SEAGULL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SEAGULL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi olanlar.


 Tüm gün oturup sekiz bölümlük Kasaba'yı izlerken, pencereme martı kondu. Yine camları karıştırmış anlaşılan.Alt komşu ekmek parçası koyuyor cam kenarına. İhtimal küçük oğlu kuşları yakından görsün diye. 
Kasaba konu itibari ile güzel, izleten ama biraz iç karartıcı,sıkıcı. Okan Yalabık'ı uzun süredir izlememiştik. Kısa kısa sekiz bölüm, bir gün içinde bitti. Aralara evin işleri de serpiştirildi. Bitmeyen çamaşır, yemek vs. 

Akşam yemeğe kızıma gittik. Damadımızla kızım, ikisi de yeni işlerine başladılar bir süre önce. Onlara gelen çiçeklerden bir tanesini ,aynı çiçekten ikisine de geldiği için,  bize verdiler.
Para çiçeği(pachira aquatica) imiş adı. Yeni işe başlayanlara sık hediye ediliyormuş bu dönem, hatta yaprağına sahte para falan takıp öyle süslüyorlarmış! Duymamıştım.
Bir de hikayesi varmış bu para ağacının(ağaç gibi kalın gövdesi var);
Çok uzak bir ülkede yaşayan yoksul bir adam ,bir gün dua ederken'' geçimimi kazanacak bir yol göster Tanrım '' diye dilekte bulunmuş. Ertesi gün ormanda gezerken ,daha önce hiç görmediği bir çiçek görmüş. Tohumlarını alıp evine getirmiş, bahçesine ekmiş. Çiçek bol bol açmış, etrafındakiler de bu çiçekten satın almak istemişler. Adam bu çiçekten elde ettikleri ile kısa sürede yoksulluktan kurtulmuş.
İşte bu çiçeğin böyle bereket getirdiğine inanılıyormuş.


İşte bizim evin yeni üyesi.🌱Nadiren de olsa çiçek de açarmış



martılar..

 

Pencereme kuş kondu. İstanbul'un kuşlarından en meşhuru ; kocaman bir martı. Tabi bu bir kumru ya da karga da olabiliyor. Onlar İstanbul hava sakinleri. Tabi bazen mevsimine göre sığırcık kuşları , kırlangıçlar ve ebabiller de ziyaret ediyor göç yollarının üzerindeki bu koca şehirden. Leylekleri de unutamayız. Bir de son yıllarda yeşil papağanlar var.Bunlar bilinenler, daha kim bilir kaç tür kuş var üzerimizden gelip geçerken, karınca misali gördükleri insancıklara baka baka uçup giden.

Martı en çok içli dışlı olduğumuz kuş,büyük kuş,bir tavuk kadar var, belki daha büyük. İşte hep insanları mı konuşacağız, bu gün martılara bakalım ne gibi özellikleri varmış ,bize benzeyen ya da bize hiç benzemeyen.

Pek çok ilginç özelliğinden bazıları şöyleymiş mesela;

Uçarken Uyuyabilirler 😴✈️Martılar, göç sırasında veya uzun uçuşlarda tek gözlerini kapatarak beyinlerinin yarısını dinlendirirler. Böylece hem uyanık kalabilir hem de dinlenebilirler.

Buz Gibi Havada Hayatta Kalabilirler ❄️Martıların ayaklarında kan damarları özel bir sistemle düzenlenmiştir. Soğuk havada veya buzun üzerinde durduklarında vücut sıcaklıklarını kaybetmezler ve donmazlar. 

Kendi Yavrularını Tanıyabilirler 👶Martılar büyük koloniler hâlinde yaşasalar da her anne martı, kendi yavrusunun sesini ve kokusunu ayırt edebilir. Yavrular da annelerini kısa sürede tanır ve başka bir martıya gitmezler. (Tıpkı koyunlarla kuzular gibi:)) 

Çöpçü ve Temizlikçi Kuşlar 🗑️Martılar genellikle kıyılarda, şehirlerde ve çöplüklerde sıkça görülür. Doğanın temizlikçileri olarak atıkları tüketerek ekosistemi dengede tutmada önemli bir rol oynarlar. 

