak
bir hava olayında sefer iptali yaşıyor.
Plajlar kamplar yok oldu, zaten girecek temiz deniz de yok ya.
 
Tabii ki yenilensin ama neden ''varolanı'' koruyup geliştirip yanına ilave
yapmak varken, ''yok edip'' yenisini yapmaya çalışırız ki..
Şu an elimizde ne var derseniz;
heryer  bina, her köşe inşaat, neyse işe yarar
bir sahil yolu, parklar bahçeler , sahilde mangal yapanlar,
manzara bu kaldı.

öncesini yaşamayanlar , sonradan göçenler için sorun yok da
bizlerin gözleri arıyor işte ...