Bazı Martılar Tek Eşlidir 💕Çoğu martı türü tek eşlidir ve ömür boyu aynı eşle birlikte kalır. Eşleriyle güçlü bağlar kurarlar ve her yıl aynı yuvalama alanına dönerler. (Ne kadar romantik) 

Uçan Yavru Yetiştirme Teknikleri 🏋️‍♂️Martı yavruları uçmayı öğrenirken ebeveynleri onları yavaş yavaş cesaretlendirir. Yüksekten atlamaları gereken türlerde, anne-babalar yavrularını önce daha güvenli yüksekliklerden atlamaya teşvik eder. (Bunu bizim apartmanın karşı binasının damında sık sık gözlemliyoruz, baya uçmayı öğretiyorlar)  

Geri Dönüşçüler! 🔄Martılar belirli bir bölgeyi sahiplendiklerinde, yılın belli dönemlerinde sürekli aynı yere dönerler. Bu yüzden birçok sahil kasabasında her yıl aynı martı ailesini görmek mümkündür .(vefalı kuşlar, köklenmeyi seviyorlar demek)  

Hırsızlık Yetenekleriyle Ünlüler 🍟Özellikle şehirdeki martılar, insanlardan yiyecek çalmakta ustadır. Sahillerde dondurma veya patates kızartması çalan martıları görmüş olabilirsin!  (Bu konuda bizzat,yaşadığım deneyim)  

Kanat Çırpmadan Süzülebilirler 🌬️   Martılar hava akımlarını ustaca kullanarak uzun süre kanat çırpmadan havada süzülürler. Bu, onları çok enerjik ve dayanıklı kuşlar yapar.

Farklı Türleri Farklı Yaşam Alanlarında Yaşar 🌍Dünyada yaklaşık 50’den fazla martı türü bulunur ve bazıları deniz kenarında yaşarken bazıları iç kesimlerdeki göllerin veya nehirlerin yakınında yaşamayı tercih eder.

Martılar gerçekten doğanın en uyumlu ve akıllı kuşlarından biri! 🕊️  Doğadaki bize gayet normal gelen ama aslında her biri muhteşem bir mucize gibi olan canlılardan sadece bir tanesi. İşte İstanbul'a ayrı bir güzellik katan bu canlılar, bu kuşlar bu martılar böyleyken böyleymiş, bir çok özelliği varmış..


pusuya düşmek

 En sevdiğim mekanlardan birindeyim, çocukluğumdan beri geldiğim, etrafına inat neredeyse hiç değişmeyen ;Ayazma çay bahçesi. Odun ateşinde pişen çıtır çıtır lahmacunları ve pideleri nefis yanında getirdikleri açık ayran da keza öyle. Bir zamanlar çayı da şahane idi kaynak sularından demlerlerdi, şimdi terkos suyundan yapıyorlar tadı iyi sayılmaz çay bahçelik tarafı sadece isminde kalmış. Yine de bu kusuru görmezden geliyoruz. Hava mis, biraz poyraz var serinletiyor ama güneş ısıtmakta kararlı.Manzaramızda puslu  Marmara denizi, tam karşımızda şileplerin koylarına demirlediği Prens Adaları. Gökdelenler, plazalar , yüksek katlı apartmanlar her neyse işte bir beton yığını yükselip deniz manzarasını kapatmaya devam ediyor , belli ki bir kaç yıla Marmara denizi ve Prens Adaları sadece aralardan bir yerlerden görünür hale gelicek. Bunu da es geçip yemeğin ve manzaranın tadını çıkartmaya çalışıyoruz. Yanımda sevdiklerim var sohbet güzel mi güzel derken efendim , o da ne öyle!? Sağ omuzumdan önce hafif bir rüzgar sonra bembeyaz tüyler ve pembeye çalan bir gaga, perdeli ayaklar görüyorum önce jalapeno turşuya sonra ortada duran kuşkaş pideye dalıp tam ortadan kocaman bir parçayı kapıyor ve çığlığımla birlikte o da korkup cıyaklayıp havalanıyor. Bir anda kocaman kanatları ile masayı kaplayan martının ardından biz üçümüz şaşkın bakakalıyoruz . Beni uzaktan izleyip kuşkaş pidenin masaya gelmesi ile saldırıya geçen martı maalesef sadece masayı dağıtmakla kalıyor ağzındaki pideleri yere düşürüyor. Kenar köşemizde dolaşan, her daim buralı demirbaş  kedilerden biri  fırsatı değerlendirip pideyi kapıyor. Tam bir kime niyet kime kısmet olayı. Kocaman kanatları neredeyse masayı kaplamış ve tekrar uçarken tabii ki ağzındaki pideyi de yere düşürmüş .Bende rüzgarı ile saç baş dağılmış, neredeyse omuzumdan uçacak martı karşısında şaşkınken  garson olaya yetişti ; ''Yeni başladılar  martılar böyle masalara davetsiz gelmeye'' diye söylenerek masayı toparladı , kedi pideye afiyetle devam ediyordu. Biz neyse ki lahmacunlarımızı bitirmiş hatırı kalmasın diye de ortaya söylediğimiz kuşkaş pideye ise henüz başlamamıştık. Bizim kısmetimiz değilmiş, martının da değilmiş. Pide ,tekir kedi ve arkadaşlarının kısmetiymiş çünkü kalanları da kendisine verdik o da diğer arkadaşları ile paylaştı. Pusucu martı da ortalığı dağıttığı ve gagaladığı jalapeno biberlerin acısı ile kalakaldı.

 İşte böyle bir pusuya geldim sevgili okuyucu, martılar aç mı kalmış, aç gözlü hale mi gelmiş!? Anlayamadım. Dikkat edin İstanbul'da dışarda yemek yerken, kedi köpekler masa altında dolaşırken asıl tehlike havadan gelebilir, her an bir martı yemeğinize doğru pike yapabilir:)



Martılar Ne Bekliyor?

 

Bizim sokağın martıları ve çığlıkları eksik olmaz ,tüm İstanbul'da olduğu gibi. Ayvalıkta beni en çok şaşırtan şeylerden biridir martıların azlığı hele yazlıkların olduğu mahallelerde  tek tük uçarlar. İstanbul'da beraber yaşıyor gibiyiz. Karşı binaların çatılarına konan martıları izlemek tam belgesel tadında hele o yavrularını uçurma zamanları çok enteresan. Eğer moraliniz bozuksa ya da tersi, keyifliyseniz martı izlemek Tv de dizi izlemekten bile daha iyi kafa dağıtır. 

Son zamanlarda her sabah bir cayırtı kopuyor, cak caklıyorlar, gaklıyorlar aman allah çeşit çeşit sesler, bağırışlar. Sabah sekiz oldu mu önce hepsi damlara dizilip bekleşiyor. Kıpır kıpırlar ama  sessizler , sonra karşı sokağın başında hafif tombul, Demirel saçlı, dayı tişörtlü bir adam görünüyor ,elinde beyaz bir poşet. Adam ortaya çıkar çıkmaz bizim martılar da bir sevinç ,bir hengame ,bir bağırış, aman amann adamın geldiği yöne uçuşuyor hepsi, koca kanatları ile süzüle süzüle sanki kucaklayacaklar, sarıp sarmalayacaklar gibi. 

Sakin adımlarla köşe başındaki otoparkın önüne gelen adam elindeki beyaz poşetteki yiyecekleri kaldırıma boca ediyor. Etrafında bir martı bulutu ,bir sevinç çığlıkları, bir gürültü ,adam biraz seyrediyor, sonra yine geldiği gibi sakin sakin uzaklaşıyor. O uzaklaşırken çoktan yiyecek kapışma savaşı başlamış, ganimetten pay alan martılar hızla uzaklaşıp damlara konuyor, yiyecek kapamayan martılar onları takip ediyor,bir itiş kakış yaşanıyor. Rızkını kapan gidiyor, yetişemeyen kim bilir belki ertesi sabahı bekleyerek süzülüp uçuyor ,uzaklaşıyor. Martılar için bile  İstanbul'da karnını doyurmak kolay gibi görünse de epey  mücadele istiyor. Önüne konulan yemeği bile kapmak için didişme halinde martılar bile. 

Kimdir bu adam ,bilmiyorum? Sokak hayvanları denilince hemen köpek ,ikinci  olarak kedi diyenlere nispet edercesine martıları ,kuşları da düşünen bir insan. Sanırım mahalle esnafından biri. Martılara kahvaltı veren biri.. belli ki kuşları seven ,belki iyi biri.. 




aç mı kaldın sen?

Yıllardır bitemeyen caddenin karşısındaki inşaatta, aman bir faaliyet bir faaliyet.
Harıl harıl çalışıyorlar. Sabahın erken saatinde bir onlardan ses geliyor, birde
üst kattaki komşunun cam kenarına koyduğu ekmeği kapışan martılardan.
Uçarlarken öyle bir pike yapıyorlar ki cama çarpacaklar sanıyorum.Neyse teğet geçiyorlar.
Bu günkü vaka sayısı 359 kayıplarımız 4. Bakan her geceki açıklamasını yapmış.
Uykudan önce. Korku masalı.
Gazetelerde İdlib'de 3 askerimizin şehit olduğunu öğrendim. Makamları cennet olsun.Memleket onları asla asla asla unutmamalı. Salgın derdine düşenler,
senelerdir süregelen can acılarımızı unutmamalı.
Biz tuhaf huyları olan milletiz .Belki insanlık genelde öyle.Diğer toplumları bilmiyorum. Bir zamanlar değersizleştirmeye, itibarsızlaştırmaya çalıştığımız,kimi zaman şiddete maruz kaldıkları için isyan ettirdiğimiz ama sonuçta ellerine düştüğümüz sağlık çalışanları için,dün akşam alkışlama etkinliği vardı.
Saat 21.00 de balkonlardan, pencerelerden alkışlandı fedakar, cefakar,çalışkan
sağlık çalışanları. Allah güç kuvvet versin onlara.
Her zaman dua ettiğim meslek insanlarındandır doktor, hemşire ve diğer sağlıkçılar.

Evet nasıl bir ilhamsa her gün yazasım geliyor. Sanırım kendimi moral açısından en rahat ,en iyi bu mecrada buluyorum. Hem blogları okumak, hem yazmak iyi gelmeye başladı.
Bir de misafirim var ben bunları yazarken.
Tam karşımda bir içeri bakıyor, bir dışarı. Üst katta ekmekler bitti anlaşılan,diğer
katları dolaşmaya çıkmış.
Cam kenarına ekmek vb. yem olarak koymayı sevmiyorum. Sonuç olarak apartman katlarında yaşıyoruz alt katımız ,üst katımız var. Komşularımıza rahatsızlık vermeye mahal yok. Yiyecek mi vereceksin, arka tarafta kocaman bir parkımız var ,orada yapılacak bu işler.
Kuşlar, kediler ,köpekler //zamanında yeterli ve gerekli barınaklar yapılmış olaydı bu kadar sokak hayvanı olmayaydı iyiydi ya neyse // bu dönemde aç ve ilgisiz kalmış olabilir.
Onları da unutmamak lazım..



buzzz gibi...


        Hava soğuk mu soğuk, bu kış, haftasonu meteorolojinin tahmini tutarsa,
İstanbul'a üçüncü kez kar yağmış olacak ki bu her sene olan bir şey değil. Genelde,
yağmur, soğuk sis pus idare ediyoruz kış aylarında. Bu kış karla hasretimiz son buldu.
Martılarım bile pustu, , sesleri kesildi, kanatlarını kapatıp oturuşuyolar,
bizim ev hallerimiz gibi..

Ayşe Kulin 'de tam bu gri güneşin kaçıp gittiği havalarda geçen bir kitap yazmış,
bende bu yılın ilk kitabı onu okumaya başladım ama  sarmadı işin açıkçası.
Daha çok başındayım, umarım ilerleyen sayfalarda beni yakalar...
Her gün şehit, cinayet, kaza bela haberi eksik olmayan yurdumdan dünde,
Türkiye'nin köklü denilen ailelerinden Koç ailesinin oğlu Mustafa Koç'un vefat
haberini öğrendik, bazı insanları tanımasanız da, hiç alakanız olmayan hayatlarınız
olsa da bir üzüntü duyuyorsunuz, bu haber de öyleydi, sanırım iyi de bir insanmış,
çalışkan, insancıl, ardından herkes iyi konuştu, Allah rahmet eylesin..
hayat böyle,
 bir varmış
bir yokmuş.
Umarım arkamızdan söylenecek iyi şeyler bırakırız...


  

istanbul havası


Nasıl bir şey bu İstanbul, bir anda çayınızı içip, bir şeyler atıştırırken
bir martı gelip camınızı tıklatıyor, içinizdeki asık suratı bir anda üfürüveriyor.

onca hengameye rağmen bir mavi gökyüzü,
bir tatlı lodos, geçen gemiler, rüzgarla zevk yapan kuşlar , özgürlüğü hatırlatıp,
ferahlatıyor...








 
 
 


Yukardaki kareler dün dolaştığımız Sarıyer'den. Lodos bugün şiddetini artırsa da
havayı ,bahar havası gibi yaptı, onun için herkes parklarda güneşle haşır neşir olmuş
durumdaydı. Sanırım yıllarca değişime uğramayan nadir ilçelerden Sarıyer, Boğazın
en güzel yerinde aynı zamanda. 3.köprü bitince ne olur bilemiyorum ama umarım
uzun yıllar bu güzelliği bozulmaz...
                                                   
 
ama oraya kadar gitmişken Tarihi Sarıyer Börekçisinde
börek yemeden de dönülmez ki:))